AKÅžAM | PAZAR | 15 KASIM 2009, PAZAR
Mümin Sekman'ın danışmanlığında, KiÅŸisel GeliÅŸim Merkezi ekibi tarafından hazırlanan 'İnsan İsterse/Azmin Zaferi Öyküleri - 4' Alfa Yayınları'ndan çıktı. Kitapta 'kafasının dikine giderek' baÅŸaran, 'asi ama azimli' insanların öyküleri anlatılıyor...
Kitapla ilgili olarak 'Bu öyküler insanı baÅŸarıya azmettiriyor' diyen Mümin Sekman, çalışmanın ekonomik krizin psikolojik etkilerine karşı bağışıklık sistemini güçlendirdiÄŸini söylüyor. 'Bizim ÅŸartlarımızdan yola çıkıp, bizim karşılaÅŸtığımız engelleri aşıp, bizim olmak istediÄŸimiz yere gelmiÅŸ insanların yaÅŸadıklarını okumak kadar insanı güçlendiren çok az ÅŸey vardır. Bu öykülerden güçlü bir moral kadar, zekice fikirler de çıkarabiliriz' sözleriyle kitabın amacı özetleyen Sekman, bir kez daha ünlülerin baÅŸarı hikayelerini derlemiÅŸ. Muhammed Ali, Aziz Nesin, Zeki BaÅŸeskioÄŸlu, İskender Pala, Duygu Asena, Ali AÄŸaoÄŸlu, Soljenitsin ve BeÅŸiktaÅŸ Çarşı grubunun lideri Alen, kitapta baÅŸarı öyküleri mercek altına alınan isimlerden birkaçı.
Çocuk yaÅŸta babasını kaybeden, önce casus, sonra ÅŸarkıcı olma hayalleri kuran, dershaneye gitmeden BoÄŸaziçi Üniversitesi'ni kazanan, müzik hayali için bulaşıkçılık bile yapan Teoman da kitapta geniÅŸ yer bulan baÅŸarılı ve azimli isimlerden.
'O bir meydan okuyucu. Kendi olmaktan baÅŸkası olamayan, kendi kafasının dikine gidenlerden. Bu kitaptaki pek çok insan gibi' sözleriyle takdim edilen Teoman'ın hayat hikayesinin bir bölümünü ve felsefesine yön veren 'Teoizm'in kurallarını sizin için derledik...
ŞARKICI OLMAYA 11 YAŞINDA KARAR VERDİ
'Ailenin tek çocuÄŸu olarak İstanbul'da dünyaya geldim. Henüz 2,5 yaşındayken babamı kaybettim. Annem, anneannem, teyzemle büyüdüm. Ailemin hep memnun olduÄŸu bir çocuktum. Okul baÅŸarımla da onların gurur kaynağı oldum. Okul dönemine ait ilk baÅŸarımı henüz 7 yaşındayken yaÅŸadım. İlkokul birinci sınıfta karne günü isimleri okunan üç-beÅŸ kiÅŸi bahçedeki kürsüye çıktık. Elime övünç belgesi tutuÅŸturdular. Baktım annemler, teyzemler aÄŸlıyor. Beni kutladıklarında bunun baÅŸarı olduÄŸunu anladım. Bu duygu hoÅŸuma gitti! Çünkü otorite konumundaki annem, anneannem, akrabalar hepsi çok memnunlardı. Sonuçta övgü almak insanın hoÅŸuna gidiyor.
Okuyup yazmayı öÄŸrendikten sonra en büyük aÅŸkım kitap okumak oldu. Sadece edebi kitaplar deÄŸil, çizgi romanları da severdim. O yıllarda hikayeler de yazıyordum.
Aslında gelecekle ilgili çok net hedeflerim yoktu. Çocukken bir pazar sabahı kovboy filmi seyredince kovboy olmak istiyorsunuz, bir hafta sonra casusluk filmi varsa ondan etkileniyorsunuz. Uzun zaman casus olmayı çok istedim. Ama 11 yaşından itibaren tek hayalim ve hedefim ÅŸarkıcı olmaktı...
Her zaman otoriteye karşı tepkim vardı ama hocalarıma hep saygı duydum. Onlar otoriteyi tanımlayan figür olsalar da onları farklı gördüm. Otorite sistemin kendisiydi, okuldu. Bu nedenle okulu sevmiyordum ama hocalarımı seviyordum. Evde de annemi seviyordum ama annelik otoritesinden hoÅŸlanmıyordum.
Hikayeler yazardım, yazdıklarıma bayılırdım ama birileri bulur diye yırtardım! Kendi övgüm için çalışıyordum o yıllarda.
HAYATIM BÜYÜMEYİ BEKLEYEREK GEÇTİ
ÇocukluÄŸumda maddi durumumuz yeterli olmadığı için komÅŸular vasıtası ile bir gitara sahip oldum. Onun üzerine hayaller kurdum. Çok hayalci bir çocuktum. ÇoÄŸu duyguyu kendi içimde yaşıyordum.
18 yaÅŸ benim için önemliydi. KaÅŸe pantolonla okula gitmek zorunda olmayacağım anı istiyordum. Lise bittiÄŸinde bir hedefim yoktu. Zaten üniversite için hazırlık yapmamıştım, bölümlerin ne olduÄŸunu bile bilmiyordum.
Bütün arkadaÅŸlarım dershaneye devam etti. Kayıt için gecikince gidecek dershane bulamadım. Bir arkadaşımın yanında gittiÄŸim dershanenin sınavında iki-üç kez sınıf birincisi olunca kendime güvendim. 'Sınıf birincisiyim, dershaneye niye gideceÄŸim?' dedim, gitmedim. Sınavı kazanınca da arkadaÅŸlarım ne yazıyorsa onu yazdım. 'İşletme iyi bir ÅŸeymiÅŸ' diyorlardı. İstanbul İşletme'yi kazandım. Hala iÅŸletmenin tam olarak ne olduÄŸunu biliyor deÄŸilim. Okulun ilk günü İstanbul Üniversitesi yerine BoÄŸaziçi Üniversitesi'ne gittim. Üniversitenin ortamı o kadar cezbediciydi ki, 'Daha fazla çalışayım da buraya gireyim' dedim.
Üniversiteye hazırlık için matematik kitabı aldım. Kendi kendime günde 7-8 saat çalışarak BoÄŸaziçi Üniversitesi Matematik bölümünü kazandım. Hatta aldığım puan o kadar yüksekti ki TÜBİTAK burs verdi! Matematik bölümünde okurken artık matematik sorun deÄŸildi ama iki dönem üst üste fizikten kalınca bir kez daha üniversite sınavına girdim ve BoÄŸaziçi Sosyoloji'ye geçiÅŸ yaptım.
Müzik grubundaki arkadaÅŸlarla haftada 3-4 gün, 7-8 saat prova yapıyorduk. BeÅŸ kuruÅŸumuz olmadığı için prova yaptığımız yerden kovuluyorduk. Genellikle okulun müzik odasında çalışıp orada uyurduk.
Zor günlerdi ama bunu zorluk gibi görmüyordum. EÄŸleniyorduk. Yapmak istediÄŸimiz tarzlarda müzik yapıp da geçinebilen kimse yoktu. Tek örneÄŸimiz o yıllarda Mazhar-Fuat-Özkan'dı. Bu arada kayıt dondurup 1 yıllığına Amerika'ya gittim.
İş hayatı veya insan iliÅŸkilerinde herkes birbirinin gururunu kırmak üzere çalışıyordu. İş piyasasında herkes rol yapıyor. O tip ortamlara girince kendimi sudan çıkmış balık gibi hissediyordum. Oraya ait olmadığımı biliyordum. MüziÄŸi seçtim... İlk konserime çıktığımda her ÅŸey deÄŸiÅŸti. Utangaçlığımı yenip sahne hayatımda ilk kez gözlerimi açtım, hayallerimdeki gibi atladım zıpladım. EÄŸer o gün o konseri öyle vermeseydim ben baÅŸka birisi de olabilirdim...'
TEOİZM'İN 12 KURALI
1 Dışarıdan gelene deÄŸil, kendi kendime yaptığım taltife deÄŸer veririm. Yıllarca kendi övgüm için çalıştım.
2 Hayatımda hiç 'arabam, evim olsun' istemedim. Hep kendime yatırım yaptım.
3Her zaman B planım vardır. Hiç, 'Bunu baÅŸaracağım' demedim. Sadece 'Nasılsam öyle kalacağım. İnandığım bir ÅŸeyi yapacağım' dedim.
4 Dönem dönem insanlarla uzlaÅŸtığım yerler oldu. Karşı çıkmaya üÅŸendiÄŸim ÅŸeyler oldu ama genelde kafama ne estiyse onu yaptım.
5 Ölümleri yaÅŸamış insanlar aynı zamanda küçük problemleri takmayacak insanlar olur. Hayat benim için uÄŸruna bir sürü ÅŸey yapılacak kadar deÄŸerli deÄŸil.
6 İyi bir insan olmak benim için her ÅŸeyin üzerindedir. Dünya çapında 100 milyon tane albüm satmak benim için çok önemli bir ÅŸey deÄŸil. Yıllar geçtiÄŸinde hayatlarına bir ÅŸekilde deÄŸdiÄŸim insanların beni iyi hatırlamalarını daha çok istiyorum.
7 Bu sahte dünyada arada bir tereddüde düÅŸtüm, ama kendime inandığım zamanlarda hiç pazarlık yapmadım.
8 Kolay karar alırım. Karar verdiÄŸimde gerçekten ona inanıyorumdur. Son birkaç yıldır birkaç kiÅŸinin fikrini alıyorum. Eskiden onu da yapmazdım. 40 yaşından sonra köÅŸelerim biraz yuvarlaklaÅŸtı.
9 Bu ego denilen şey nedeniyle bir başkasının dediğini yapacağıma tam tersi zararlı olan şeyi yaptığım oldu. Egoyu dizginlemekte fayda var.
10 Zengin olmayı istemiyorum. O yüzden en karlısını yapmak deÄŸil, en istediÄŸimi yapmak durumundayım.
11Evhamlı olduÄŸum için tehlikeli bir ÅŸey yapmam. Hayatta kendi kırmızı çizgilerim vardır.
12 Ben etrafta mutsuz mutsuz insanlar dolaşırken mutlu olmanın imkanının olmadığına inanıyorum.