AKŞAM GAZETESİ | Bahri Havadır | 2009-11-21
19 Mayıs Stadı'nda bira ara gözüm Ankaragücülülerin şov için gökyüzüne saldığı balonlara takıldı. Ama esas balon sahadaydı!
Yani üç haftadır tekleyen Galatasaray, gerçek bir balondu. Öyle bir patladı ki, o ses, o şiddet tüm sarı-kırmızılıları darmadağın etmeye yetti.
Şimdi Galatasaraylılar bana kızacak ama inatla söyleyeceğim; 80 ile 90 arasında yenilen üç gole bakıldığında her şey apaçık ortada. Hadi ilk golü yemişsin, maçın bitmesine en az on dakika var.
Yenilen ikinci, üçüncü golün akılla izah edilmesi mümkün değil. Çok komik duruma düştüler. Galatasaray'da esas sorun şu ki; 'şımarıklığın bedeli Ankara'da gün yüzüne çıktı...'
Herkes, hepimiz, Rijkaard ve tüm futbolcular erken havaya girip 'rüya takım on puan farkla şampiyon olur' dedik. Ama böylesine saçmalıkları hesaba katmadık.
Elinizi vicdanınıza koyun, Brezilya milli takımında Elano'nun böylesine umursamaz tavırlarına ne diyeceksiniz? Caner'den sol bek ısrarına ne anlam vereceksiniz?
Ayhan'ın, Mustafa Sarp'ın rezillik derecesinde koşuşturmasına, pas hatalarına ne yorum yapacaksınız?
Defansı, forveti saymaya bile gerek yok. Açıkçası şımarıklığın bedelini Galatasaray, Ankara'da ağır ödedi. Hem de varlık içinde yokluk çektiği dönemde. Düşünün Ankaragücü'nde forvette Metin var, Galatasaray'da Milan Baros, orta sahada onlarda Semavi, Galatasaray'da Aydın. Ve birçok örnek.
Bunun yanında yedi aydır maaş alamayan Ankaragücülü futbolcular..
Ama ne oldu; herkes gücünü zorladı, haddini bildi, aklını kullandı, düşüncelerini eyleme dönüştürdü.
Özetle hepimiz tarafından erken havaya sokulan Galatasaray'ın gerçek yüzü ortaya çıktı.
Rijkaard diyor ki; 'Bundan sonra çok çalışmamız lazım.' Kaptan Arda ise 'hem rakipleri, hem de hakemleri yeneceksin' diyor.
Ankaragücülüler ne diyor biliyor musunuz? 'Ne oldi, rengin mi soldi...'