AKŞAM GAZETESİ | Utku Çakırözer | 2009-11-24
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın önce TBMM'deki 'Demokratik açılım' görüşmelerinde, ardından da Kızılcahamam'daki parti toplantısında 'Romanların haklarına dikkat çeken ifadeleri, Ankara'daki 'strateji' değişikliğinin güçlü bir ifadesi olarak değerlendirilmeli. Romanlar konusunda yıllardır 'sağır' kalan devlet mantığının değişeceğinin bir ön işareti bu sözler.
Nitekim, Edirne Roman Kültürünü Araştırma ve Geliştirme Derneği Başkanı Erdinç Çekiç AKŞAM'a, 10 Aralık'ta, Devlet Bakanı Faruk Çelik'in katılımıyla İstanbul'da tüm Roman derneklerini bir araya getirecek bir 'Roman Çalıştayı' yapacaklarını açıkladı.
'Bu da Roman açılımı' değerlendirmelerine ısrarla karşı çıkan Çekiç, 'Bizim başka gruplar gibi azınlık olma, dil kullanma, isim değiştirme gibi taleplerimiz yok. Onlara 'açılım' deniyorsa bize denmesin. Bu toplantı sadece devletin bir gruba yönelik ayrımcılığı giderme girişimi olarak görülmeli' diyor.
Roman Çalıştayı'nın önemi, Türkiye'de yaşanan bu bakış değişikliğini simgelemesinde. Türkiye tam üyelik müzakerelerine başladığından bu yana, AB her yıl yayınladığı İlerleme Raporları'nda Romanların haklarını sürekli gündeme getirdi. Ancak Türkiye, 'azınlık' tartışmasına kapı aralamamak için bu konuyu tartışmaktan ilkesel olarak kaçındı. Amaç, Lozan Anlaşması'yla belirlenen 'azınlık' tanımının esnetilmesini ya da delinmesini engellemekti. Ülkede bir ila iki milyon arasında Roman yaşamasına rağmen bu topluluğun sorunlarının tartışıldığı uluslararası platformlara Türkiye hiç katılmadı. Avrupa Konseyi'nin, Avrupa genelinde Romanların haklarını elde etmesi için başlattığı 'Romanların On Yılı' projesine, Ankara gözlemci olarak dahi katılmadı.
Başbakan Erdoğan'ın son ifadelerinin ardından devlet bürokrasisinde şu tartışma başlamış durumda:
'Türkiye'de resmi olarak 'Roman' diye bir grup var ve bu grubun eğitim, sağlık gibi özel hak talepleri var. Azınlık yaratmadan yeni bir strateji çerçevesinde bunları nasıl karşılayacağımızı planlamak lazım'.
Bunun resmi politikaya dönüşmesi tabii ki zaman alacak. Bu resmi politika da Romanlara 'azınlık' statüsü vermek anlamına gelmeyecek. Ama kendini mağdur hisseden diğer toplumsal gruplar gibi, onların da ihtiyaçlarının karşılanmasının yolunu açacak.
BU TALEPLER İLETİLECEK
Yeni stratejiden Romanların beklentilerini ise Sulukule Platformu üyesi Hacer Foggo şöyle sıralıyor:
1- Barınma: İstanbul'da Roman mahallesi kalmadı. Kağıthane, Küçükbakkalköy ve Sulukule'deki Romanlar yerlerinden edildi, şehrin 60 kilometre dışındaki toplu konutlara gönderildi. Bu Romanların topluma entegrasyonuna mani, çünkü onların birlikte yaşam kültürünü elinden alıyorsunuz.
2- Sağlık: Romanların topluca yaşadıkları semtlere yakın sağlık ocağı yok. Ayrıca sağlık personelinin de Roman semtlerini ev ev dolaşması sağlanmalı.
3- Eğitim: Ekonomik koşullar nedeniyle Roman çocuklar okula gidemiyor. Gidenlerse öğretmenlerinden ayrımcı bir tutum görüyor.
4-İstihdam: İşsizlik had safhada. Romanlara yetenek ve becerilerine uygun iş olanakları sağlanmalı.