Dün Diyarbakır Barosu eski Başkanı Sezgin Tanrıkulu aradı. Endişeliydi. “Biliyor musun?” dedi, “Hani hep Türk ve Kürt arasında gerilim yoktur. Evlilikler fazladır denir, ya... Korkarım bu resim giderek değişiyor. Bugün bir Türk ve Kürt’ün evlenmesi 10 yıl öncesine göre daha zor.”
Sonra şu gözlemi de aktardı: “Artık hem Doğu’dan Batı’ya hem de Batı’dan Doğu’ya göç de zorlaştı. İki taraf da birbirini dışlıyor. Doğulu Batı’da, Batılı da Doğu’da eskisi gibi kabul görmüyor.”
***
Sezgin Tanrıkulu, Güneydoğu’yu çok iyi tanıyan, toplumun tansiyonunu doğru ölçen bir isim. Üstelik genellikle iyimserdir. Kürt meselesinde yapıcı bir tavır alır, ayrımcılığı ve provokatif yaklaşımları her zaman eleştirir. O nedenle onun bu tespitini çok önemsedim.
***
Acaba hakikaten de Türkler ve Kürtler giderek ayrışıyorlar mı? Türklük ve Kürtlük radikalleşme eğiliminde mi?
***
Son günlerdeki tabloya bakacak olursak ‘evet’. Ancak iki cephedeki radikalleşme hızı aynı değil. ‘Türklük’ cephesi daha belirgin ve hızlı şekilde uca savruluyor. Çünkü bu cephenin üzerinde ‘vatanseverlik’ zırhı ve statükonun gücü var. O nedenle sesi daha gür çıkıyor.
***
Anıtkabir’e akın eden ve İlker Başbuğ’a “Paşam bizi kurtar!” diyenler “Türklük cephesindeki” büyüyen gerginliğin, artan hassasiyetlerin göstergesi. Eskiden o cephe çok daha hoşgörülü ve kapsayıcı iken artık daha “elekçi” olmaya başladı.
Öyle ki Türk’ü giderek daha belirgin bir şekilde etnik bir temele oturtuyor ve Kürt’ün karşısına yerleştiriyor. Ve bunu, kendini savunmak için yaptığını düşünüyor.
***
“Kürtlük cephesi” ise şu sıra dikkatleri üzerine çekmeme gayretinde. O cephe Mahmur ve Kandil’den gelenlere tepkiler dolayısıyla sinmiş durumda. Ancak bu, geri adım attıkları anlamına gelmiyor. Hatta ‘kamp’ bilinciyle hareket etmeyenler bile mevcut tabloda bir tarafa itilmiş hissediyorlar kendilerini. Üstelik artık onların diğer cepheye (Türklük cephesi) geçişleri çok daha zor. Ortak alan ise gittikçe küçülüyor.
***
Gelinen noktada Kürt açılımını “kapatmak”, ortak alanı yok etmek ve bu ülkeyi oluşturan ağacın önemli bir gövdesi olan Kürt dalını kesmek olur. Bu da Kürtleri radikalleştirmekten başka bir işe yaramaz.
***
Toplumdaki ayrışmayı, “hevesi kursağında bırakmanın” toplumun bir kısmı üzerinde nasıl bir etkisi olacağını Meclis’teki sorumluluk sahipleri göremiyorlar mı? 10 Kasım’da açtıkları o pankartların provokasyondan başka işe yaramayacağını bilmiyorlar mı?
***
Tabii ki görüyorlar ve biliyorlar. Ancak belli ki hesapları başka.
Heyecanlı yolculuk başlıyor
HaftalardIr kovaladığım bir seyahat var. Uzun telefon görüşmeleri ve yazışmaların ardından nihayet yeşil ışık yandı. Bu gece yine Cem’le yola çıkıyoruz. Uzun bir yolculuk bizi bekliyor. Önce yakın bir noktada bir gün mola vereceğiz ve gerekli son izinleri alacağız. Sonra karayolu ile 10 saatlik bir yolculuk daha...
***
Üzerinde çok konuştuğumuz ama hakkında pek bir şey bilmediğimiz bir yere gidiyoruz.
Gördüklerimizi sizlerle paylaşmak için sabırsızlanıyoruz. Ama yarın beni affedin! Haftaya görüşmek üzere...