AKŞAM | CUMARTESI | 14 KASIM 2009, CUMARTESİ
Fransız Sokağı'nın kurucusu Mehmet TaÅŸdiken, TRT Türk'te yayınlanan 'Dönemeyenler' programıyla, Türkiye'nin yurtdışındaki yüzünü ve gücünü ekranlara yansıtıyor. TaÅŸdiken'le programını, yurtdışındaki gurbetçilerimizi ve projelerini konuÅŸtuk.
Daha önce kitaplar yazsa, yapımcı, yönetmen ve senarist olarak filmlere imza atsa da daha çok BeyoÄŸlu'ndaki Fransız Sokağı'nın kurucusu olarak tanınan Mehmet TaÅŸdiken, son olarak TRT Türk'te 'Dönmeyenler' isimli programa imza attı. Yurtdışında yaÅŸayan ve mesleklerinde kariyer basamaklarını tırmanmış vatandaÅŸlarımızın baÅŸarılarını ekrana taşıyan TaÅŸdiken, yansıttıklarıyla Türkiye'nin dışarıdaki gücünün farkına varacağını düÅŸünüyor. Zira programının kahramanlarını birer elçi olarak görürken, onların birikimlerinden Türkiye'nin yararlanması gerektiÄŸini söylüyor. 'Dönmeyenler' kamerasına takılan baÅŸarılı gurbetçileri, yarından itibaren her hafta AKÅžAM Pazar'da yazı dizisi olarak sunacağımız TaÅŸdiken'le yurtdışındaki Türkleri, dış dünyanın Türklere bakışını ve projelerini konuÅŸtuk.
Nasıl başladınız programa?
'Dönmeyenler'in TRT Türk'te ikinci 13 bölümünü çekiyoruz. Türklerin yurtdışında sadece kebapçılık ve lahmacunculuk yapmadığını göstermek istedik. Yurtdışında kültürel ve kariyer anlamında Türkiye'nin elçisi sayabileceÄŸimiz, bulundukları ülkelerde tanınan, meslek temsilciliÄŸi yapan, oralarda büyük projelere imza atan yüksek mevkilerdeki vatandaÅŸlarımızı tanıtalım istedik. Yurtdışında, özellikle de Orta Avrupa'da Türkiye'yi kocaman köy gibi görüyorlar, hatta kadınların haklarından mahrum olduÄŸunu sanıyorlar. Onların kafalarındaki Türkiye imajıyla bizim kahramanımız olan Türkler, örtüÅŸmüyor, Türk olduklarını düÅŸünmüyorlar. Bizim imaj düzeltmek gibi bir iddiamız da, misyonumuz da yok ama bir Türk olarak en azından bundan sonra Türkiye'nin imajına katkıda bulunabiliriz diye düÅŸünüyorum. Her bölüm yayınlandıktan sonra "bizim böyle insanlarımız da mı var" diye ÅŸaÅŸkınlıklarını belirten mesajlar geliyor.
Sadece kebapçı deÄŸil dediniz, hangi meslekten kahramanlarınız?
Her sektörde var; akademisyen, sanatçı, iÅŸadamı... Finlandiya'da mimarlar odası baÅŸkanı Türk bir kadın. Aynı zamanda üniversitede hoca ve Finlandiya Dostluk Cemiyeti'nin baÅŸkanı. Çin'de Çince'yi en yi konuÅŸan yabancı bir Türk, Åžanghay Belediyesi'nde görev yapıyor ve Yabancılar Delegasyonu BaÅŸkanı. Onun dışında pek çok iÅŸadamı var. Bahreyn'de bir profesörümüz var. Tayland'ın en büyük halkla iliÅŸkiler ÅŸirketinin sahibi ve baÅŸbakanın danışmanı bir Türk.
Türk olmanın herhangi bir dezavantajını ya da avantajını yaşıyor mu?
Arap ülkelerinde Türk olmak avantajlı. Araplar Türklere sanıldığının aksine ciddi bir sempati besliyor. Hem orada bir Türk'ün görev yapması yabancı firmalar için kolaylık saÄŸlıyor. BaÅŸka yerlerde TürklüÄŸünden dolayı zorluk çeken vardır belki ama bize yansıyan yok.
BU BİR BEYİN GÖÇÜ DEĞİL
Mimarlardan profesörlerden bahsediyorsunuz, beyin göçü söz konusu mu?
Hepsinin ortak noktası ÅŸu; belirli bir süre için gitmiÅŸler ama dönememiÅŸler. Hemen hepsinin Türkiye ile irtibatları var, yazları tatile geliyorlar. Eskiden ben de beyin göçü olarak bakıyordum ama insanları tanıdıktan sonra beyin göçü olarak bakmıyorum. Türkiye'nin bir deneyim kazanımı olarak görüyorum. Dubai, son dönemde dünyanın en önemli finans merkezlerinden birine dönüÅŸtü. Katar da dünyanın en büyük üniversite ÅŸehirlerinden birine dönüÅŸüyor. Ve bu ÅŸehirlerde önemli yerlerde Türkler var. Onların bu projelerin içinde olmaları, uluslararası beyinlerle mesai yapıyor olmaları, Türkiye bakımından bir kazanım. Onların birikimi Türkiye'ye de yansıyacaktır.
Ayrıca bu insanlarımız, Türkiye'yi tanıtan bir çalışma içinde. Türk kültürüyle ilgili insanları bilgilendiriyor, yanlış imajları düzeltiyorlar. En önemlisi de her an birikimlerini Türkiye ile paylaÅŸmaya hazırlar, yeter ki gerekli organlar olsun. Deneyimleri Türkiye'nin kazancıdır.
Türklere ilgi nasıl?
OrtadoÄŸu'da, Kuzey Afrika ve Balkanlar'da, Türklerin yoÄŸunluklu yaÅŸadıkları yerlerde deÄŸil, diÄŸer ülkelerde de Türkiye'ye karşı büyük bir ilgi var ve olup biteni yakından izliyorlar. Ayrıca pek çok TV dizisi Arap ülkelerinde hayatı durduracak ÅŸekilde izleniyor. Heyecan verici bir ilgi var. Türk'üm deyince karşınızdakinin kimyası deÄŸiÅŸiyor.
TÜRK KÜLTÜR MERKEZLERİ ÅžART
Türkiye bu ilgiyi iyi kullanabiliyor mu?
Kullanıyor diye düÅŸünüyorum ama daha çok ÅŸey yapılabilir. Ürdün'de bir Türk kültür merkezi var ve dolup dolup taşıyor. Sadece Türkler deÄŸil Araplar ve Hıristiyan Araplar da geliyor. Dilimizi ve türkülerimizi öreniyorlar. Benim gördüÄŸüm önemli eksiklerden biri Türk kültür merkezlerinin diÄŸer Arap ülkelerinde hatta dünyanın her yerinde olmaması. Arjantin'de açılmış olsa mesela, orada halen Türkiye'den gitme Ermeniler var. Türkiye'den gitme Ermeniler çocuklarını Diaspora'nın okullarında okutmuÅŸlar, onların Türkiye'ye bakışı ile çocuklarının bakışı aynı deÄŸil. Türkiye'de yaÅŸamış ve hâlâ Türkiye ile ilgisi olan Ermeni kuÅŸağı ile Türkiye'de hiç yaÅŸamamış bir Ermeni kuÅŸağı arasında fark var ve bu fark, gelecekte daha da aleyhimize iÅŸleyecek. DışiÅŸleri Bakanlığı dünyanın her tarafında Türk kültür merkezleri açsa ve sadece Türkçe kursları verse yeter. Ayrıca bunları finanse edecek Türk toplulukları var oralarda. Türkiye kendi dışındaki dünyayı çok bilmiyor. Her tarafta Türkiye konuÅŸuluyor. Çok ciddi bir ilgi ve gücümüz var ama farkında deÄŸiliz. Ürdün Hava Kuvvetleri'nde bir albay var mesela...
Fransız Sokağı'ndan sonra Konya'da kültür köyü
FransIz Sokağı projesine imza atan ve tüm engellere raÄŸmen dünyanın pek çok yerinde tanınan bir sokak oluÅŸturduklarını belirten TaÅŸdiken, memleketi Konya'da da baÅŸka bir proje üzerinde çalışıyor. BeyÅŸehir'in ÇavuÅŸ Kasabası'na olan vefa borcunu ödemek için 'Sonsuz Åžükran Köyü' adını verdiÄŸi projesiyle sanatçı ve bilim adamlarıyla bir kültür köyü kurmak istiyor. 126 ev-atölye ve bir kültür merkezinin kurulacağını köy, tamamen Selçuklu mimarisine birebir baÄŸlı kalınarak oluÅŸturuluyor. Yaz sonunda bitirilecek proje, tamamen gönüllülük esasına göre iÅŸliyor.
TaÅŸdiken'in bir diÄŸer yürüyen projesi ise İzmir Basmane Projesi ki bu projeyle bölgeye Türkiye'nin farklı yerlerinden 500 el sanat atölyesi kuruluyor.
AYSUN ÖZ KAŞİ