AKŞAM | CUMARTESI | 14 KASIM 2009, CUMARTESİ
'Disko Partizani' ile hem Avrupa hem de Türkiye'yi ayaÄŸa kaldırıp oynatan Shantel, yeni albümü 'Planet Paprika' vesilesiyle yine Türkiye'de. 'Balkanlar'dan gelen yeni sıcak hava dalgası'nı bu gece Bucovina Club Orkestar ile birlikte Babylon'a taşıyacak olan Shantel "Sınırları, pasaportu, vizesi olmayan müzik yapıyorum" diyor.

'Bizden biri' dediklerimiz arasına çoktan girdi Shantel. CoÅŸkulu Balkan ezgilerini elektronik müzikle yoÄŸurarak yarattığı ve tüm dünyayı, ama en çok da bizi şıkır şıkır oynatan ÅŸarkısı 'Disko Partizani'yle gönlümüzü çeldi. Åžarkının klibini de İstanbul'da çekince iyice içimize iÅŸledi. Son iki yıldır her iki-üç ayda bir Türkiye'de geliyor; İstanbul'da, Ankara'da, İzmir'de, Adana'da konserler veriyor. İster şık bir mekan ister samimi bir gece kulübünde olsun fark etmiyor; her gittiÄŸi yerde seyirciyle birlikte atlıyor, zıplıyor, halay çekiyor, milleti coÅŸturuyor. Hatta saçlarını bile Türkiye'de kestiriyor! İki ay önce çıkan yeni albümü 'Planet Paprika'da saçları kazınmış yeni görüntüsüyle karşımıza çıkan Shantel "Çok fazla berber denedim ama en iyisi Türk berberler" deyip ekliyor; "Saçlarımı İzmir'de bir berbere kestirdim." Kafa kağıdına göre Alman, köklerine göre Balkan, gönlüne göre Türk, kendine göre ise ne sınırların ne pasaportların ne de vizelerin olduÄŸu Paprika Gezegeni'nden olan Shantel ile Türkiye sevdasını, yersiz yurtsuzluÄŸu, çok kültürlülüÄŸün cevherini ve de tüm bu temaları yansıttığı yeni albümü 'Planet Paprika'yı konuÅŸtuk.
Her ÅŸey 'Disko Partizani'nin klibini İstanbul'da çektiÄŸinizde baÅŸladı; hem müzik hem de kliple birden bire sizi benimsedik. Sonra da albümünüz yılın en çok satan yabancı albüm oldu. Nedir Türkiye ile aranızdaki bu sevda?
Bunu açıklaması güç ama aramızda çok özel bir baÄŸ oluÅŸtu. Ben çaldığım yerlere enerji ve kaos getiriyorum. Türkiye'de ise bunu nerede yaparsam yapayım, insanlar hoÅŸ karşılıyor; çünkü Türkiye'deki insanlar iyi vakit geçirmeyi seviyorlar. Ve çok da iyi dans ediyorlar. İstanbul'a gelince, bence dünyanın bir numaralı ÅŸehri burası! İstanbul'a âşığım. Kozmopolitlik açısından New York'la aşık atacak bir ÅŸehir. Biz de klibi burada çekmek istedik ve bir plan yapmadan kendimizi sokaÄŸa attık. Sokakları ve insanlarıyla doÄŸal bir film stüdyosu gibi. Haliyle her ÅŸey kendiliÄŸinden geliÅŸti. Bir taksiciye "klipte oynar mısın" dedik hemen hevesle kabul etti, yoldan gelip geçenler, esnaf... Herkes bir anda klibe kendiliÄŸinden dahil oldu. Ve hiç hesaplamadığımız bir ÅŸekilde bir günde İstanbul sokaklarında o klibi çektik.
APTAL BİR ALMAN ADAM NASIL BÖYLE MÜZİK YAPAR!
Balkan havaları sebebiyle sizi DoÄŸu Avrupalı sanıyorduk. Sonradan Alman olduÄŸunuzu ve Shantel'in gerçek isminiz olan Stephen Hantel'in kısaltması olduÄŸunu öÄŸrenmek bizi hayli ÅŸaşırttı...
Aptal bir Alman adam nasıl böyle müzik yapar diye düÅŸündünüz herhalde (gülüyor). Ama ben Almanya'nın öteki yüzünü temsil ediyorum. Almanya'da doÄŸdum ama kökenlerimden dolayı kendimi bildim bileli Balkan kültürüyle bir aradayım. Sıradan bir genç tipik İngiliz/Amerikan tarzı rock'n roll müziÄŸini dinleyerek büyür Almanya'da. Radyolarda bir Türk veya Yunan ÅŸarkısından çok Amerikan ÅŸarkıları çalar. Yani çoÄŸunluk ana akım müziÄŸin kliÅŸelerine takılıp kalmış durumda. Öte yandan Almanya herkes Almanca konuÅŸsun, Alman gibi davransın istiyor. Oysa toplumumuzu göçmenler zenginleÅŸtiriyor. Kültürel zenginliÄŸin bir avantaj olduÄŸunu fark etmek gerekiyor. Berlin Duvarı'nın yıkılmasından sonra sınırlar daha da geniÅŸledi. İnsanlar DoÄŸu'da da bambaÅŸka bir kültür olduÄŸunu gördü. Bu olay benim için de çok ilginç ufuklar açtı. Çünkü bunu ailemin köklerinin geldiÄŸi yerleri ziyaret etme fırsatı olarak gördüm. Ve böylece sonunda onların memleketi Bukovina'ya (Ukrayna-Romanya sınırındaki tarihi bir ÅŸehir) gittim. Burası anne ve babamın anlattığına göre birçok farklı kültürün, Hıristiyan, Yahudi, Müslüman bir sürü farklı dinden insanın bir arada yaÅŸadığı, Romence, Rusça, Almanca, Fransızca'nın konuÅŸulduÄŸu bir yerdi. Ama ben gittiÄŸimde bu müthiÅŸ özellikleri yok olup gitmiÅŸti. Ardından Balkanlar'a geçtiÄŸimdeyse 'vay' dedim kendi kendime, iÅŸte burası kiÅŸiliÄŸimin yansıması olan topraklardı. KiÅŸilik ve köken olarak benimle baÄŸlantılı bu bölgenin kültürü ve müziÄŸi beni çok etkiledi. Ve bugün yaptığım müzik bu deneyimden ortaya çıktı. Bu geleneksel müziÄŸi modern elektronik müzikle harmanladım. Yaptığım müzik tekno deÄŸil, geleneksel müzik, pop ya da Balkan müziÄŸi de deÄŸil. Bu, Kıta Avrupa'sının müziÄŸi.
Yeni albümünüz 'Planet Paprika'daki ÅŸarkılarda sınırların, pasaport kontrolü ve vizelerin, hükümetlerin olmadığı bir yerden, tüm kültürlerin bir arada olduÄŸu Paprika Gezegeni'nden geldiÄŸinizi söylüyorsunuz. Albümde hem Balkan havalarının, hem batı tarzı pop müziÄŸin hem de Türkiye'den melodilerin ve İngilizce, Romence, Türkçe sözlerin bir arada bulunması da tek bir ülkeye, millete ait olmama halini yansıtıyor zaten...
Bir defasında konserden dönüÅŸü Almanya'ya giriyordum. Tip olarak bir Almana benzemediÄŸim aÅŸikar. Pasaport kontrolüne gelince görevli memur "pasaportunuz lütfen, nereden geliyorsunuz" diye sordu. İşte o sırada omzumdaki gitarı indirip çalmaya baÅŸladım: "Bazılarına göre geldiÄŸim yer Rusya, bazılarına göre Afrika; ama ben çok egzotik ve erotiÄŸim çünkü geldiÄŸim yer gezegen Paprika". İnsanlar bana sürekli nereden geldiÄŸimi soruyor. Ama ben sınırlara, ülkelere, milletlere inanmıyorum. Yaptığım müzik de sınırları, ülkesi olmayan, pasaport kontrolsüz, vizesiz bir müzik. EÄŸer ille de bir ülkeden gelmem gerekiyorsa diyeceÄŸim ÅŸu: Pasaport ve vizenin olmadığı Paprika Gezegeni'ndenim.
SIRADA BAÅžKA TÜRKÇE ÅžARKILAR DA VAR
'Planet Paprika' albümünde Ciguli'nin ÅŸahane parçası 'Binnaz'ın ve 'Eyes Of Mine' adıyla albüme giren 'Ada Sahillerinde Bekliyorum'un cover'ları da var. Bu parçalar albüme nasıl girdi? BaÅŸka Türkçe ÅŸarkı yorumlamayı planlıyor musunuz?
Birtakım geleneksel ÅŸarkılar ve melodiler vardır; herkes bilir ama tam olarak kime ait olduÄŸu belli deÄŸildir. ÖrneÄŸin 'Katibim' ÅŸarkısı Türkçe'de, Yunanca'da ve Bulgarca'da da vardır. Ben de bu sahipsiz ÅŸarkıları farklı dinleyicilere ulaÅŸtırma görevini üstleniyorum. 'Ada Sahillerinde Bekliyorum' da böyle bir ÅŸarkı. Åžahane bir de Arap versiyonu var ve hangisi daha önce yapıldı tam olarak bilinmiyor. Yeni duyduÄŸum çok güzel bir İzmir ÅŸarkısı var; "Åžu İzmir'den çekirdeksiz nar gelir". Bu ÅŸarkıyı da gelecek albümümde yorumlamayı planlıyorum. Ayrıca Türk sanatçıların parçalarımı yorumlayacağım bir albüm de yapacağım; Nil Karaibrahimgil bu albümde çalışacağım kesinleÅŸmiÅŸ isimlerden biri.
MİNE AKVERDİ