Nagehan Alçı tarafından Ercan Çitlioğlu ile yapılan röportaj

AKŞAM 05 EKİM 2009, PAZARTESİ

Ya nükleerden vazgeçecekler ya kan akacak

İran ikinci bir nükleer tesisi bulunduğunu beyan etmek için neden ABD'de yapılan BM Zirvesi günlerini seçti?

Gündemi belirlemek için. Bunu anlamak için İran'ı daha yakından tanımamız gerek. İran bölgedeki en köklü devletlerden bir tanesi. Bir ulus devlet, bir imparatorluk geleneğine, birikimine sahip ve milliyetçilik duyguları yüksek bir ülke. Bunlara ek olarak İran'ın çok köklü ve usta bir diplomasi geleneği var.

Anlattıklarınız ile İran'ın çizmeye çalıştığı 'yaramaz' ülke imajı birbirine pek fazla uymuyor.

Onun ayrı nedenleri var. İran'ın gerçekleri ile çizdiği görüntü arasında farklılıklar var. İran'ı ancak bu farklılıkları algıladığımız takdirde anlayabiliriz.

Nedir o farklılıklar?

Bölgede birbirine benzeyen üç ülke var: Türkiye, İran ve aralarındaki tüm düşmanlığa rağmen İsrail. İran ve İsrail'in birbirlerinin can düşmanı olmalarına rağmen benzer yönlerinin olması ironik. İkisinin de güvenlik kaygıları aynı. İsrail bölgede kendini dost olmayan ülkelerle çevrili olduğu için izole hissediyor. Ayrı bir din ve ırka ait olduğu için yalnız. İran da öyle. Bölgedeki tek Şii devlet, etrafındakiler Sünni ve Arap.

Türkiye de mi bu sebeplerden bu iki ülkeye benzeşiyor?

Evet, Türkiye de Arap değil.

AYNI KAYGILARDAN DÜŞMAN OLDULAR

Türk'üz diyemiyoruz artık galiba?

Onu demenin suç olacağı günlere ulaşır mıyız, diye endişe ediyorum. Ama evet. İran ve İsrail de aynı kaygılardan yola çıkarak birbirlerinin düşmanı haline gelmişler. İran bir de ABD tarafından da Irak ve Afganistan'da çevrelenmiş. Bu nedenle nükleer güç sahibi olma isteği İran penceresinden baktığınızda anlaşılabilir.

İsrail de ABD'nin Irak'tan çekilmeyi planlamasıyla üzerindeki tehdidin artıyor olduğunu mu düşünüyor?

Gayet tabii. Nüfuz, yüzölçümü olarak baktığınızda İran'ın kendini savunma olanakları İsrail'e göre kat kat fazla. İsrail'in nüfus ve coğrafya itibarıyla stratejik verimliliği yok. 

Ama İran'ın da 'Büyük Abi'si yok?

Evet, İsrail'in güvendiği ABD var tabii. Aslında İsrail'in yönlendiği iki nokta var: 1) Askeri teknolojisini olağanüstü geliştirmeyi beka sorunu olarak görüyor, 2) Tüm dünyadaki Yahudi lobileri ile ortak hareket ederek bölgedeki varlığını güçlendirmeye çalışıyor. Buna karşı İran da yeni ittifaklar kurma ihtiyacı hissediyor. Batı dünyası ile ittifak kuramayacağına göre yanaşabileceği Rusya ve Çin.

İRAN'IN, TÜRKİYE'YE SALDIRMASI İNTİHAR OLUR 

Peki ya Türkiye?

Yeni Türkiye demek daha doğru. Son dönemde İran'la ilgili gündemde iki konu var. Bir, yeni uranyum zenginleştirme tesislerinin ortaya çıkmış olması, iki İran'ın elindeki füzelere karşı Türkiye'nin Patriot alması. Peki, İran elindeki füzeleri Türkiye'ye karşı kullanır mı? Türkiye'nin buna karşı bir savunma sistemine ihtiyacı var mı?

Var mı?

Bence yok. Çünkü İran'ın Türkiye'ye yapacağı askeri bir saldırı şu aşamada İran'ın intihar etmesi ile eş anlamlı. Sınırlarında kendisine yönelik tehdit algılamadığı tek komşu Türkiye. 

Burada mesele İran'dan gelecek saldırı olduğu kadar İran'a yönelik saldırı da değil mi? Batı bloğu askeri seçeneği gündeme getirirse 'Türkiye buna destek versin' diye alınmıyor mu o Patriotlar?

Siz kendinizi kime karşı koruma ihtiyacı duyarsınız? Tehdit yaratana değil mi? İran şu an Türkiye'ye karşı bir tehdit oluşturmuyor ama bu Türkiye'nin İran'ın nükleer gücünü kabul edeceği anlamına gelmez.

'YANINDAYIM' MESAJI İÇİN 7 MİLYARLIK 'PATRİOT'A GEREK YOK

O zaman Türkiye'nin işi zor. 'Patriot'lara ihtiyaç yok' diyorsunuz ama onlar sembolik bir anlama da sahip değil mi? İran'a 'ayağını denk al, bak biz Batı bloğunun parçasıyız' demek olmuyor mu?

Bu Batı ile Türkiye'nin dayanışmasını sembolize ediyor olabilir ama bunun için Türkiye'nin 7 milyar dolar ödemesi gerekmiyor. ABD İran'a karşı Türkiye'yi yanında görmek istiyorsa böyle bir bedel ödetmemeli. 

Bu aslında hem Türkiye'yi hem Rusya'yı yanına çekme stratejisi değil mi?

Çünkü Çek Cumhuriyeti ve Polonya'ya füze kalkanı kurmaktan vazgeçmesi ile Patriotlar arasında bağlantı kuruluyor. Füze kalkanından vazgeçmek de Rusya'ya jest, değil mi?

Evet, ama bu bir sürekliliği ifade etmiyor. Rusya bu nedenle ABD'ye yakınlaşıyor gibi görünebilir ama İran'dan uzaklaşması çok zor. Yakın tehlikeyi bertaraf ettikten sonra eski pozisyonuna dönmeyeceğini kimse söyleyemez.

İRAN'A GÖSTERİLEN TEPKİ İSRAİL'E DE GÖSTERİLMELİ

Cenevre'de geçtiğimiz hafta kritik bir toplantı yapıldı. Amaç İran'ı nükleer iddiasından vazgeçirmekti. Bu, gerçekçi bir çaba mı?

Hayır, değil. İran'ın nükleer silah sahibi olmasını istemeyen ülkelerin aynı tepkiyi İsrail konusunda da göstermeleri gerekir. 

Başbakan Erdoğan'ın yapmış olduğu gibi değil mi?

Evet, Başbakan'ın açıklamalarında gerçeklik payı görüyorum. İran'ın nükleer güç sahibi olmasını Türkiye istemez ama bunun İran üzerinde güç kullanılarak elde edilmesine Türkiye karşı.

İran nasıl ikna olur?

İsrail elindeki nükleer silahı imha edeceğini deklere ederse ve bunu uzmanların tanıklığında yaparsa ikna olur. 

Böyle bir olasılık görüyor musunuz?

Asla görmüyorum. Bu bir rüya. İsrail asla elindeki nükleer silahlardan vazgeçmeyi kabul etmez. İran da ABD İran'ı çevrelemeye devam ettiği sürece, İsrail silahlara sahip olduğu sürece çalışmalarından vazgeçmez.

İran diyor ki 'Biz uranyumu barışçı amaçlar için üretiyoruz. Gelsin denetçiler, baksın.'

Hangi tesislere baksınlar? İran'ın 18 ayrı yerde nükleer tesisi var. Bunların hepsini açmıyorlar. Ve bunlar bilinenler. Bilinmeyenler ne olacak? Çoğu da yer altında.

TÜRKİYE, KARA VE HAVA SAHASINI KULLANDIRTMAMALI

Türkiye son dönemde güttüğü politika ile her yere eşit mesafede olduğunu iddia ediyor. Bu mümkün müdür?

Değildir. Gemi bir yere demir atar. Türkiye'nin bir dış politika çıpası olması lazım. Siz çıpanızın bir tanesini Ortadoğu'ya bir tanesini Karadeniz'e bir tanesini ABD'ye atamazsınız. Türkiye son dönemlerde Doğu'ya doğru kaymış görünse de esas kaydığı yer ABD. Belki de Doğu'ya kayıyor görüntüsü esas kaydığı ülkenin isteği doğrultusundadır. 

Yani İran'a yaklaşıyor görüntüsü ABD'nin isteği mi?

Evet.

ABD bunu neden istesin?

ABD'nin İran'la doğrudan diyalog kurabilme imkanı sınırlı. İran'ı tanımıyor. İran'a onlara biz anlatabiliriz. Bakın İran'da Şii inancıyla beslenen sarsılmaz bir milliyetçilik anlayışı var, bu etnik temelli bir anlayış değil. O nedenle İran'da Irak'ta olduğu gibi etnik farklılıkları kullanamazsınız. İran'a askeri bir müdahalede bulunulursa İran ortalığı ateşe verir. 

Bir İran krizinde Türkiye'nin pozisyonu ne olmalı?

Tavrını netleştirmesi lazım. İran'a karşı askeri güç kullanımının bölgeyi ateşe vermek olacağına ikna etmek için tüm gücünü kullanmalı. Eğer yine de askeri bir müdahale kararı çıkarsa Türkiye'nin hava ve kara sahasını kullandırtmaması lazım.

ÇİN'İN KåBUSU HİNDİSTAN

Bir de Çin var. Çin renk vermeyen bir aktör. Cenevre'deki İran toplantısına da en düşük düzeyde katılan ülke. Nedir İran'a karşı pozisyonu?

Çin, Rusya'dan korkmuyor. Çünkü özellikle son dönemlerde ordusunun modernizasyonu için inanılmaz ölçülerde askeri harcama yapmaya başladı. Ama onun korktuğu başka bir ülke var: Hindistan. 

Neden korkuyor Hindistan'dan?

2025 yılında Hindistan Çin'in nüfusunu geçiyor. 2050'de BM projeksiyonlarına göre Çin'in nüfusu 1,2 milyar, Hindistan'ınki ise 1,6 milyar olacak. Hindistan da nükleer güç. Ve Hindistan ile Çin'in arası çok iyi. Bu nedenle Çin'in İran ile dostluğa ihtiyacı var. 

Hindistan-ABD ittifakına karşı mı?

Tabii. ABD'nin bölgedeki etkinliğini azaltmayı istiyor.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3