AKŞAM GAZETESİ | Nedim Atilla | 2009-11-21

kategori2

Zeytin denizinde yüzer gibi

5. Ayvalık Zeytin Hasat Şenliği'nde zeytin ve zeytincilik konuşuldu, harika zeytinyağlı yemekler tadıldı...


Güzel bir köy meydanı; güneş, kasım ayında olduğumuzu unutmuş, hafiften yakıyor... Masalar kurulmuş, nefis yemekler hazırlanmış. Dört bir yanda güzel insanlar var. Yani, 'güneşin sofrasındayız, dostların arasındayız...' Bu şenlik, bu güzellik sözle anlatılacak değil, yaşanacak bir şey. '5. Ayvalık Zeytin Hasat Şenliği' başlamış, Murateli Köyü'nün meydanı, gerçek zeytin dostlarını ağırlıyor. Antik çağ yazarlarından biri, "Zeytin, dededen toruna mektup yazar" demiş. Anadolu'da ise şöyle deriz, "Bağ babadan, zeytin dededen kalır..."

AĞAÇLANDIRMADA BÜYÜK ADIMLAR
Önce, Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Rahmi Gencer'i dinliyoruz; ağaçlandırmada büyük adımlar, iç tüketimdeki artışta ise daha küçük adımlar olduğunu öğreniyoruz. İç tüketimdeki artışta bu şenliğin ve devamındaki etkinin rolü büyük kuşkusuz. Ayrıca, coğrafi işaretin zeytinyağında da kullanılıyor olduğunu göstermek önemli. Zeytin coğrafyasında, gastronomi turizmi yapılabileceğini göstermek de... Bir gece önceki Yörük Mehmet'in yemeklerini ya da Sevim-Necdet Kent Kütüphanesi'nde Kürşat Ailesi'nin, özellikle de Fatma Kürşat'ın sunduğu yemekleri yemek için bile kim yola çıkmaz ki?
Ticaret Odası ile Ayvalık Belediyesi'nin birlikte düzenlediği şenliğin önümüzdeki yıllarda uluslararası bir festivale dönüştürülmesi planlanıyormuş; sevinerek öğreniyoruz. Osman Can'ın zeytin bahçesinde zeytin topluyoruz bir yandan da. Önce çağla yeşili bir yağ süzülecek, erken hasat meyvelerin suyu sıkıldığında; kalanlar ya kırılacak ya çizilecek ya da salamura edilecek. Emek, bitmek bilmeyen bir emek... Sonbaharın erken hüznüyle başlayan bu zahmetli serüven, bin yıllardır aynı hevesle tekrarlanır. Kış ortasında da sona erer. Bu coğrafyada zeytin ve zeytinyağı yaşamın her gününe damgasını vurur.

ANADOLU MUTFAĞI ZEYTİNYAĞIYLA GÜZEL
Ustamız Mehmet Yaşin, 'Zeytinyağı ve Lezzet' konulu bir söyleşi gerçekleştiriyor; keyifle dinliyoruz. Muammer Ketencoğlu da Ege türküleriyle coşturuyor bizleri. Köy meydanında, Cunda'daki 15 ayrı lokantanın hazırladığı birbirinden leziz Ayvalık yemeklerini yiyoruz. Anadolu mutfağının zeytinyağı ile bir başka güzel olduğuna bir kez daha şahit oluyoruz. Sadece salatalarda ve zeytinyağlı yemeklerde değil, tüm sıcak yemeklerde, deniz ürünlerinde, deniz ürünlü bulgur pilavında (paella'ya rakip) ve tatlılarda da zeytinyağının lezzetini birlikte yeniden keşfediyoruz. Son yıllarda zeytin ağacı, Anadolu topraklarında da hak ettiği değeri bulma savaşı veriyor. Bu savaşta hakkı ödenemez insanlar var. İşte onlardan biri olan Mehmet Tevfik Süner, ilki bu yıl verilen 'Zeytinyağının Gururları' ödülüne hak kazanıyor. Üç kuşaktır zeytincilikle uğraşan ve zeytin yetiştiriciliğinde pek çok ilke imza atan Süner ödülünü, Anadolu Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Tuncay Özilhan'ın elinden alıyor. 
Süner, elbette tek örnek değil. Zeytini doğru dürüst, ağaca ve dala zarar vermeden, meyveyi hırpalamadan elle ya da makine ile toplamaya uğraşan, günü gününe sıkıma yetiştirmeye çalışanlar var. Bu coğrafyada, dünyada 'zeytinyağlılar' başlığı altında bir yemek grubuna sahip tek mutfak olduğumuzun değerini bilen ve bunun hakkını veren aşçılar var. Her yemekte zeytinyağı kullanan, Hipokrat'ın geleneğini mutfakta sürdüren aşçılar... Bay Nihat'tan Hakan kardeşimize, Deniz'den Süleyman Usta'ya ayrıca sevgi gönderiyoruz.
TARİHTEN ÖNCE DE ZEYTİN
Zeytine, zeytinyağına bilimsel yaklaşanları da unutmayalım. Kimi antik çağın zeytin sıkma geleneğini günümüze taşımış; kimi dünyanın en iyi zeytinyağını sıkmış... Kiminin damak tadı öyle benzersiz ki sadece tadarak zeytinyağının hangi tarlaya ait olduğunu söylüyor; kimisi 10 yıllardır zeytin ağaçlarını bilinçli budayarak onları 'yakışıklı' birer delikanlı haline getiriyor; kimi de kendinden çok ama çok yaşlı ağaçların bakımını üstleniyor.
Fotoğraf sanatçısı İsa Çelik ile birlikte hazırladığımız 'Zeytin Anıtları' kitabını imzalıyoruz şenliğin son gününde dostlarımıza. Hava güzel, mekan güzel, Ayvalık güzel... Kitabın hazırlanması aşamasında destek veren herkese yürekten teşekkürler ediyoruz; projemizin büyük destekçisi Pelin Bayraktar'a da özellikle. Ayvalık'ta ne yana gidersek gidelim, görkemli ağaçlar yalnız bırakmıyor bizleri. Zeytin denizinde yüzer gibiyiz. Bu ağaçlar muhteşem gövdeleri, dört mevsim dökülmeyen gümüşî yaprakları, heybetli dalları ile insanı kendine hayran bırakıyor. İnsan durup durup bakmak; bir daha, bir daha seyretmek istiyor. Henüz tarihin bile hesaplayamadığı zamanlardan gelmeleri de cabası. Masallarda, tüm din kitaplarında, bilinen bütün ritüellerde var oluşlarından geliyor biraz da cazibeleri.
Başka bir şenlikte buluşmak üzere veda ediyoruz güzel kentimize...