AKŞAM GAZETESİ | Oray Eğin | 2009-11-24

kategori2

Medyanın çobanı

Pazar günü Ruhat Mengi'nin 'Her Açıdan' programını izlerken Prof. Süheyl Batum'un bir sözü dikkatimi çekti. Taraf gazetesini kastederek '10-15 bin satan bir gazete bütün gazetelerin köşelerinde ağırlanıyor, gündemi belirliyor' dedi. Ondan birkaç gün önce de Ahmet Altan 'Kafes darbe planı belgesini yayınladık, hiçbir gazete ve televizyon bizi konu etmedi' diye yazı yazdı.
İki farklı görüş, ikisi de medyadan yakınıyor.
Batum'un sözlerini açıklayacak pek çok yazı yazdım daha evvel. Medyada bir 'liberal kardeşliği' var ve bunlar açık açık birbirlerini tutuyorlar, kayırıyorlar. Küçük bir çevrenin, belli kokteyllerin, davetlerin, ev partilerinin insanları bunlar. Zamanında beraber parti kurmaya da kalkmışlardı, olmadı. Ama aralarındaki bu ideolojik bağ hala sürüyor. Şimdi bütün güçlerini gazeteyi yaşatmak için kullanıyorlar; yarın öbür gün başka bir konuda da dayanışma örneği sergilerler.
Ancak, bu destek sadece sınırlı bir çevreyle sürüyor. Taraf, birkaç ay önce hakikaten de Ahmet Altan'ın dediği gibi yayınladığı belgelerle ana haberlere konu olur, gazetelerin manşetlerine çıkardı. Fakat Ahmet Altan'ın şikayet ettiği gibi çoktandır merkez medya Taraf'ın haberlerine itibar etmiyor.
Medyada farklı seslerin, farklı tavırlarda gazetelerin çıkması iyi bir çeşitliliktir. Ben ilkesel olarak Taraf gibi gazetelerin varlığını sürdürmelerinden yanayım. Tek tipli, resmi ideolojinin sözcüsü gazetelerdense farklı platformların olması özgürlük yolunda büyük bir adımdır.
Bütün bunu söylemekle beraber, bu özgür platform adı altında yalan haberciliğe şapka çıkarılmasını, hatta bunun bir habercilik sistemine dönüşmesine de itiraz ederim. Maalesef, Taraf arka arkaya yalan çıkan haberlerini sahiplendi. Ve bunlar medyanın inandırıcılığına büyük darbe vurdu. Zaten medyanın inandırıcılığı ciddi anlamda erozyona uğramıştı, bu gazete sadece bu erozyonu daha da genişletti.
İşin ilginci, kendilerine inanan, iyi niyetle alıntı yapan, Taraf'a destek çıkanları da zor durumda bıraktı bu ısrar.
İş aynen çobanın hikayesine benzedi... 'Kurt geliyor, kurt geliyor' diye bütün köyü ayağa kaldırdı, sonunda kurt gerçekten geldi ama hiç kimse inanmadı.
Taraf bundan sonra doğru bir haber verse bile, kimse inanmama eğiliminde. Sadece başladıkları noktaya geri döndüler: Eş-dost-ahbap birbirlerini ağırlıyorlar, birbirlerini övüyorlar, birbirlerinden bahsediyorlar.
Keşke Taraf'ın haberleri doğru çıksaydı...
Keşke o belgeler doğrulansaydı...
O zaman gerçekten Türk medyasında ciddi bir eşik atlanırdı. Ne yazık ki olmadı ve Taraf ölü doğdu.

Bu tecavüz beni yordu
Artık kanıksamaya başladık, ne zaman Zerrin Özer gündeme gelince peşinden hep o bildik hikaye tekrarlanıyor... Ne garip ki biz de tecavüz gibi son derece hassas bir konuyu sakız haline getirmiş uzattıkça uzatıyoruz.
Bana kalırsa birileri Zerrin Özer'i kandırıyor bu konuda... Oysa böyle bir şeye hiç ihtiyacı yok. Sanırım Anuş Bakış'ı kaybettikten sonra Zerrin Özer'in danışmanları ucuz polemiklere bel bağlamaya kalktılar.
Şimdi de ortada ismin baş harfleri uçuşuyor, eski bir plak şirketi sahibi falan deniyor.
Birkaç yıl önce Orhan Gencebay'ın adını karıştırmışlardı bu işin içine. Aylarca tartışılıp ne büyük ayıp edilmişti...
Artık Tülay Özer'in bu işe el koyması gerekiyor.

BB'den özür
Dünkü yazımda dikkatinizi çekmiştir eminim, ben de görünce çok güldüm ama bir yandan da yakın bir dostum hakkındaki yazıya denk geldiği için de üzüldüm... Herhalde traji komik diye denir... Bedri Baykam'ın dev suntalardan tuvallere geçişini yazarken, 'tuvalete' diye yazmışım... Yazıyı sayfaya koyanların da dikkatini çekmemiş bu ilginç durum herhalde... Lapsus mu, dikkatsizlik mi; okurlardan ve Bedri Baykam'dan çok özür dilerim...