AKŞAM GAZETESİ | Tuğçe Tatari Evliyagil | 2009-11-21

kategori2

Konsept: Pornografi

Bacakları daha çok görünsün diye eteğini sıyıran kıza mı, göğsüne değen ünlü kadının elinden heyecanlanan oğlana mı, televizyonun tanıtımını ablaya, gazeteninkini kardeşe yaptırtan Habertürk'e mi üzüleyim bilemedim.
Açıkçası gülmedim, alay etmedim ve röportajı okumadım.
Fotoğraflara baktım sadece.
Böylesi fotoğraflar vermeyi içine sindirmiş bir oğlanın fikirlerini, böylesi fotoğrafların ana karakteri bir kızın sorularını nasıl ciddiye alabilirdim ki?
Tamam maksadınız konuşulmak, son yıllarda 'konuşuluyorsa iş iyi iştir' anlayışı hakim medyaya. Ama okutarak konuşulmak değil miydi amaç? 

***
Ben aslında röportajın ardından yaşananlardan bahsetmek istiyorum...
Hadi gelin şöyle kısaca bir göz atalım, bakalım röportajdan sonra neler söylenmiş:
Kız, 'Sevişmedik. Konsepte uyduk' dedi.
Oğlan, 'Daha da coştuğumuz kareler vardı, neyse ki onlar yayınlanmamış' dedi.
Kız, 'Sevgili olup olmadığımız kimseyi ilgilendirmez' dedi.
Gazete, 'Kız başarılı. Röportaj yaptığı kişinin 'gerçek yüzü'nü ortaya çıkarttı' dedi.
Oğlan, 'İki ayağını bacağımın arasına koymadı' dedi
Oğlan, 'Gömlek düğmelerimi çözmeye başladı. Daha da ilerliyordu. Kendimizi kaptırmıştık' dedi
Kız, 'Dikkat edilmesi gereken karşı tarafa böyle pozları nasıl verdirdiğimdir' dedi.
Oğlan, 'Başkası olsaydı bu pozları vermezdim. Aramızda bir süredir elektrik vardı' dedi.
Oğlan, 'Yaptık bir hıyarlık' dedi.
Abla, 'Herkesin bir tarzı var ve ben kardeşimin tarzını beğeniyorum' dedi...

***
Anlıyorum...
Bu 'kız'ı meslek sahibi yapmak istiyorsunuz.
Anlıyorum...
O da artık 'biri' olsun istiyorsunuz.
Bu 'biri' olma sürecine en uygunu da bizim zavallı meslek seçilmiş, onu da anlıyorum.
Ama temize çekmeye çalışırken, 'Bak aslında onun da kafası çalışıyor' demek isterken yine tek bildiğiniz ve en iyi bildiğiniz stratejiyi uyguluyorsunuz.
Tam bu sefer olmaya en yakın yerde dururken, yine bir avuç inciri berbat ettiniz.
'Ani parlatma', 'hemen oldurtma' hastalığınıza yenik düştünüz.
Magazin dünyasında yürüttüğünüz stratejiyi 'gazetecilik'e uygulamaya kalktınız.
Maalesef bu seçilen yollar, 'biri' yapmaz o kızı.
Ha! Elbette şöhreti artar ama siz bu yolları hangi iş kolunda denerseniz deneyin, aynı amaca ulaşırsınız.

Köşe yazarları sahne dünyasına merak saldı
Şİmdİ o kızcağıza işini iyi yapan ve kısa yoldan şöhrete merak sarmamış genç yazarları örnek göstermek istesek kimi bulacağız?
Şüphesiz ki yeni albüm çalışmalarına hızla devam etmekte olan Ayşe Özyılmazel ve Onur Baştürk'ü.
'Özyılmazel'i biliyorduk da Baştürk nereden çıktı şimdi?' demeyin çünkü bilmiyorum.
Tek bildiğim son günlerde Baştürk'ün 'Bir rock albümü hazırlıyorum ve büyük başarıya ulaşacağına inanıyorum. Kendi tanıtımımı da kendim yapacağım' sözlerinin kulaktan kulağa yayıldığı.
Ben de bu iki yetenekli meslektaşıma düet yapacakları bir 'mini konser' öneriyorum.
Hem aralarında uyum oluşursa beraberce seslendirecekleri o parçayı da albümlerine koyabilirler.

Konser için birkaç önerim daha olacak:
l Konser mutlaka İzzet Çapa'nın mekanlarından birinde olmalı.
l Gülben Ergen şeref konuğu olmalı.
l Yazar kontenjanından İclal Aydın gelmeli, genç meslektaşlarına desteğini köşesinden vermeli.
l Ayşe, Onur'un albümünü, Onur da Ayşe'nin albümünü övmeli. Verilecek bu konser köşelerden duyurulmalı.