AKŞAM GAZETESİ | Hüsnü Mahalli | 2009-11-21

kategori2

Haberin değeri

Suriye lideri Esad'ın kendisine ve M.Ali Birand'a verdiği demeci Hürriyet'in manşetine taşıyan Ertuğrul Özkök, Esad'ın 'İsrail ile ilişkilerinizi iyileştirin' sözlerini manşete taşımıştı.
Bu manşeti haber yapan Fransız Haber Ajansı AFP, bu cümleye artı bir anlam yükleyerek abonelerine servis etti. Suriye ile ilişkisi limoni olan Suudi Arabistan destekli El-Arabiye televizyonu bu haberle biraz daha oynayarak Esad'ın  İstanbul'a geldiği 8 Kasım'da gün boyu yayın yaptı.
El-Arabiye'nin haberinden 'Esad Türkiye'nin İsrail'e karşı sert politikalarından pek mutlu değilmiş ve  bu ilişkilerin düzelmesi için Ankara'ya telkinlerde bulunuyor'' anlamı çıkıyordu.
İnanılacak gibi değil.
El-Arabiye'de çalışan meslektaşlarımız ve onlara para ödeyenler sanki başka bir gezegende yaşıyor.
Sanki bu kişilerin Başkan Esad'ın Türkiye ve Türkiye'nin İsrail karşıtı tavrı ile ilgili  bilgileri yokmış gibi...
Ama yapılacak bir şey yok.
Bir tarafta ABD destekli Suudi parasıyla yayın yapan bir televizyon, öbür tarafta Türkiye karşıtı söylemlerle seçim kazanan Sarkozy'nin ülkesi Fransa'nın resmi haber ajansı...
Peki bu iki yayın organı acaba neden Suriye lideri Esad'ın Fransa ziyareti ile ilgili olarak aynı mesleki duyarlılığı göstermedi?
Üstelik Esad Türkiye ilgili olarak çok önemli şeyler söylemiş ve Elysees (Elize) Sarayı önünde Sarkozy'nin gözlerine baka baka 'Suriye-İsrail görüşmeleri ve Ortadoğu barışı konusunda Fransa'ya düşen görev Türkiye'nin rolüne destek vermektir. Bu konuda katkı sağlamak isteyen herkes bize ulaşmak istiyorsa Türkiye kapısından gelmelidir. Biz İsrail ile barış görüşmeleri konusunda Türkiye'den başka arabulucu kabul etmeyiz'' demişti.
Paris'teki meslektaşlarımızın Fransız ve Suriyeli kaynaklardan aktardığı bilgiler ise çok daha ilginç: Başkan Esad, Sarkozy ile yaptığı iki saatlik resmi görüşmelerin en az yarım saatini Türkiye konusuna ayırarak Sarkozy'ye 'Türkiye'nin önemini kabul edin. Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıkmayın, bölgesel barış çabalarında Ankara'ya yardım edip destek verin ve bölgede etkin olmak istiyorsanız onunla birlikte hareket edin. Çünkü o zaman güvenilir olur, saygınlık kazanırsınız'' demiş.
Aynı kaynaklar Sarkozy'nin Türkiye karşıtı politikalarında yakın gelecekte önemli değişiklikler meydana geleceğini söylüyor.
Peki sizce tüm bunların haber değeri yok muydu?
Var ise AFP acaba neden bu detayları kendi abonelerine servis etmedi.
Hadi diyelim ki AFP bu detayları görmezlikten geldi. Peki Paris'te iyi bir muhabiri bulunan El-Arabiye televizyonu neden bu bilgileri kendi seyircilerine aktarmadı?
Hadi diyelim ki; AFP ve El-Arabiye'nin 'kötü niyeti' var o zaman Türk medyasının büyük bölümü neden bu önemli bilgileri Türk kamuoyuna yansıtmadı?
İşin daha ilginç tarafı Paris ya da Brüksel'de muhabirleri bulunan televizyon ve gazeteler de bu olayı görmedi ya da görmezlikten geldi.
Oysa olay Türkiye açısından çok önemli bir haberdi ve haberciliğin gereği olarak Türk kamuoyuna iletilmeliydi.
Söylenecek bir şey yok sonuçta.
Ama umarım Paris'teki Türkiye Büyükelçiliği tüm bu detayları Ankara'ya iletmiştir. Çünkü Stratejik İşbirliği Anlaşması'nın imzalandığı Suriye'ye her yerde sahip çıkan Ankara'ya Şam benzer jestlerle karşılık vermektedir. Arap ülkelerine sürekli olarak 'Türkiye ile dost olun' diyen Esad, Suriye'deki Ermeni nüfus üzerinden Ermenistan yönetimine 'Türkiye ile barışın' telkinlerinde bulunuyor. İran'a da 'Türkiye'ye güvenin' diyen Esad gittiği her yerde 'Türkiye'nin değerini bilin, bize ve bölgeye  gelecekseniz Türkiye üzerinden gelin' diyor.
İşte bu nedenle Şam ile Ankara arasındaki ilişkilerin vardığı noktayı bölgenin geleceği açısından ben çok önemsiyorum. Umarım Türkiye ve bölge medyası da bunun farkında olur. Çünkü sıra pek yakında Türkiye-İran haberlerine gelecek ve AFP ile benzeri 'kötü niyetli' kişi ve kurumlara çok malzeme çıkacak.
Belki de bu nedenle bu yayın organları İsrail Başbakanı Netanyahu'nun önceki demecini hemen Türkiye'ye ulaştırdı.
Çünkü Netanyahu 'Suriye ile barış konusunda Türkiye'ye güvenmediklerini'' söylemişti.
Sanki Türkiye'nin çok umrunda!