Ne sandınız? Adına devlet dediÄŸiniz olgu, uzaydan gelen renksiz, kokusuz, tatsız, her etkiden azade bir grubun güç organizasyonu deÄŸilse...
Elbette toplumsal muhalefetlerden ibarettir.
Kürtler... Aleviler... Çerkesler... Ateistler... Laikçiler... Sosyalistler... Milliyetçiler tek başına düÅŸünüldüÄŸünde 'muhalefettir.'
Ama bir arada deÄŸerlendirilebildiÄŸi zaman ise 'Devlet'tir.
Demek ki, 'devlet' olabilmenin yegane koşulu, farklılıkları bir arada değerlendirebilecek mekanizmanın oluşumudur.
Bu mekanizma, 1930'lu yılların ulus-devlet anlayışında otoriter bir tek tipleÅŸtirmeyle saÄŸlanmaya çalışılıyordu.
Bütün dünyada böyleydi.
Bugünkü dünyada ise, farklılıkların varoluÅŸunu birbiriyle teminatlandırabilen bir akıl ile kurulabiliyor.
Alevi haklarına 'Sünni aydınlar'ın sahip çıkması bir iÅŸarettir.
Kürtlerin, Mehmetçik'e ateÅŸ edenleri yüksek sesle lanetlemesiyle, bir sıçrama daha gerçekleÅŸtirmesi bekleniyor.
Milliyetçilik, 'Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı herkese Türk denir,' tanımının içinden örneÄŸin Kürt çıkartıldığı zaman, TürklüÄŸünün zarar göreceÄŸini anlayacağı bir düzleme doÄŸru geliÅŸiyor.
2007 yılında Milli İstihbarat TeÅŸkilatı'nın 80. KuruluÅŸ yıldönümünde MüsteÅŸar Emre Taner'in yaptığı, 'ulus-devletlerin tehdit altında olduÄŸu,' uyarısını duyduÄŸum zaman, Habertürk'te 'Devlet ön almaya hazırlanıyor' baÅŸlıklı bir makale yazmıştım.
İtiraf etmek gerekirse, bu 'ön alış'ta ne kadar baÅŸarılı olunabileceÄŸinden emin deÄŸildim.
Ama bugün büyük resme ÅŸöyle bir baktığımızda, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bütün kurum ve kuruluÅŸlarıyla 'ulus-devlet'leri yıkmaya yönelik çabalara büyük bir baÅŸarıyla direndiÄŸini görebiliyoruz.
Totaliter ulus-devletler'in çözülme süreçlerini, Türkiye'ye 'ulus-devletler çözülüyor' teziyle empoze etmeye çalışan akademik gayret baÅŸarılı olamadı.
Türk Devlet Aklı, çözülenin 'ulus-devlet yapısı deÄŸil, totaliterizm ve tek tipleÅŸtirme' olduÄŸunu zamanında ve hızla analiz edebildi.
Bugün Türkiye, 'ulus-devlet' yapısını koruyan büyük bir zihinsel sıçrama gerçekleÅŸtiriyor.
Bu sıçramanın kazanımlarını her gördüÄŸümde, 2007 yılında Kara Kuvvetleri Komutanı olan İlker BaÅŸbuÄŸ'un ve MİT müsteÅŸarı Emre Taner'in 'aynı dalga boyundaki' ulus-devlet temalı konuÅŸmalarını hatırlıyorum.
O zaman, hükümetin bu konuda yeterli olup olmadığını sorgulamıştım.
Åžimdi AK Parti hükümetinin de bu 'ön alma' çalışmasındaki gayretinin hakkını teslim etmek gerekiyor.
Türkiye 2007'den beri farklılıkları birbirlerinin varoluÅŸuyla teminatlandıran, devletini milletin tüm unsurlarının (muhalefetlerin) teÅŸkil ettiÄŸi bir yapıya kavuÅŸturmaya çalışıyor.
'Egemenlik kayıtsız ÅŸartsız milletindir' sözü alelade bir söz deÄŸildi. Devlet kavramının ana unsuru olan egemenliÄŸin meÅŸruiyetini 'millet'ten aldığını tescil ediyordu.
Bugün Türkiye, bu tanıma Atatürk'ün hayatta olduÄŸu dönemki kadar yaklaÅŸmaya çalışıyor.
Farklılıkların temsili ve görünürlüÄŸü, bütün dünyada totaliter 'ulus-devlet' anlayışlarını çözülmeye götürürken...
Türk Devlet Aklı, KuruluÅŸ Felsefesi'ne döndü ve farklılıkların birbirlerini teminatlandırdıkları bir mekanizmanın 'ulus-devlet'inin özü olduÄŸunu gördü.
Dünyada totaliter 'ulus-devletler' çözülürken, Türkiye Cumhuriyeti Ulus-Devleti'nin güçlenmeye baÅŸlamasının sebebi budur.
Elbette, bu baÅŸarının kaynağı, Türk 'ulus-devlet'ini totaliter bir zihniyetle dizayn etmeyen 'Kurucu İrade'den neÅŸ'et ediyor.
Biz Cumhuriyet'imizi 30'lu yılların sonunda Avrupa'daki totaliter 'ulus-devlet' modellerinden kopyalamadık.
O dönemden daha önce, toplumsal farklılıkların varoluÅŸunu birbiriyle teminatlandırarak kurduk.
Millet Meclisi kompozisyonu bu fikrin özüdür.
Bu yüzden, kimi aymazların zannettiÄŸi gibi Türkiye 'Kurucu Felsefe'den uzaklaÅŸmıyor; sadece 30'lu yıllarda Avrupa'da üretilen 'totaliter ulus-devlet' anlayışını tasfiye ediyor.
Ertuğrul Özkök'ün artık tamamen delirdiğine dair göstergeler top10 listesi
Twitter'da ne yapıyorsun devrimi ve sosyal medyadan son trendler