Serdar Turgut serdarturgut@superonline.com

kategori2

Domuz gribinde gizlenen asıl tehlike

Domuz gribi ile ilgili her gün açıklamalar yapılıyor fakat salgının getirdiÄŸi asıl büyük tehlikeden kimse açıkça bahsetmiyor.
Bu tehlike de çocuklar ile baÄŸlantılı.
Biliyorsunuz bu grip okul yaşındaki çocuklara hayli kolay bulaşıyor.
Hastalığın kendisi diÄŸer herhangi bir gripten fazla farklı deÄŸil. DoÄŸru ateÅŸ düÅŸürücüler ve dinlenmeyle birkaç günde geçiyor hastalık.
Asıl tehlike ise hastalık iyileştikten sonra başlıyor.
Doktorlar 'Çocuklar iyileÅŸse dahi onları bir süre okula göndermeyin' diyor.
İşte tehlike hatta fecaat bu tavsiyeye uyulunca başlıyor.
Çünkü bu dünyada üç-dört gün zorunlu olarak yatakta kaldıktan sonra sıkılmış, bunalmış ve sonra tamamen gücünü kazanmış bir çocuktan daha korkunç daha sinir bozucu bir ÅŸey de olabilmesi mümkün deÄŸil bana göre.
DüÅŸünsenize; çocuk iyileÅŸmiÅŸ, gücü enerjisi yerinde, durmadan yapacak yeni bir ÅŸeyler arıyor ve siz onu okula gönderemiyorsunuz.
Bana göre okullar bir yaÅŸa geldiklerinde çocukları evden uzakta tutmak için icat edilmiÅŸ kurumlardır. Okulun bu iÅŸlevini elinden alırsanız geriye ne kalır bilemiyorum. ÖrneÄŸin; bizim durumumuzda geriye anarÅŸi, dehÅŸet ve karmaÅŸa kaldı.
OÄŸlum beÅŸ gün önce bildiÄŸimiz semptomlarla hastalandı. Tedaviye baÅŸladık. Neyse ki iyi geliÅŸme oldu, tedaviye olumlu cevap verdi ve dört günde ayaklandı. Åžimdiki durum ise ÅŸöyle:

1- 'Yazı yazacağım lütfen bir süre sessizlik rica ediyorum' diyorum. Odama çekiliyorum. Kısa süre sonra kapıda ÅŸöyle bir gür ses duyuluyor; 'Ceddin deden, neslin baban' diye var gücüyle bağırıyor Alp ve hemen sonrasında Mehter Marşı baÅŸlıyor. Ve odaya mehter yürüyüÅŸüyle ve kendisine kıyafetler uydurmuÅŸ oÄŸlum giriyor. Görüntü son derece fantastik ve de komik. BaÅŸka hiçbir ÅŸeye konsantre olabilmeniz katiyen mümkün deÄŸil. Adam Osmanlı tarihini çok seviyor ne yapayım. Kendisi altı yaşına gelmeden Osmanlı tarihi hakkında İlber Ortaylı ile sohbet etmeyi baÅŸarmış dünyadaki ilk ve son çocuktur. Sondur, çünkü İlber Hoca'nın bir daha böyle bir geliÅŸmeye izin vereceÄŸini sanmıyorum... O görüÅŸmeye gitmeden önce konuÅŸmanın bir aÅŸamasında İlber Hoca'nın oÄŸlumu boÄŸmaya teÅŸebbüs edeceÄŸini düÅŸünüyordum. Çünkü İlber Hoca sabrıyla, sinirsizliÄŸi meÅŸhur olan bir insan deÄŸil ama ikisi çok iyi anlaÅŸtılar. Hatta nerede tuttuÄŸumu bulabilirsem elimde bir fotoÄŸrafları var. İkisi Topkapı Sarayı bahçesinde yürüyorlar. Arkadan çekmiÅŸim. El ele tutuÅŸmuÅŸlar, İlber Hoca, Alp'in yanında dev gibi görünüyor. Kavgasız, vukuatsız bitecek gibi görünen o ziyarette öÄŸle yemeÄŸinde az daha büyük bir felaket oluyordu. Üç hamburger gelmiÅŸti ve Alp ketçap paketini açtı. Ben İlber Hoca'nın tüm kıyafetinin baÅŸtan aÅŸağıya ketçap olacağından korktum. Neyse ki  ketçap duÅŸunu bir tek ben aldım ve gezi sona erdi.
Durum böyleyken oÄŸlanın aynı Mehter Marşı'nı üst üste 15 kez dinlemesini belki              anlayışla karşılayabilirsiniz ama bu sessizlik istediÄŸiniz bir gün çalışma odanızın içinde olursa aynı tahammülü gösterebileceÄŸinize pek emin deÄŸilim ben. 'Ceddin deden neslin baban' diye baÅŸlıyor ya ÅŸarkı, oÄŸlanın mutluluÄŸunu yarıda kesmek için bir ara ona kendi ecdadı hakkında tüm gerçekleri anlatsam mı diye düÅŸündüm.
Bizim ecdadımızın tarihi aynı zamanda deliliğin de tarihidir. Benim dedem zır deliydi. Babam normal deli. Ben ise zır olmaya yakın normallikte bir deliyim.
Alp bu ilginç aile tarihini iyi anlasa belki Mehter Marşı'ndan vazgeçerdi. Nitekim anlatmaya da baÅŸlamıştım ki; kapımda Mehter Marşı'ndan daha korkunç baÅŸka bir gürültü duydum, Rana konuÅŸuyordu (yani bağırıyordu) ve bu hikayeyi anlatırsam çok kızacağını söyledi bana, hemen sustum. Sonra da ikisi birlikte mehter yürüyüÅŸüne baÅŸladılar odasında. Bunu uzunca bir süre seyretmek bir erkeÄŸin üstünde iktidarsızlaÅŸtırma etkisi yapabiliyor.

2- Oyun bitti, sonra annesi oÄŸlana ders çalıştırmaya baÅŸladı. Bu süreç ikisinin birbirlerine karşılıklı bağırmalarıyla gerçekleÅŸiyor. OÄŸlan da kavgada fena deÄŸil tabii ama bağırma konusunda Rana'dan daha baÅŸarılı olabilmesine imkan yok. İkisi bağırıyorlar birbirlerine. Bu süreçte en karmaşık dersler bile (bana ilkokul ikinci sınıf dersleri karmaşık geliyor ne yapayım!) mucizevi ÅŸekilde bitiyor. Ben her an birbirlerini boÄŸazlamaya baÅŸlayacaklar diye tedirgin beklemekten bitip  tükeniyorum. Onlar bağırmalar sonucunda birbirlerine sarılıp eÄŸlenmeye baÅŸlıyorlar. Bu korkunç süreçten bir tek ben yıpranarak çıkıyorum.

3- AkÅŸam oluyor. Bana çok yorucu gelen bir günün ardından bir duble viskiyle televizyonun karşısına oturuyorum. Bir film seyredeceÄŸim. Film baÅŸlar baÅŸlamaz oÄŸlum odama giriyor. (Åžu aÅŸamada odama ciddi güçlü bir kilit almam gerektiÄŸini kavramış durumdayım.) Kucağıma oturuyor ve bana 'Baba sana bir hatıramı anlatmak istiyorum' diyor. Sekiz yaşındaki çocuÄŸun hatıramı anlatacağım demesini komik bulduÄŸumdan gerçekten ilgiyle dinliyorum ve bana bir buçuk saat kadar iki yıl önce Boston'da gittiÄŸi bir çocuk müzesinde yaÅŸadıklarını olaÄŸanüstü detayda anlatıyor. Oradaki personelle konuÅŸmalarını dahi aynen aktarıyor bana. Ben viskimi yudumlarken bu hatıraları dinliyorum. KonuÅŸma bitince film de bitmek üzere oluyor.
Tüm bu deneyimin özeti ÅŸu; domuz gribinin kendisi tehlikeli deÄŸil. Asıl tehlike iyileÅŸme olduktan sonra baÅŸlıyor ve bence gripten iyileÅŸmiÅŸ okul çağındaki çocukların geçici olarak hapsedilecekleri bir ada oluÅŸturulmalı. Hani eskiden veba kolonileri vardı ya; bunu domuz gribi geçirmiÅŸ çocuklar için de düÅŸünmemizin zamanı geldi de geçti bile.
Bu son satırları yazarken bile oÄŸlum çamaşır dolu bir sepet ile geldi ve bana kirli çamaşırım olup olmadığını sordu. Sepeti çamaşır makinesine taşımakla görevlendirilmiÅŸ.
Otoriteleri domuz gribindeki asıl tehlike konusunda halkı bilgilendirmedikleri için kınıyorum.

Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3