AKÅžAM | PAZAR | 22 KASIM 2009, PAZAR
Amman'da yaÅŸayan, çoÄŸu üniversite mezunu üç bine yakın Türk kadını var. EÅŸleri Ürdünlü. Hepsi Türkiye'ye üniversite okumaya geldiklerinde tanışmışlar. Kültür merkezleri var; evlerinde Türkçe konuÅŸuluyor; Türk televizyonları izleniyor. Orada doÄŸmuÅŸ ve artık çoÄŸu üniversite çağına gelmiÅŸ çocukları da çok iyi Türkçe konuÅŸuyor. Amman'da hiç de küçük sayılmayacak, yerleÅŸik ve Türkiye'nin bilmediÄŸi bir 'Türk Kolonisi' mevcut. TRT TÜRK'te yayınlanan 'Dönmeyenler' programını hazırlayan Mehmet TaÅŸdiken, Ürdün izlenimlerini yazdı.

Songül Jaber, Ürdünlülerle evli Türk kadınlarını bir araya getiren Türk Kültür Merkezi'nin Kadın Koordinasyon BaÅŸkanı. Son 29 yıl içinde Ürdün'de oluÅŸmuÅŸ böyle bir koloninin sırrını Songül Hanım ÅŸöyle açıklıyor: 'Aslında bizim bütün Ürdünlü eÅŸlerimiz Türkiye hayranı ve hanımköylü.'
Ürdün baÅŸka bir yer, Ürdünlü içten, samimi ve dost... Türk insanlarına karşı ise daha bir dost. Türk olduÄŸunuzu duyan Arapların bir anda nerdeyse kimyası deÄŸiÅŸiyor. O kadar ilgili, o kadar sıcaklar ki. Misafire gösterilen inanılmaz ev sahipliÄŸi, birbirlerine karşı yardımseverlik, cömertlik yarışı, insani iliÅŸkiler... Gördüklerim, doÄŸrusu kadim Arap edebiyatının efsanevi kıssalarının içindeymiÅŸim hissini uyandırdı bende. Buraya bizim kadınlarımızı baÄŸlayan ÅŸeyler, artık dünyanın baÅŸka coÄŸrafyalarında nostaljik hatıralara dönmüÅŸ, insani deÄŸerler midir acaba?
Sokaklara da yansıdığı gibi, herkes dilediği gibi giyinebiliyor, dilediği gibi yaşayabiliyor.
Amman, modern bir ÅŸehir. Bizim kadınlarımız Türkiye'deki kadar özgürler. İşyerleri var, hepsinin altında kendilerine ait yeni model arabaları var. YaÅŸam standartları ortanın çok üstünde, çok aktif bir sosyal yaÅŸamları var.
Songül Jaber, Ürdün'ün dönmeyenlerinden... İzmir'de iktisat fakültesini bitirmiÅŸ, iÅŸe girmiÅŸ. Ürdünlü Eid Jaber ile tanıştıktan sonra hayatı deÄŸiÅŸmiÅŸ; evlenip iÅŸini, ailesini, ülkesini bırakarak Ürdün'e yerleÅŸmiÅŸ. 'EÅŸimle 1988 yılının son aylarında tanıştık. Kendisi 9 Eylül Üniversitesi Mimarlık Fakültesi son sınıf öÄŸrencisiydi, ben de İzmir'de bir devlet kuruluÅŸunda memur olarak çalışıyordum. Ortak arkadaÅŸlarımız sayesinde tanıştık. 1989 yılının 28 Temmuzu'nda evlendik, hem Türkiye'de Türkiye geleneklerine göre hem de Ürdün'de Ürdün geleneklerine göre düÄŸün yapıldı. İki oÄŸlum, bir kızım var. Büyük oÄŸlum bu sene üniversite imtihanlarına hazırlanıyor, onun küçüÄŸü kızım 9. sınıfa geçti, en küçük oÄŸlum Murat da 6. sınıfta. Mutlu bir yuvamız var, eÅŸim, çocuklarına, ailesine, evine çok düÅŸkün. Kendisi ÅŸu anda Ürdün'de Hava Kuvvetleri'nde Yarbay rütbesinde mimar-mühendis olarak çalışıyor.'
BU KIZI ARAPLARA NASIL VERİRSİNİZ?
Yarbay Eid Jaber, eÅŸinin ifade ettiÄŸi gibi çocuklarına, ailesine düÅŸkün bir baba, bir eÅŸ olmakla birlikte çok iyi olan Türkçe'si nedeniyle üst düzey askeri görüÅŸmelerde tercüman olarak da görev yapıyor. Türk Deniz Kuvvetleri Komutanı'nın ziyaretinde, daha önce Hava Kuvvetleri Komutanlarının görüÅŸmelerinde tercüman olarak bulunmuÅŸ. Karşılıklı tüm komutanlar iyi derecede İngilizce bilmekle beraber, onun tercümanlığında herkes kendi dilini konuÅŸmayı tercih etmiÅŸ.
Eid Jaber ile evliliÄŸi öncesinde ve hatta yıllar sonra Songül Hanım'ın bazı tanıdıkları, eÅŸi Arap olduÄŸu için benimseyememiÅŸler bu evliliÄŸi. Songül Hanım o dedikoduları hala unutamamış. 'Akrabalarımızdan biri 'nasıl verdiniz kızı oralara' demiÅŸ; 'Araplara kız verilir mi?'. Yengem 'Valla biz çok memnunuz damadımızdan... Üç yıl oldu evleneli, dört yıldır tanıyoruz. Kızımız da çok memnun, hiçbir kötülüklerini görmedik' demiÅŸ.'
Peki, Araplar bizim kadınlarımız için ne düÅŸünüyor? Songül Hanım'ın kayınvalidesi onu kendi kızı gibi sevmiÅŸ. Asla klasik kaynana olmamış. Zaten Türkleri de çok severmiÅŸ. Songül Hanım da rahmetli olan kayınvalidesini annesi gibi sevmiÅŸ.
TÜRK KADINLARINI HERKES ÇOK SEVİYOR
Ürdün'e gelin gidenlerden Ayten Okasheh'in kimyager eÅŸi Selim Okasheh, gayet düzgün bir Türkçe'yle diyor ki: 'Sırf Ayten için deÄŸil, genel olarak bütün hanımlar için ÅŸunu söyleyebilirim: Onlar gerçek anneler. Hepsi gerçek bir hanım, iyi bir eÅŸ ve çocuklarına çok düÅŸkünler. Bunu bütün Ürdünlüler biliyor. Türk kadınlarını burada herkes çok seviyor.'
Ayten Hanım'ın Türk dizilerine müptela Hıristiyan komÅŸusu Nadya Midanat da Türk kadınları için hayranlığını gizleyemeyenlerden: 'Çok cana yakın kadınlar. Bir de çok güzeller. Türk hanımlarının evdeki davranışlarına, kocasına, çocuklarına davranışlarına, hayran kalıyoruz. Asaletleri bizi hayran bırakıyor.' Gerçekten Ürdün'de insanlarla konuÅŸtuktan sonra farkına varıyorsunuz ki, biz Türk erkekleri galiba 'derya içinde deryayı bilmezlerden'iz. Türk kadının bu kadar yüceltildiÄŸi, kabul etmeli ki, doÄŸru bir söylemle belki deÄŸerinin takdir edildiÄŸi baÅŸka bir ülke var mıdır? Türkiye dahil...
Songül Jaber 'Bundan 20 sene evvel Türkiye'ye çok büyük ilgi vardı Arap dünyasından. Akın akın Türkiye'ye gidiyorlardı. Daha sonra Arapların aleyhinde yapılan propagandalara, onların Türkiye'ye küsmelerine sebep oldu. Umarız ki bundan sonra geçmiÅŸte yapılan hatalar telafi edilir' diyor.
Ürdün'de kadınlar modern bir hayat yaşıyor. Kendi iÅŸyerlerini açıp son model otomobillere biniyorlar. Türk dizilerine ilgi de çok fazla ve dizilerdeki modernlik onları ÅŸaşırtıyor. Ürdün'deki Türkler sık sık aynı sorularla karşılaÅŸmaktan yakınıyor: 'Sizde böyle sabah-akÅŸam içki içiliyor mu?', 'Evlenmeden önce aynı evde beraber yaÅŸanıyor mu?', 'Evlilik dışı çocuk yapılıyor mu?' en çok duydukları sorular.
Songül Hanım'ın eÅŸi Yarbay Eid Jaber, belki de analizi çok uzun olacak 'Ürdünlülerin Türkiye'ye bakışı'nı bir iki cümle ile özetleyiveriyor: 'Türkiye ne zaman ve kiminle maç yapar kazanırsa, burada bayram olur. Ürdünlüler nümayiÅŸ yaparak sokaklara dökülür. Raflarda bir Türk malı görürse Ürdünlü önce onu tercih eder.'
Amman'da Türk Kültür Merkezi cıvıl cıvıl. Türk kadınları, Ürdünlü eniÅŸtelerimiz, onların çocukları, hatta Hıristiyan Araplar... Türküler, halk oyunları, Türkçe öÄŸreniyorlar. DışiÅŸleri, bu örnekleri dünyanın her tarafına mutlaka yaymalı. Dış temsilciliÄŸin bulunduÄŸu her ülke ve ÅŸehirde en azından Türkçe öÄŸreten bir kurs, mutlaka faaliyete geçirmeli.
MEHMET TAŞDİKEN