AKŞAM | CUMARTESI | 28 KASIM 2009, CUMARTESİ
Yılmaz ErdoÄŸan yeni filmi 'NeÅŸeli Hayat'ta küçük insanların büyük hikayelerini anlatıyor. Gülmekle aÄŸlamak arasında gidip gelmenizi saÄŸlayan ErdoÄŸan, 'an'lara odaklanan sinemasıyla, gökten zembille inmiÅŸ gibi...
Yapmak istedikleri ÅŸeylerden bazılarının yasadışı olduÄŸunu biliyorlardı ama yapmak istedikleri ÅŸeylerin hiçbirini yapmamışlardı.' 'Vizontele 2' bu cümlelerle kapanırken yaÄŸmurun arkasından koÅŸan, tehlikeli ÅŸiir okuyup düÅŸünde devrim gören çocukların anısına saygı duruÅŸuna çağırıyordu izleyenlerini. Hakkari'de doÄŸan, mühendis olacakken tiyatrocu, tiyatro derken ÅŸair, kimse ÅŸair demezken üstüne bir de sinemacı olan Yılmaz ErdoÄŸan, DoÄŸu'dan iyi-kötü yükseldiÄŸi söylenen bir güneÅŸten kopan parçalardan biri. Sinema dışından bu alana kayışlara hiçbir zaman hoÅŸgörü göstermeyen ama o alanın eÄŸitimlilerine ve gerçek sanatçılarına geçit bile vermeyerek sanki kimse sinemayla sanatla vakit geçirmesin diyen bir sektöre gökten zembille inmiÅŸ bir anlatıcı. Küçük adamların büyük hikayelerine soyunan bir derviÅŸ...
Kimilerinin sineması anlıktır. O 'an' vardır ya da yoktur. GeleceÄŸe kalma durumu, bu anların belleklerde yer etmesine baÄŸlıdır. Aslında bu daha zor bir savaÅŸtır. Orson Welles'in 'an'ları yoktur, Alfred Hitchcock ya da Stanley Kubrick sinemasının 'an'ları yoktur. Yılmaz Güney Sineması 'an'lara yaslamaz kendini. Unutulmaz sahneleri ayırmazsın. Bütünüyle unutulmaz, ölümsüz yapıtlardır onlarınkiler. Ama tek kozun bazı 'an'larsa, yakaladığın zaman deÄŸerlendirmelisin. Saydığımız, saymadığımız dünya tarihine isim yazdırmış pek çok sinemacı bir uzun yol koÅŸucusu, maratoncudur. Yılmaz ErdoÄŸan ise rakibi yakalayınca indirmek zorunda olan bir boksöre benzer. Unutulmayan 'küçük hikayecikler' yazarıdır. Bazen bir belediye baÅŸkanıdır, bazen Deli Emin, kimi zaman bir dolandırıcı, kimi zaman devrimci bir öÄŸretmen, bazen de 'krismus' iÅŸinden hiç mi hiç çakmayan bir Noel Baba!
MÜKREMİN ABİ'NİN ÖLÜMÜ
Türk Sineması fonunda bir kötü adam mozaiÄŸi görürüz. Gerçekle kurgunun birbirine karıştığı noktada TV ya da sinema yıldızları, üstlerine yapışan popüler karakterlerin hamallığını yaparlar. Bir Demet Tiyatro'nun Mükremin'i belki de kendi döneminin öncüsüdür. Kalender, delikanlılık denen o deli dolu müessesenin önde giden ÅŸahsiyeti, sert görüntüsünün altında alabildiÄŸine hümanist kiÅŸiliÄŸi ve çocuk yüreÄŸiyle Mükremin, TV dünyasının unutulmaz ikonu olmuÅŸtur.
Böylesi bir popülerlik, ÅŸüphesiz yukarıda bahsettiÄŸim yaftalanmayı beraberinde getirecektir. Yılmaz ErdoÄŸan'ın becerisi, Mükremin Abi gömleÄŸini erken yırtmasıdır. GörülmüÅŸtür ki bu yaftalanmaları önleyecek tek ÅŸey, karakter yaratmada üretkenlik ve derinliktir.
Yılmaz ErdoÄŸan karakterleri hayatı alttan alır, yitirilene ağıt olur ve bir yerinde burkup kırar sizi. Ağız dolusu gülmekle bardaktan boÅŸanırcasına aÄŸlamak arası gelir gider içinizdeki salıncak...
AÅŸka aşıktır muhtemel ve aÅŸkın dikine gittiÄŸi için malzeme de olmuÅŸtur medyaya... Kürt asıllıdır ama ÅŸiirlerindeki gibi içindeki çocukların 'çoÄŸu Türk, çoÄŸu Kürt'tür.'
Son filmi 'NeÅŸeli Hayat' için bazı yazar-çizerler rekor giÅŸe hasılatı bekliyor. Ama bana öyle geliyor ki Yılmaz ErdoÄŸan küçük yapımlara yönelirse bunlara daha çok ÅŸey katar kendinden...
Zap Vadisi'nin hep bir ÅŸeyleri alıp götürdüÄŸü o coÄŸrafyadan, 'hayal kırıklıklarının baÅŸkenti'nden gelmiÅŸtir. Hem aÄŸlatıp hem güldürdüÄŸü sürece, yani bu açlığa, bu ülkenin yalpalayan gidiÅŸine azıcık bile panzehir oluyorsa, bırakalım adı konulmamış çocuklara ağıtlar yaksın, küçük insanların büyük hikayelerini anlatsın.
Yanına anlamlar alıp açılsın. Son dönemde tahmin edilecek sebeplerden ötürü DoÄŸu'dan gelen muhalif sesi biraz boÄŸmacalı çıkıyor da olsa en azından günü hafifletir ErdoÄŸan. Onca civciv arasında çirkin ördek yavrusu kalmak her zaman kolay olmaz. Yılmaz ErdoÄŸan Sineması denilen bir ÅŸeyden henüz bahsedilemese de, bunun söyleneceÄŸi günler yakın sanki.
BARIÅž BARDAKÇI