AKÅžAM | PAZAR | 22 KASIM 2009, PAZAR
'Bilginin arkeologu' Fransız düÅŸünür Michel Foucault, Batı uygarlığının insan ve toplum hakkında zamana baÄŸlı deÄŸiÅŸen bilgisinin izini sürmüÅŸ, kavram ve açıklama biçimlerindeki dönüÅŸümü ortaya koymuÅŸtu. Aynı ÅŸekilde Batı uygarlığında güzellik ve çirkinlik kavramlarının arkeolojisini yapan Umberto Eco'ya da 'estetiÄŸin arkeologu' demek yanlış olmaz. 2004'teki 'GüzelliÄŸin Tarihi'nden sonra, Eco'nun 2007'de derlediÄŸi 'ÇirkinliÄŸin Tarihi' de DoÄŸan Kitap'tan çıktı.

Eco, kitabının daha giriÅŸinde filozof ve ressamların güzelliÄŸe yeni bir tanım getirdiklerinden ancak çirkinlik için aynı durumun söz konusu olmadığından bahsediyor ve çirkinin, güzelin tersi olarak tanımlandığını söylüyor.
FELSEFİ VE EDEBİ ÇİRKİNLİK
Okura, felsefe ve edebiyat tarihinin bilinen metinlerinden yaptığı alıntılarla bezediÄŸi ve kronolojik-tematik bir yöntemle sürdürdüÄŸü anlatısında geniÅŸ bir görsel zenginlik de sunan Eco, 'GüzelliÄŸin Tarihi'nin devamı niteliÄŸindeki 'ÇirkinliÄŸin Tarihi'nde yüzyıllara yayılmış birçok örneÄŸi okura sunuyor. Eco, öznel deÄŸerler, zevkler, haz alınan objeler gibi, çirkinliÄŸi algılayışımızın da öÄŸretilmiÅŸ deÄŸerler üzerine kurulu olduÄŸunu gösteriyor. ÇirkinliÄŸin farklı zamanlarda insanların konumuna ve formasyonuna göre algılanışını gözler önüne seren Eco, kuramsal metinlerin eksikliÄŸi nedeniyle evrenini Batı uygarlığı ile sınırlı tutuyor.
Eco, 'GüzelliÄŸin hakimiyetinde bir dünya mı?' baÅŸlığı ile çirkinin tanımlanışının uzunca bir dönem güzele bağımlı oluÅŸuna göndermede bulunuyor. Çirkinin tutku, ölüm, ÅŸahadet, kıyamet, cehennem ve ÅŸeytan ile iliÅŸkilendirilmesine deÄŸinen ve bunun sanattaki yansımalarını örnekleyen Eco, çirkinin gülünç ve müstehcenlikle baÄŸlantılandırılmasını da anlatıyor. Tüketim toplumunun güzellikle bütünleÅŸtirdiÄŸi kadının, OrtaçaÄŸ'dan Barok ÇaÄŸ'a geçiÅŸte iç kötülükleri ve baÅŸtan çıkarma güçlerini yansıttığına inanıldığını aktaran Eco, kadın çirkinliÄŸini resmeden sanat yapıtlarını da sıralıyor. Sinema ve müzikte de çirkinin izini süren Eco, günümüzde çirkinliÄŸi anlatırken ses uyumsuzluÄŸunun heyecanlandırma gücüne göndermede bulunuyor.
ÅžEYTANİ OLAN MAKBULDÜR
ÇirkinliÄŸin dönemler ve kültürlere göreceli oluÅŸunun bizleri de bu bakış açısını doÄŸrulamaya ittiÄŸini söyleyen Eco, dönemler ve kültürler boyunca deÄŸiÅŸmemiÅŸ psikolojik tepkilere sahip olduÄŸumuzu belirtiyor. Åžeytanın gittikçe kabul gördüÄŸünü anlatan Eco, heavy metalden örnekler veriyor, ET'ye, Yıldız SavaÅŸları'ndaki uzaylılara, Frankenstein'e, King Kong ve Godzilla'ya deÄŸiniyor. Zombilerin kırışmış, kokuÅŸan ciltleri, siyah diÅŸleri ve tırnakları ile bizler gibi tutkulu bireyler olduklarına dikkat çekiyor. 'ÇirkinliÄŸe baÅŸvurmak, kötülüÄŸün varlığını dışa vurmak için bir araç mıdır?' sorusunu da soran Eco, satanizm gibi marjinal durumlarda kötülüÄŸün kutlanmasını anlatıyor. Dinozorlar, Pokemon ve diÄŸer ÅŸekilsiz yaratıkların insanları hayran bıraktığını örnekleyen Eco, çirkin ile iliÅŸkimizin ve ona dair algımızın günümüzde büründüÄŸü ÅŸekli inceliyor. Eco, çaÄŸdaÅŸ sanatın da çirkinliÄŸi artık 20. yüzyılın başındaki avangart hareketlerin provakatif ÅŸekliyle ele almadığını, çirkinlikle hem ilgilendiÄŸini hem de onu kutladığını anlatıyor.
SÜLEYMAN ARIOÄžLU- suleyman.arioglu@aksam.com.tr