AKŞAM 14 EYLÜL 2009, PAZARTESİ
Nasuh Mahruki'ye göre meteorolojinin çok yağış olacağını haber vermesi yeterli değil: Bunu yorumlamak lazım. Yani mesela İkitelli'ye altı saat içinde 95 kilo yağmur düşecek demeliler. Yerel yönetimler durum değerlendirmesi yapmalı, çeşitli kararlar almalı; risk bölgelerinde yolların kapatılması, işyerlerinin, okulların tatil edilmesi, evlerin boşaltılması gibi. Bilgileri yorumlayacak uzmanlar olsa nerelerin sular altında kalacağı bilinebilirdi
Geçtiğimiz hafta yaşanan sel felaketi beklenen bir afet miydi? Siz AKUT olarak bu konuda bir ön çalışma yapmış mıydınız?
Son dört-beş yıldır uzmanların söylediği küresel iklim değişikliği ile birlikte meteorolojik afetlerde artış beklendi. Bunu biliyoruz. O nedenle AKUT 2007'de dört ekip daha kurdu. 2006'ya kadar 10 ekiptik, 14 olduk. 2008'de dört tane daha ekledik mevcutlara. 2009'da ise altı ekip daha.
Ekiplerin görevleri farklı mı?
Hayır, görevleri değil, yerleri farklı. Son üç yıl içinde 14 ekip kurmamızın nedeni küresel iklim değişikliği. Çünkü meteorolojik afetler çok hızlı ve şiddetli gelişiyor. En hızlı müdahaleyi yerel insanlar yapabiliyor.
Bu ekipler Türkiye'nin nerelerinde?
İstanbul, Ankara, Marmaris, Kocaeli, Bingöl, Niğde, Antalya, Bursa, İzmir, Trabzon, Rize, Giresun, Kayseri, Antep, Erzurum. Ve bu ekiplerin tamamı gönüllülerden oluşuyor.
İstanbul'da kaç kişisiniz?
120-150 civarı. Ama bizim sel konusundaki asıl tecrübeli ekibimiz Antalya ekibi. Sel konusunda burada henüz pek tecrübemiz yok ama doğal afetleri bekliyorduk. Dolayısıyla hazırlıklıydık.
Selde kurtarma yapmanın püf noktaları neler?
Elinizdeki malzemeye ve nerede kurtarma yaptığınıza bağlı. Biz bu olayda İstanbul'u, Silivri, Çatalca ve Yeni Bosna olarak üç bölgeye ayırdık. İki gün içinde 36 kişinin kurtarılmasını sağladık. Selde yapılan, mahsur kalanları kurtarmadır genellikle. Yoksa suya kapılanı kurtarmak için o an orada olmanız gerekir.
DOĞA KENDİNE AİT OLANI ALIR
O zaman kendi kendimizi nasıl kurtarırız üzerine konuşalım!
Sellerin zarar vermesinin sebebi plansız kentleşme. Üç kuruş için dere yataklarına insanları oturtuyorlar, otoyol yapıyorlar. Oysa doğa eninde sonunda kendine ait olanı alır.
Yani dere yatakları ile oynanmasa selde kayıp olmaz mı?
Felakete dönüşmez. Şiddetli yağışlar her zaman olabilir. Yağışlar nedeniyle bahçenizi, zemin katınızı su basabilir. Ama Güneşli'deki gibi bir havza tamamen gölete dönüşmez. Bu nedenle önce sistemi doğru kurmak lazım.
İyi, güzel de siz bunları otoritelere söylüyorsunuz. Vatandaş hali hazırda bir dere yatağında yaşıyorsa kendini korumak için ne yapabilir?
Bu soru şuna benziyor: Frensiz bir araba ile İstanbul'dan Ankara'ya kazasız nasıl gidebilirim? Freni yok ki ben nasıl kaza yapmayayım? O yüzden önce işin özünü iyi oturtmak lazım. Sonuçta çağdaş ülkelerin hedeflediği bir model var. O da afete dayanıklı toplum olabilmek. Aksi takdirde anca enkazdan kaç kişi çıkarabiliriz, selde kaç kişiyi mahsur kaldığı yerden alabilirize dönüyor iş. O yüzden önce dere yataklarının açılması, buralarda imarın yasaklanması lazım. Bir de bu sel felaketi ile ilgili bir sorun daha var.
Nedir o sorun?
Şiddetli yağmur yağacağı ile ilgili veri meteoroloji genel müdürlüğünce söylendi. Fakat bu yetmez.
Ne eksik?
Bu veri zaten internette, gazetelerde, televizyonlarda var. Önemli olan bu ham veriyi alıp bilgiye çevirmek.
Nasıl olacak bu?
Şöyle: Veri, çok şiddetli yağış beklentisi olduğu. Bunu yorumlamak lazım. Yani mesela 'Güneşli, İkitelli, Yeni Bosna bölgesine altı saat içinde 95 kilo yağmur düşecek' denir. İlgili kurumlar bu datayı paylaşır. Yerel yönetimler ilgili uzmanlarıyla durum değerlendirmesi yapıp bilgi üretir. O bilgi de karar vermek için kullanılır.
Nasıl bir karar?
Gerekirse risk bölgelerinde yolların kapatılması, işyerlerinin, okulların tatil edilmesi, evlerin boşaltılması kararı.
Yani sel gelmeden önce meteoroloji olacakları görebilir miydi?
Meteoroloji bunu sadece veri olarak sunuyor, bilgiye dönüştürmüyor, diyorum. Önlenebilirdi demiyorum. Ama ben böyle çalışılması gerektiğini düşünüyorum. Bilgileri yorumlayacak uzmanlar olsa nerelerin sular altında kalacağı bilinebilirdi.
Olağanüstü hal mi ilan etmek gerekirdi?
TEM trafiğe kapatılabilirdi. Şiddetli kar beklentisi olunca okullar tatil ediliyor örneğin. O bölgedeki okullar ve işyerleri tatil edilebilirdi. Ortalamalara bakalım: Yılda yaklaşık 900 kg yağış düşüyor buralara. Bunun 200 kilosu bir günde yağdı. Bu hakikaten bir felaket. Bunu görüyorsanız önlem almanız lazım.
Sigortaları ve doğalgazı kapatın
Başımıza böyle bir felaket geldiğinde ne yapmak lazım?
Birinci öncelik hayat kurtarmak. Dolayısıyla mal, mülk sonraki konular. Selin şiddeti ve tehlikesinin en fazla olduğu yer dere yatağının ortasıdır. Çünkü en alçak, suyun en hızlı aktığı nokta orası. Orada kalırsanız felaket. Ama oranın 10 metre yanına çıksanız sorun yok. Şakır şakır akan suyu seyredersiniz.
Diyelim ki karşıdan suyun gelişini gördük. Ne yapacağız?
Hemen yana gideceksiniz. Mesele önünde olmamak.
Arabanın içindeysek?
İçeride kalmak iyi bir seçenek değil. Gerçi kafesin içindesiniz ama manevra kabiliyetiniz yok. Henüz araba sürüklenmeden hemen dışarı çıkın. Ve arabanızı terk edin.
Peki ya evdeysek?
Eviniz dere yatağında ise hiç riske girmeyin, evi terk edin. Değilse zemin ve birinci katlar dışında bir şey olmaz. Yukarı çıkın. Ama çıkmadan önce elektrikleri, doğalgazı, sigortaları kapayın. Unutmayın, birinci öncelik ölmemek! Ev kolay kolay yıkılmaz. Suya girip mücadele etmenin hiç anlamı yok.
Suya kendinizi sırt üstü bırakın
Suya düşersek ne yapalım?
Yapılması gereken asla yüzmek değil! Yüzemezsiniz zaten. Kendinizi geriye yatırın. Sırtüstü durmaya çalışın. Bacaklar önde, dizleri karna doğru çekin. Suyun akışına kendinizi bırakın. Enseden, omuzlardan su vursun. Kafanızı yukarıda tutmaya çalışın. Bir yere çarpacağınız zaman bacaklarla çarpmak için dikkat edin. Ellerinizle de sağa sola hareket yapmaya, suyun üzerinde durmaya çalışın. Paniğe kapılmadan çok kısa süre içinde birkaç şey yapmanız lazım. Paldır küldür yuvarlanmaya başlarsanız kısa sürede takatiniz kesilir. Kendinizi mümkün olduğu kadar su yolunun dışına atmaya çalışın. Ama tabii yana doğru gidemezsiniz. Çaprazlama gidebilirsiniz.
Diyelim ki bir anne çocuğunu suya kaptırdı?
Anneye 'Çocuğunun peşinden gitme' demek kolay değil ama yapabilecek pek bir şeyi olduğunu zannetmiyorum. Tabii suyun şiddetine ve gücüne bağlı ama genelde peşinden gitmek doğru değil.
Deprem çantası doğru değil
Evimiz dere yatağında ise evimizde bulundurmamız gereken gereçler var mı? Deprem çantası gibi sel çantası hazırlayalım mı? Can yeleği bulundurmak komik mi örneğin?
Komik tabii. Deprem çantası da doğru bir şey değil zaten. Sonradan ortaya çıkmış bir uygulama. Aslında o afet çantası. ABD'de geliştirilen bir sistem. Orada evler birbirine çok uzak. Arabasız bakkala bile gidemiyorsunuz. Fırtına ya da kasırga olursa kendi başınızın çaresine birkaç gün bakmak için düşünülmüş. Yoksa depremde kimse açlıktan ölmüyor.
Enkazda üç-beş gün kalıp da kurtarılanlar için gerekli değil mi?
Öyle bile olsa çantanızı sırtınıza takıp dolaşacak haliniz yok. Deprem çantası doğru bir şey değil. Ama tabii pilli radyonuz, el feneriniz kolayda olmalı. Tabii çözüm bunlar değil. Esası binayı sağlam yapmak. Bina çökecek, enkaz altında kalacağız, orada hazır yiyecek olsun... Çok zorlama bir mantık bu!
Bundan sonra deprem gibi selden de korkmalı İstanbul
Küresel ısınmanın faturası önümüzdeki günlerde başımıza daha neler çıkaracak?
Dolu, toprak kaymaları, orman yangınlarında artış daha önce görülmeyen yerlerde görülecek.
İstanbul'da tüm bunlar olacak mı?
Evet, bir kere sellerin devamı gelir. Bundan sonra İstanbul'da deprem riski gibi sel riski de var. Bu yüzden suların önünü acilen boşaltmamız şart. Dolu olabilir.
Şiddetli rüzgarlar görülebilir mi?
Tabii. Orada da tehlike iyi sabitlenmemiş reklam panoları ve camların önündeki saksılar. Her şeyimizi sağlam yapmak lazım. Yoksa can kaybı olabilir.