Türe Özçelik

kategori2

Yüreğim buruluyor o kızları görünce, izlemek istemiyorum

16 yaşını doldurmadı. Beden dili, makyajsız yüzü, gülüşüyle o daha çocuk. Her sabah ben uyandırıyorum. Yoksa servisi kaçıracak. Sütünü eline veriyorum. İçmez, aç aç gider okula. Sivilcelerini pek dert ediyor; “kolonyalı talk pudrası iyi geliyormuş” diye duymuş. Her gece yatmadan önce, talk pudrası seansımız var. Dar tişört giymeye utanıyor. Oğlanları merdivenden çıkan kızların bacaklarına bakarken görmüş. Okul eteğinin altına şort giymeden okula gitmiyor. Aşı olmaktan çok korkuyor; “domuz aşısı olmayacağım” diye tutturdu. Ders çalışacağım diye oturuyor masanın başına, bir bakıyorum uyuyakalmış. Usulca yatağına götürüyoruz babasıyla; “sen de yanıma gel” diye tutturuyor. Uzanıyorum yavaşça. Ellerini saçlarıma dolayıp uyuyakalıyor.

***
70 yaşındaki koca adamın tacizine uğrayan, dedesi yaşındaki adama karılık eden, dayısının âşık olduğu ve sonra tecavüz edip öldürdüğü o küçük kızlar da böyle çocuktular. Hâlâ anasının-babasının sıcacık göğsüne ihtiyaçları varken, cinsel açlıkları kafalarına vurmuş adamların yanlarında ne işleri vardı onların!

***

Henüz 13-14 yaşına girmiş köylü kızının edasından, işvesinden etkilenenler; “gel seni alıp kaçayım, duvağına altınlar saçayım” diyerek kandırmak yoluna gitmemişler mi? “Kirpikleri kara, kaşı kara, gözü kara, gerdanı benzerdi kara, kısacık elbiseli, dar elbiseli” diye türkü söyleyenler liseliye iç geçirmemişler mi? 15 yaşında Nazife Hanım’ın oyuna getirilerek aldanmasına üzülenler, “Nazife Hanım’a yazık ettiler” dedikten sonra; “15 yaşındaki Nazife’ye doyum olur mu” diyerek Nazife’yi kandıranlara içten içe hak vermemiş mi?
Adamların içinden geldiği kültür bu, 14’lük kızı alıp karısı yapınca, herkesin ona neden ateş püskürdüğünü anlayabilir mi?

***
13-15 yaş kızlara yönelik ilgiyi, taciz, tecavüz ve Anadolu türküleriyle sınırlayarak, kültürel yetersizlikle bağdaştırmak yetmiyor. Şu aralar televizyonda ‘15 Yaş’ adlı bir yarışma programına rastlıyorum. Ana yüreğim buruluyor o kızları görünce, izlemek istemiyorum. Abartılı saç, makyaj ve kıyafetler içinde bir sürü küçük kadın ne yapıyor orada? Ses yarışması desek, ortada ses yok, usul yok. Dans mı ediyorlar yoksa? Yooo! Tombiş, tombiş oradan oraya zıplıyor gibiler. Hem neden 15 yaş erkek çocukları da dahil değil bu yarışmaya? Zaten çocukların müzik yeteneklerini değerlendirecek vasıfta bir jüri de yok ki ortada. Hafta içi, gece yarısına yakın ve canlı yayın. Gençler izlesin diye yapıldıysa bu program, yaşıtları o saatte uyumakta. Ertesi gün okul var. Yok, eğer yetişkinler izlesin diye yayınlanıyorsa; 15 yaşındaki bu kızları izlemekten sadece bir grup zevk alır. Onlara verilen adı da burada söylemek ayıp olur. Sen anladın onu!

HELİN AVŞAR’IN MOR ELBİSESİ

Televizyon programları için hayati önemdedir sponsorluklar. Pek çok şahane proje sponsor bulamadığından elde kalır. Bunu bilen firmaların yanına havalarından varılmıyor kimi zaman. ‘Ürünlerini kim kullanacak, nasıl kullanacak, hangi sahnelerde kullanacaklar’ diye kılı kırk yarar, bazen de canından bezdirirler adamı. Hele hele dünyaca ünlü bir marka ise, aylarca koşturur peşinden; üç-beş ürün verir, onun da takipçisi olur, geriye alacakları günü iple çekerler.
Son zamanların açık ara önde giden dizisi ‘Aşk-ı Memnu’ sponsorlarını ihya ediyormuş. Diziyi izleyen hanımlar ertesi gün mağazaları dolduruyor, “Beren’in gri, tül kollu kazağından istiyorum” diye tutturuyorlarmış mağaza çalışanlarına. Kırmızısı olmaz, illa ki gri olacakmış ama. Durum böyle olunca sponsor firmalar ‘Aşk-ı Memnu’nun önünde kuyruğa giriyor tabii. Sponsorlardan biri de Burberry imiş... Hani şu ünlü ekoseli marka. Ülkemizde daha çok, manevi olarak muhafazakar, maddi olarak da bonkör olan kesimin hatunlarının kullandığı  bejli, grili, kahverengili ekoselerin markası.

***
Hafta boyunca gazetelerde Helin Avşar’ın ablalarına öykünerek yaptığı bir röportajın fotoğrafları yer aldı. Helin, yazar Rasim Ozan Kütahyalı ile iç gıcıklayan pozlar vermiş. Üstünde de “Ben ekoseli markayım” diye bas bas bağıran mor bir elbise... Ürünlerini, gücün, görmüşlüğün, ihtişamın bulunduğu ortamlarda görülmesini tercih eden, bu konuda kılı kırk yaran bu marka için Helin Avşar uygun mecra mıdır bilemedim. Bazen markayı yönetmek, yaratmaktan zor oluyor işte böyle.
 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3