Ağustos ayındaki bir yazı işleri toplantısında, Bodrum muhabirimizden güzel bir fotoğraf gelmiş, onu da 13 Ağustos'ta kullanmıştık: Şarkıcı Emrah, üstü açık bir arabada artık hayli büyümüş oğlu ile birlikteydi. Güneş gözlüklü iki yakışıklı genç, sanki arkadaş gibiydi.
İşte o gün eskilere, çok eskilere gittik ve 'Küçük Emrah'ı, 'acıların çocuğunu' hatırladık. Magazin Müdürümüz Barış Kocaoğlu'ndan Emrah'la konuşmasını ve bizim için özel bir dosya hazırlamasını istedik. İşte bugün ilk bölümünü okuyacağınız dizinin öyküsü böyle başladı.
Emrah hayli titiz bir sanatçı, kılı kırk yarıyor. Talebimizi duyduğunda beni aradı, ziyaretime geldi ve uzun uzun konuştuk.
Ben, Türkiye'nin yakın döneminin, özellikle popüler kültür tarihinin Emrah üzerinden çarpıcı bir analizinin yapılabileceğine inanıyorum. Çünkü 'Emrah'ın öyküsü Türkiye'nin öyküsüdür', onun dönüşümü, Türkiye'nin dönüşümüdür.
Bir sanatçının, henüz çocuk yaşlarında başladığı serüveninin, bir ülkenin yaşadığı dönüşümlere uygun biçimde evrilmesinin en çarpıcı örneklerinden biriyle karşı karşıyayız. Üstelik bu serüven, 'şöhretin yönetilmesi' gibi zorlu bir öğretiyi de içeriyor.
ÖNCE ACILARIN ÇOCUĞU...
Emrah bugün 39 yaşında. Onun en eski halini 'hüzünlü bir yüz ifadesi' ile 'papyonlu-acıların çocuğu' posteriyle hatırlıyoruz. Sesi de, şarkılarının sözleri de yüreklere hitap ediyordu, ağlatıyordu.
Türkiye'nin 'köyden kente göç olgusunu en güçlü yaşadığı' 1980'lerin Türkiyesi'ndeyiz.
Kırsaldan büyük şehirlere gelmiş, tutunmaya çalışan, ayakta durmak için mücadele veren kitleler..
Babasız Emrah gibi...Yanık sesiyle zorluklara isyan ediyor.
Yoksulluğa, işsizliğe, eğitimsizliğe karşı bir çığlık gibi. Emrah o sesi, aynı derdi paylaşan milyonlar için yükseltmekte. Mazlumların sesi, içinizi acıtır.
Geride bıraktıkları değerleri şehirde bulamazlar. Şehir kurtlar sofrasıdır. Çocuk yalnızdır, kavga ise acımasız. Şöhret, karşısına bir fırsat gibi çıkar. Filmlerde oynar. Emrah'ın akranlarından bazıları benzer öyküleri başka sahalarda yazar. Kimisi ticaret, kimisi siyaset peşindedir, bazıları da futbolun cazibesine kapılır. Okuyup devlet kapısından içeri girebilmek de bir başka fırsat penceresi, kurtuluş ümididir.
SONRA POP-FANTEZİ FİGÜRÜ...
Takvimler 1990'ları gösterdiğinde Emrah artık büyümüş, genç bir erkek olmuştur. Gazetelere çıkan haberleri değişmeye başlamıştır. Şehirde kendine özel bir yer edinmektedir. Popüler kültürün starlarından biridir artık.
Temsil ettiği kültür farklılaşmıştır. Arabeskten, türkülerden pop-fantezi tarzına geçiş yapmıştır. Artık, şehre yerleşmeyi başarmış bir figürdür. Ama bir sentez ortaya çıkmaya başlamıştır. Şehir ve kırsalın sentezi.
Şehir de o yalnız çocuğun gençliğe adım atması gibi dönüşmektedir. Beraber büyüyorlar, beraber farklılaşıyorlar.
Mahzun çocuk değildir artık, çaresiz de değildir. Yakışıklıdır, güçlüdür ve tabii ki talepkardır. Mücadele etmenin yollarını öğrenmiştir. Hem de kendisini kültürel bir form olarak piyasayla uyumlandırmıştır. En zor işin üstesinden gelmekte, şöhretini sürdürmektedir.
Anadolulu ama büyük kenti de bilen. Salonda ve de sokakta.
TİCARET DE YAPARIM SANAT DA...
Ve 2000'lerdeyiz, 21'inci asırda.
Popüler kültürün hızlı tüketiciliğine karşı Emrah artık temkinli ve programlı olmayı, seçici davranmayı öğrenmiştir. Hep arayış içinde olmuştur. Hip hop da denedi, rap de... Batılı tonları ve çeşitli formları müziğine taşıdı. Jürilerde boy gösterdi, şov dünyasındaki yerini pekiştirdi.
Kılık kıyafeti ve saç stili ile modern, şehirli ve şık bir tarzın sahibi olmak istedi.
Sanat yaşamının yanına ticareti de katmayı bildi. İstanbul'un en popüler rezidanslarından birinde spor salonu açtı.
Hep daha seçici olmaya gayret etti, profesyonelce davranmaya çalıştı.
Şöhret planlaması yaptığı anlaşılıyor, daha az görünmeyi istiyor. Danışmanlar kullanıyor. Dizilerde oynuyor.
Türkiye, son 30 yılda yüksek göç alan bir toplum olarak dönüşürken Emrah da bunun hem canlı şahidi hem de bir sembol olarak 'taşıyıcısı' oldu.
Önceleri şehirler kasabalaştı, şimdi yeni yeni bir özgün sentez ortaya çıkmaya başladı. Gecekondular bile kentsel dönüşümle modern binalara kavuşuyor. Hiç kuşkusuz siyasal gelişme ve dönüşüm de bu büyük dalgaya uygun bir gelişim seyri izledi.
Seçkin ve taşra kültürünün, birbirlerinden yeni bir kültür ürettiğini, İstanbul ve Anadolu arasındaki sınırların silikleştiğini Emrah üzerinden anlayabiliriz.
Emrah'a bakınca görüyoruz ki; 'eğer hayatta gerçekten babasız ve çaresizseniz, gerçekten sizin için umutlar Kaf Dağı'nın ardında gibiyse, o andan itibaren siz her zorluğun üstesinden gelebilirsiniz'. Anadolu'dan çıkıp, büyük kente ve elbette hayata tutunabilir, hayal gibi görünen kariyerlere tırnaklarınızı geçirebilirsiniz.
Emrah, gençlik günlerinde gazete manşetlerine ve mahkeme koridorlarına taşınan 'Çocuğumun babası Emrah' çağrılarını karşılıksız bırakmamıştı. Bir yaz günü Bodrum'da oğluyla üstü açık arabada dolaşırken çekilen o fotoğraf aslında bir ülkenin de kendi çocuklarıyla barışmasının ifadesiydi. Bir bayram günü hatırlanacak hikaye. Hepinizin Kurban Bayramı'nı kutlarım.
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.