Başbakan Erdoğan Pakistan'dan sonra İran'a geçti. Türkiye işgalden bu yana iki kez üstlendiği İSAF Komutanlığı'nı kasımdan itibaren üçüncü kez üstlenecek.
Özetle; Türkiye karmaşık denklemli bu üçgende çok önemli bir faktör.
Sıra ile gidelim...
Pakistan iç savaşın eşiğinde. Amerikan destekli % 10 Zardari yönetimi Washington'dan aldığı 7 milyar dolarlık acil yardım karşılığında Amerikalıların istediği şekilde Taliban'a savaş ilan etmiş durumda. Taliban ise yalnız Vaziristan bölgesinde değil Amerikan destekli yönetime karşı büyük şehirlerde intihar eylemleri ve bombalamalarla karşılık veriyor. En iyimser tahminlerle bu savaş aylarca sürer.
Ama işin bir başka boyutu var...
Kendi Taliban'ına karşı bu kanlı savaşı sürdüren Pakistan ordusu zaman zaman Afganistan Taliban'ına destek vermeyi de ihmal etmiyor. Çünkü her iki Amerikan 'dostu' olan Pakistan ile Afganistan arasında çok ciddi ve büyük sorunlar var. İslamabad yönetimi ve ordunun bir kanadı geleneksel düşman olarak algıladıkları
Hindistan ile yakın ilişkiler içinde olan Karzai'den hiç memnun değil. Aynı askeri kanat Keşmir'de Hindistan ordusuna karşı savaşan ve Taliban'dan destek alan bazı radikal İslami gruplara yardım ediyor. Bu gruplardan biri olan Leşkari Tayyibe örgütü 27 Ağustos'ta Hindistan'ın Mumbai kentindeki saldırıları gerçekleştirmişti.
Radikal Sünni olan bu örgüt ile organik bağı olan ve Kaide destekli Cundullah örgütü ise Şii İran'ın hedef tahtasında.
İranlılara göre Pakistan, ABD ve İngiltere'den destek ve yardım alan bu örgütün militanları geçen hafta Devrim Muhafızları komutanlarını hedef alan intihar eylemini gerçekleştirmişti.
İşte böyle bir Pakistan'ı bu hafta ziyaret etmesi beklenen Hillary Clinton İslamabad'ın sahip olduğu nükleer bombaların kontrol altında olduğunu belirtiyor. Amerikan'ın Pakistan koordinatörü Holbrooke ise bu ülkenin teröre (Taliban ve radikal İslamcı gruplar) karşı mücadelesini çok beğendiğini söylüyor.
Gelelim Afganistan'a...
İki ay önce % 30'u geçmeyen bir katılımla yapılan hileli seçimlerin sonuçları ancak geçen hafta ilan edildi. Bu sonuca göre kazandığını ilan eden Karzai kasımda yapılacak ikinci tura kalmıştı! Bu durum ise ülkeyi hızla iç savaşın eşiğine getiriyor. Çünkü nüfusun çoğunluğunu oluşturan Paştunlar ile Tacik ve Özbekler durumdan hiç memnun değil. Taliban ise NATO ve ABD'den 100 bin askerin (on binlerce paralı asker de var) 8 yıl süren savaşına rağmen hala ülkenin neredeyse yarısını kontrol ediyor. Karzai de Taliban'ın 'ılımlı' kanadına haber göndererek 'gelin ülkeyi birlikte yönetelim' diyor ama Taliban'cılar 'Önce işgal bitsin 'şartı koşuyor.
Özetle Afganistan'ın işi çok ama çok zor. Tıpkı 6 yıldır Amerikan işgali altında olan ve Başbakan Erdoğan'ın bugün bulunduğu İran'ın komşusu Irak gibi. Kısa bir süre önce Erdoğan'ın ziyaret ettiği, her gün bombalarım patladığı ve ocak başında çok önemli bir seçim yaşayacak olan Irak öncelikle ve doğal olarak Türkiye, İran ve Suriye'yi ilgilendiriyor. İşte bu nedenle Ankara; Şam ve Tahran ile çok önemli ilişkiler geliştirerek bu coğrafyanın kaderinin belirlenmesinde birlikte hareket etmenin önemine dikkat çekmek istiyor ve o yönde hareket ediyor. İşte bu nedenle ve hep belirttiğim gibi Başbakan'ın Tahran ziyaretinin sonuçlarını çok önemsiyorum.
Umarım nükleer dosyası nedeniyle Batı ile problemler yaşayan İranlı liderler de bu sorumluluk bilinci ile davranır ve coğrafyamızı çok daha tehlikeli oyunlardan kurtarma çabasına katkıda bulunur. Çünkü başta Filistin olmak üzere bu coğrafyadaki diğer sorunları ve karmaşık denklemleri bir yana bırakarak özetlemeye çalıştığım Afganistan-Pakistan-İran -Irak dörtgenindeki durum karşısında Türkiye'nin tek başına ya da yalnızca Suriye ile birlikte tüm riskleri önlemesi sonra da var olan sorunları çözmesi pek kolay olmazsa gerek!
Ama her şeye rağmen bu coğrafyada barış, istikrar ve esenlik yolunda samimi ve ciddi çaba gösteren tek ülkenin Türkiye olduğunu da herkes kabul etmekte ve bunu takdirle karşılamaktadır.
Bunun yeterli olmadığını düşünenler ise biraz daha beklemelidir.
Çünkü er ya da geç bu coğrafyanın halkları gibi Amerikan işbirlikçisi iktidarları ve onların yalaka aydınları da bu gerçeği görecek ve kendilerinden utanarak 'Türkler kadar olamadık' diyerek hayıflanacaklardır.
Sonrası çok kolay olmazsa da pek zor olmayacaktır.
Yaşayanlar bunu da görecek.
Bundan asla ve hiçbir zaman şüphe etmedim.
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.