AKŞAM | CUMARTESI | 14 KASIM 2009, CUMARTESİ
Sadri Alışık Kültür Merkezi'nde bir Orhan Kemal eseri olan '72. KoÄŸuÅŸ' oyunu sergileniyor. Kadroda deneyimli oyuncuların yanı sıra ilk kez bir tiyatro oyununda rol alan Azra Akın ve Yavuz Bingöl de var. YönetmenliÄŸini Kemal BaÅŸar'ın yaptığı '72. KoÄŸuÅŸ' vesilesiyle baÅŸrol oyuncuları Kerem Alışık ve Azra Akın ile bir söyleÅŸi gerçekleÅŸtirdik.

GeçtiÄŸimiz hafta perde açan '72. KoÄŸuÅŸ' oyunu, farklı nedenlerden dolayı cezaevinde yatan suçluların insanca yaÅŸamaya olan özlemini anlatıyor. Orhan Kemal'inyazdığı '72. KoÄŸuÅŸ', aradan geçen onca yıla raÄŸmen günümüz Türkiye'sinin toplumsal sorunlarına da parmak basan bir hikaye. Kerem Alışık yeni oyunları için "günümüzle örtüÅŸen noktaları var" derken Azra Akın ise "bu hikaye umudun kaybolmaması gerektiÄŸini vurguluyor" diyor.
Canlandırdığınız karakterleri anlatır mısınız?
Azra Akın: Hayattan dışlanmış, ezilmiÅŸ ve zina suçundan hapis yatan birini oynuyorum. Bu insanların umutları, hayalleri var ve hiçbir zaman bunu gerçekleÅŸtirecek yolu bulamamışlar. Ya da bilmiyorlar.
Kerem Alışık: Tamamen kendi menfaatini düÅŸünen ve bu konuda elinden geleni ardına koymayan 'Berbat' adlı karakteri oynuyorum. Paranın güç saÄŸladığını düÅŸünen, hayatı ıskalamış biri.
Yıllar önce yazılmış bu öyküyü sahneye koyarak günümüz insanına ne anlatmak istediniz?
K.A.: Yıllar önce yazılmış ama ÅŸu anki dünyanın gerçeÄŸi de '72. KoÄŸuÅŸ' öyküsünün içinde yatıyor. Birileri paylaÅŸmaktan, kardeÅŸçe yaÅŸamaktan yana, diÄŸerleri ise sadece kendini düÅŸünüp güç bende olsun ve herkes istediÄŸimi yapsın zihniyetiyle düÅŸünmekten yana. Åžu an dünyanın konjonktürü de böyle dönüyor. 1941'de yazıldı ama günümüzle örtüÅŸen noktaları ve söyleyecek sözü var.
A.A.: Bu hikaye umudun ve insanlığın kaybolmaması gerektiğini de vurguluyor.
PARASI OLMAYANA İNSAN MUAMELESİ YAPILMIYOR
Anlatılan hikayedeki gibi üç kuruÅŸ için ÅŸerefsizleÅŸme hâlâ devam ediyor... Bu anlamda insanın parayla iliÅŸkisi üzerine ne söylersiniz?
A.A.: İnsana deÄŸer verilmediÄŸinde de öyle durumlara düÅŸülüyor. Sorun sadece para deÄŸil.
K.A.: Bu öyküde de parası olmayana insan muamelesi yapılmadığı vurgulanıyor. Üç-beÅŸ kuruÅŸ için birbirlerini yiyorlar ama yokluktan! Kimse bu insanlara al sana çorba, al sana ekmek dememiÅŸ.
A.A.: Saygıyı parayla edinmeye çalışıyorlar.
K.A.: İnsana insanca davranmak için parası ve gücü olması ÅŸartı aranmamalı. Her insan eÅŸit olacak, insanlığımızı kaybetmeyeceÄŸiz. İnsanın parası pulu olmasa da aynı muameleyi görmeli. Bu oyunla bozuk bir düzeni de sorguluyoruz.
A.A.: İnsanların psikolojik sorunları da olabilir. Kimse boÅŸu boÅŸuna hapse düÅŸmüyor. Düzenden de bahsediyorsak bunlar da çok önemli. Acaba suçları ispatlandı mı gerçekten? Hapse düÅŸmüÅŸ insanların dertlerini dinleyen yok.
'72. KoÄŸuÅŸ' öyküsünde paranın gücüne tapma, umudu yitirme duygusunun yanı sıra aÅŸk unsuru da var, bu güçlü duygunun sizdeki karşılığı nedir?
K.A.: AÅŸk çok büyük bir hiçbir ÅŸeydir.
n Büyük bir hiçbir ÅŸey?
K.A.: Evet, çok büyük bir hiçbir ÅŸey. AÅŸk var ama bir gün sonra yok olabilir. Bazen gelir, bazen gider, siz de öyle arkasından bakarsınız. AÅŸk heyecanlandıran bir ÅŸey ama var mı, yok mu, tutabilir miyiz ya da ne zaman gelir bilemiyoruz. AÅŸk tabii ki insanın ayağını yerden kesen, aynı baÄŸbozumundan geçiren, aynı depremde titreten ÅŸey.
AÅžK KARÅžINIZA PLANSIZ ÇIKAR
Siz ne söylemek istersiniz aÅŸk duygusu için?
A.A.: Ben mi? Hepsi söylendi aslında.
K.A.: Bana katılıyor. (Kahkahalar)
A.A.: DediÄŸin gibi aÅŸk gelir de gider de. Sadece insana deÄŸil hayatsal anlamda hissedebileceÄŸim bir heyecandır, güzel duygudur. GeldiÄŸi zaman da gelir...
K.A.: AÅŸk dediÄŸiniz duygu plansız programsız bir ÅŸekilde karşınıza çıkar. Ya ebediyen yolunuzu keser ya da yolunuzdan geçip gider. Bir anda bir ÅŸey olur ve 'pıt' diye karşınıza çıkar.
"OyunculuÄŸun er meydanı tiyatro sahnesidir" denir, sizler bu anlamda ne düÅŸünüyorsunuz?
K.A.: Tiyatro çok zordur, televizyonda ve sinemada yönetmenin oyuncuyu oynatma ÅŸansı çok yüksektir. Hiç oyunculuk yapmamış insanların oynadığı sinema filmleri var. Ama tiyatroda kendi sesinle, kendi çabanla, hatanla ve sevabınla seyirciyle burun burunasın. Disiplini ve zahmeti çok büyük olduÄŸu için zaten er meydanı denir. YüreÄŸini koyman gerekir.
Azra'nın oyunculuğunu nasıl buluyorsunuz?
K.A.: MüthiÅŸ bir disiplin ve çalışma azmi içinde. Prova saatinden önce ve ayrıca prova dışında sürekli geliyor. Her zaman daha iyiyi zorlamak istemesi çok önemli. Tiyatro konusunda herkesi ÅŸaşırtacağını iddiayla söylüyorum.
A.A.: Ben de ağabeylerime, kardeşlerime bakarak, onları izleyerek besleniyorum.
Peki, Azra Hanım, bu süreçte oyunculuk hakkında düÅŸüncelerinizde deÄŸiÅŸim oldu mu?
A.A.: İlkokuldan liseye kadar tiyatro oyunlarında oynadım. Sonra dizi ve sinema filmi oldu. Ama tabii ki tekniÄŸi ve kondisyonu diÄŸerlerinden çok farklı. Dizi oyunculuÄŸunda da karakteri çıkarırken büyük emek verirsiniz ama burada seyirciyle baÅŸ baÅŸa kalıyorsunuz. Bu da büyük bir heyecan katıyor. Bana "her oyun aynı olmaz" diyorlar bunun nasıl mümkün olabileceÄŸini bir türlü aklım almıyor ve "nasıl" diye soruyorum. Åžimdi bunları yaÅŸayacağım.
Stanislawski, karakteri yaratırken "EÄŸer Hamlet olsaydım ne yapardım" sorusunun öneminden söz eder, bu görüÅŸü destekliyor musunuz?
K.A.: Biz zaten bu yöntemi uyguluyoruz. Bu sistemle oyunculuk daha doÄŸal oluyor. Hakikaten o karaktermiÅŸiz gibi düÅŸünüp onun gibi gülmeyi, yürümeyi, sinirlenmeyi baÅŸararak karakterleri oluÅŸturmaya çalışıyoruz.
Işıl KasapoÄŸlu "rejisör oyuncuya eÅŸlik edendir, oyuncu olmazsa tiyatro da olmaz" demiÅŸ, size göre tiyatro oyuncuya mı yoksa rejisöre mi aittir?
K.A.: Sinema yönetmenindir ama tiyatroda oyuncu birebir sahnenin parçası halindedir. Tabii ki rejisörün yönlendirmesi, doÄŸru bilgilendirmesiyle bunlar gerçekleÅŸir. Tiyatroda oyuncunun inisiyatifinin ve yorumunun etkisi vardır ve bu konuda Işıl KasapoÄŸlu'na katılabilirim.
ÖZEL HAYATA MERAKIM YOK
Azra Hanım, hayran olduÄŸunuz sanatçıların yaÅŸamlarını merak eder misiniz?
Tabii ki sanatçılarla yapılmış röportajları okumak isterim. Daha çok sanatla ve kültürle ilgili kısmını merak ederim. Ama özel hayata karşı merakım yok.
Tescilli güzellerimizdensiniz ve '72. KoÄŸuÅŸ'ta 'Güzel Fatma' karakterini oynuyorsunuz, 'Güzellik baÅŸa bela' sözüne istinaden güzelliÄŸinizin başınıza hiç bela açtığı oldu mu?
Bu cümle bir sürü ÅŸeyi kapsıyor. Kötü insan olmak da baÅŸa bela olabilir. Sadece güzelliÄŸe baÄŸlamamak lazım. Önemli olan insanın iç güzelliÄŸidir. Hele de iyi niyetliyseniz başınıza bela gelmez zaten. Pozitif biriyseniz ve hayatınıza sevgiyle bakarsanız kötülükleri çekmezsiniz.
BELKİ DE HÄ°Ç EVLENMEM
Dayınız Attila İlhan, yazdığınız ÅŸiirler için "hayatta her ÅŸeye her an yeniden baÅŸlanabilir duygusu veriyor" demiÅŸ, siz de böyle düÅŸünür müsünüz?
K.A.: En bitti dediÄŸiniz an, her ÅŸeye yeniden baÅŸladığınız zaman olabilir. Her günün sabahında sanki o gün bizim için yeni bir hayat baÅŸlıyor gibi uyanabiliriz.
Öyleyse, yeniden evlenir misiniz?
K.A.: Bunu planlayamayız ki. Bir kere evlendim, bir daha, bir daha evlenebilirim belki de 10 kere evlenirim. Belki de hiç evlenmem. Rüzgar nasıl esecek, bilemeyiz...
Sizin evlilik düÅŸünceniz nedir?
A.A.: Böyle bir hayalim var tabii. İnsanın hayalleri olması çok güzel. Rüyalar, hayaller... İnÅŸallah diyoruz. Hayalsiz insan olmaz zaten.
"Beni tanımayan kadınlara yazdığım şiirler var" demişsiniz nasıl kadınlar bunlar?
K.A.: Üçüncü sayfa haberinden etkilenip bir idam mahkumuna ÅŸiir yazmışlığım da var. Çöp toplayan bir adam gördüÄŸümde de etkilenip yazıyorum ama o adam ondan etkilenip ÅŸiir yazdığımı bilmiyor. Bunun gibi...
Bu dünyada sizi en çok yalnız bırakan dayınız Attila İlhan'ın ölümü oldu deÄŸil mi?
K.A.: Hayatımda sadece kendimle paylaÅŸtığım ÅŸeyleri anlattığım tek insan dayımdı. SırdaÅŸ, arkadaÅŸ ve dosttu. Dayım kaybolunca sırdaşım da gitti ve büyük bir boÅŸluk oldu. Åžimdi İkinci bir paylaÅŸacak insanım yok. Annem var ama o da üzülebilir ve baÅŸka türlü düÅŸünebilir diye bunları rahatlıkla konuÅŸamıyorum. O yüzden dayım çok çok önemliydi benim için.
SİBEL ATEŞ YENGİN