Oray Eğin oray.egin@aksam.com.tr

kategori2

AKM başımıza dert oldu

Geçenlerde gündüz vakti, yağmur yağarken, Atatürk Kültür Merkezi'nin ışıklarını yakmışlardı. Kırmızı ışıkta durduğumda, uzun uzun o binaya baktım. O kadar güzel görünüyordu ki... Aşıkların ilk buluştuğu yer... Adres tarif edilen simge... Hepimizin hayatında, içine girmemiş olanların bile illa ki bir önemi bulunan o bina...
O gün AKM'ye özlemle baktım... İçinde yer aldığı meydanla öyle güzel bütünleşmişti ki...
AKM, en son geçen Bienal'de dünyanın 'terk edilmiş' başka binalarını tema edinen işlerine ev sahipliği yapmıştı. Sonra da kapılarını restorasyon bahanesiyle kapandı.
Ve dönem dönem ısıtılıp önümüze konan tartışmalardan biri olarak yine yıkılması gündemde.
Hemen geçen hafta Hürriyet'ten Tufan Türenç'in hatırlattığı 'hukuki durumu' aktaralım:
'1999 yılında Birinci Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu AKM'yi korunması gereken yapı olarak tescil etti. Bu karar nedeniyle AKM'yi değil yıkmak, özelliğini bile bozamazsınız. 2007 yılında, yani AKP iktidarının AKM'yi yıkma söylentilerinin çıktığı günlerde bu kez İkinci Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu, Birinci Kurul'un aldığı kararı onayladı. İkinci Kurul da AKM'nin yıkılamayacak, özelliklerine dokunulamayacak bir yapı olduğunu ikinci kez tescil etmiş oldu. Bu kararlardan sonra Başbakan'ın sürekli vurguladığı gibi bir hukuk devleti olan Türkiye'de AKM'yi yıkmanız mümkün değildir. Sadece yapının özelliklerini ve ruhunu koruyarak restorasyon yapabilirsiniz.'
Buna rağmen nasıl oluyor da hala AKM'nin yıkılması tartışılıyor?
Başbakan'ın 'korumacı' bir kişiliği olmadığı aşikar. Ancak aynı dalga basına da sirayet etmiş durumda.
AKM'nin yetersizliğinden bahsedenler, daha iyisini isteyenler, yıkalım diyenler bu binanın simgesel önemini tamamen göz ardı ediyor. Hem gündelik hayatın içindeki önemini hem de bu binanın giderek politik bir kimliğin dışavurumu olduğu...
Kim ne derse desin AKM'nin yıkılması bu ülkede Cumhuriyet ruhunun alacağı bir darbe olacaktır. Kaba inşaatçılık ruhuyla, 'Yıkalım, yenisini yapalım' diyenler ısrarla bu ayrıntı gözden kaçırılıyor.
AKP, Atatürk Kültür Merkezi'nin neden yıkılmasını istiyorsa, bu binanın kalmasını isteyenlerin nedenleri aynı: AKM'nin simgesel önemi.
Pek çok kişinin, belki de yıllardır AKM'de tek bir gösteri izlememiş olmalarına rağmen bu binanın kalmasını ve korunmasını canla başla savunmalarının ardında da bu yatıyor zaten. Çok kuvvetli bir direnç olmasaydı, bu direnç de kökünü sağlam bir politik bilinçten almasaydı çoktan AKM yıkılırdı.
Ancak bu direnci kırmaya karşı, karşı kampta da AKM'nin 'hayalet bina' haline getirilmesi projesi yatıyor gibi. Bir tek çivi çakılmaması, kapısının kapalı olması ve restorasyonun sürekli gecikmesi sonucu insanların bir süre sonra bu binanın yıkımına zorunlu ikna olacakları hesaplanıyor olmalı. Bu da bir tür psikolojik harp işte...
Ancak yapılması gereken yılmadan, pes etmeden, AKM'nin bu haliyle bile nasıl hayatın içine katılacağının üzerinde durmak. Ve çözüm üretmek...
AKM'nin mimarı Hayati Tabanlıoğlu'nun mimar oğlu Murat Tabanlıoğlu'nun bu konuda bazı önerileri vardı: İçinde kendine özgür restoranı, sergi alanı, sinemateki olan yaşayan bir bina...
Özel teşebbüsün elinde olsaydı, söz gelimi Eczacıbaşı ailesi AKM'nin sahibi olsaydı bu binanın şu atıl görüntüsünden nasıl kurtulacağını hayal edebilir misiniz? Bambaşka bir çahreye bürünür, simgesel öneminin dışında da bir simge olurdu...
AKM'nin yıkılmasına sonuna kadar karşı biri olarak, bu binanın bir 'hayalet' olarak kentin en kıymetli noktalarından birinde durmasını da kabullenemiyorum. İçimden geçen, bir an önce AKM'nin yıkılmadan hayata döndürülmesi için çalışma yapılması...

İlhan Selçuk'un son durumu
Epey bir zamandır Cumhuriyet'te İlhan Selçuk'un eski yazıları yayımlanıyordu. İlhan Ağabey'in hastanede olduğunu biliyorduk ama durumuyla ilgili çok net haberler gelmiyordu. Dün bu soru işareti biraz dağılmış...
Cumhuriyet'ten Hikmet Çetinkaya pazar günü İlhan Selçuk'u hastane odasında ziyaret etmiş. 'İlhan Ağabey üç aydır Koç Vakfı'nın hastanesinde fizik tedavi görüyor. Son bir aydır günlük gazeteleri okuyor, televizyon izliyor, Türkiye'de, dünyada olup bitenleri yakından izliyor' diye yazmış...
İlhan Selçuk'un Türkiye'nin geleceğiyle ilgili mesajları var, kaygıları da hala sürüyor...
Yaşadığı rahatsızlığa karşılık müthiş bir zihin, hala düşünen ve tartışan bir beyin o.
Hikmet Çetinkaya vesilesiyle İlhan Ağabey'den güzel haberler aldığımıza çok sevindim...

Gribin ikinci günü
Pazar günü neredeyse hareketsizdim, gece çok zor geçti ancak pazartesi uyandığımda biraz toparlanmıştım. Hala evden çıkmadım, doktora da gidemedim. Neden peki? Çünkü doktorum da hastaydı. Pazartesi günü doktora telefon açtım, baktım sesi benimkinden fena. O da yatıyormuş hastalıktan.
'Sen nasıl hastalanırsın' dedim...
'Çok fazla bahsedilmiyor ama sanıldığından daha fazla salgın var'
diyordu, 'Her gün onlarca hastayla temas etmekten en çok doktorlar çekiyor, biz hastalanmayacağız da kim hastalansın.'
Bu grip salgınının nasıl bir noktaya geldiği belli... Tanıdığım hemen herkes yatarak ya da ayakta gribe yakalandı şu son birkaç günde. Üstelik bu sefer, herkes çok ağır geçirdi...
Doktorların bile hastalanacağı bir grip salgınını hayal bile edemezdim herhalde.

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3