AKŞAM 08 EYLÜL 2009, SALI
Arka plan
Oktay EkÅŸi 35 yıldır Hürriyet'in baÅŸyazarlığını yapmasına raÄŸmen medya üzerine çok konuÅŸmayan, medya sitelerinde neredeyse hiç yer almayan ve gazete dışında pek görülmeyen bir isim. SöyleÅŸimizde onun medya dünyasına mesafeli tavrını ve 'içerideki tartışmalar'ı nasıl yorumladığını sorduk. Ve orada da gördük ki EkÅŸi kendisini günlük kavgalar ve polemiklerden yılların getirdiÄŸi tecrübe ve yaptığı iÅŸe duyduÄŸu sarsılmaz inanç ile uzak tutuyor.
Nagehan ALÇI
Tasfiyeyi iÅŸveren, meslek dünyası ve okuyucu yapar. Ekrem Dumanlı'nın dediklerinin doÄŸru olduÄŸunu kabul ederim. DoÄŸru da, onu söylediÄŸin zaman 'Ama sen ne yapıyorsun' diye adama sorarlar. Yaradana sığınıp yazıyorlar. 'Gazeteciyi alkol deÄŸil, egosu öldürür' sözü birçoÄŸumuz için uygun. Beni de dahil edebilirsiniz
Zaman Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı 'Tasfiye edilecek gazeteciler' baÅŸlıklı bir yazı yazınca kıyamet koptu. Sizce medyada tasfiye zamanı geldi mi?
O konuya en güzel yanıtı Yavuz Donat'a Aydın DoÄŸan verdi. Bir süreden beri Fehmi Koru'nun kendi gönlünce baÅŸlatıp yürüttüÄŸü kampanya yüzünden bu laf ortada dolaşıyor. Aklına bir ÅŸeyi koymuÅŸ. '1960'lardan beri basın içindeki cunta köÅŸeleri tutmuÅŸ, borusunu öttürüyor' diyor. Dönüyor, dolaşıyor 'Öncü gazetesinde Oktay EkÅŸi, Altan Öymen vardı' diye anlatıyor. Åžimdi fotoÄŸrafları çıkarayım, Öncü gazetesinde kimler varmış, görürsünüz... (Bir tomar siyah-beyaz fotoÄŸraf çıkarıyor. İçinde bugüne kalan EkÅŸi ve Öymen dışında kimse yok.)
FEHMİ MARAZ BİR TİPTİR
Peki Koru bu iddialarda neden bulunuyor? Hürriyet'e gelmek için mi gerçekten?
DüÅŸündüklerimi söylersem ağır olacak, söylemezsem yanıt vermemiÅŸ olacağım... (DüÅŸünüyor.) Fehmi maraz bir tiptir. Neyse ben kendimi tutayım.
Lütfen tutmayın!
Tutayım yoksa aynı platforma ortak olmuÅŸ olurum. Bakın, meslek geçmiÅŸimde iki örneÄŸi hatırlıyorum, dışarıdan gazete patronuna 'Åžunları ÅŸunları al ya da at' mektubu yazan. O gazete ile çıkar iliÅŸkileri vardı. Kendilerini maÄŸdur hissediyorlardı zannediyorum. Onlar dışında kampanya haline getirerek bir medya patronuna 'Sen bunlarla çalışma' telkininde bulunan kimse aklıma gelmiyor.
O iki isim kimdi?
Onlara girmeyeyim lütfen. İkisi de yaşıyor, ÅŸu anda hala yazıyorlar.
Siz medya eliyle tasfiye edilmeye mi karşı duruyorsunuz?
Bu meslekte siz, ben, hepimiz kendi sicilimizi her gün yeniden yazıyoruz. Bunu sadece patronlara ya da kendi platformlarımıza deÄŸil, on binlere, yüz binlere sunuyoruz. Tasfiyeyi iÅŸveren, meslek dünyası ve okuyucu yapar. İsteseniz de istemeseniz de üç iradenin buluÅŸtuÄŸu noktada bitersiniz.
Bazen o üç irade buluÅŸmadan da bitilebiliyor. Belki de Dumanlı'nın yazısı o yüzden bu kadar gürültü çıkardı.
O yazıyı ben de okudum. Dediklerinin doÄŸru olduÄŸunu kabul ederim. DoÄŸru da, onu söylediÄŸin zaman 'Ama sen ne yapıyorsun?' diye adama sorarlar.
- Yani problem söylenenler deÄŸil, bunları Dumanlı'nın söylemesi mi?
Bir ÅŸey söylemiyorum.
- Bazı yazarlar bu yazıyı üzerlerine alınıp, bunu son dönemdeki kutuplaÅŸmaya baÄŸladılar ve 'Cumhuriyetçiler tasfiye mi edilecek?' dediler.
Böyle bir risk görüyor musunuz?
Yok, bizde medya dünyası zaten çok akıllı (!) adamlardan oluÅŸtuÄŸu için zaman zaman olan, zaman zaman olmayan aklımızı satarız. Medya konusunda çok yazı yazan, kolay genellemeler yapan pek çok kalem var. İstifade etmeye çalışıyorum ama çoÄŸu kez de 'Bu yazı niye yazıldı? Neye dayanıyor' diye sormadan edemiyorum. Yaradana sığınıp yazıyorlar.
- Bir söyleÅŸide güzel bir söze atıf yapmıştınız: 'Gazeteciyi alkol deÄŸil, egosu öldürür.'
Onu Aydın Bey'den duydum. Galiba Le Figaro'nun binasında asılıymış. Bu söz birçoÄŸumuz için uygun. Beni de dahil edebilirsiniz. Bu meslekte egosu ÅŸiÅŸkin olmayan adam yoktur.
- 'Çok fazla konuÅŸulmayı sevmiyorum' dediniz?
Tabii egosantrikler vardır. Dünyanın merkezi onlardır. Cevap hakkına saygı duyarlar ama fiilen bunun binde birini yapmazlar. Saygı kavramı ile alakaları yoktur, kastettikleri sadece görmeyi istedikleri saygıdır. Böyle büyük yeteneklerimiz var bizim!
Yılmaz Özdil'in, Bekir CoÅŸkun'un hınzır üslubu bende olsa...
- Medya siteleri sizi neredeyse hiç alıntılamazlar. Neden?
DoÄŸru, belki iÅŸe yaramayan bir yazarım da ondan. (Gülüyor...) Okunmayan, iÅŸe yaramayan, dikkat çekmeyen...
- İçinizden 'Neden benden hiç bahsetmiyorlar?' diye geçirir misiniz?
Hiç. Neden bunun dikatini çekmiyorum, demem. Böyle bir derdim olmaz. O dert dönemleri bir hayli geride kaldı.
- Başyazar olmasanız başka bir tarzda yazar mıydınız?
Çok emin deÄŸilim, dürüst söyleyeyim. Artık çok katılaÅŸtı benim tarzım. Onun dışına çıkmak kolay deÄŸil. Zaman zaman esprili bir ÅŸey yazayım diye düÅŸündüÄŸüm, hatta buna teÅŸebbüs ettiÄŸim olmuÅŸtur. Baktım ki ertesi gün herkesin suratı kaskatı.
- Belki de sizden öyle bir beklenti olmadığı için.
Olabilir. Mesela bizim Yılmaz Özdil'in, Bekir CoÅŸkun'un, Ahmet Hakan'ın kıvrak, hınzır üslubu, ErtuÄŸrul'un rengi benim kalemimde olsa çok keyif duyardım. Ama yok.
Vakit'i ciddiye alacak kadar vaktim yok
- O kesim, bu kesim demek doÄŸru mu?
Dediler, yarattılar. Hiçbir zaman bunu isteyenlerden biri olmadım. Åžu an adını anmadan bahsettiÄŸimiz insanlarla pek çok yerde bir araya geliyordum.
- Artık gelmiyor musunuz?
Hayır, hatta programa çağırdıkları zaman önce kimlerin geleceÄŸini soruyorum.
- Bu çok üzücü bir ÅŸey!
Evet, çok! Ama ahlaki deÄŸerleri ciddiye almayan kalemlerle konuÅŸacak neyim olabilir?
- YaÅŸam alanınızın daraldığını düÅŸünüyor musunuz?
Hayır. Ama keÅŸke tasfiyeci kafalarla özgürlükçülük iddia edilmese!
- Vakit gazetesi rahatsızlığınızın sebeplerinden biri mi?
Vakit'i seviyesiz bulduÄŸum için hiç ciddiye almıyorum. O kadar vaktim yok.
İktidara yakın durarak özgürlükçü olunmaz
- Keşke bu başyazarlık olmasa da rahat rahat yazsam, demiyor musunuz?
(Gülüyor...) DemiÅŸsem o kadar eskide kalmış ki unutmuÅŸum. EÄŸer sadece sütun sorumluluÄŸum olsaydı yazarlık hayatım kısa zamanda biterdi. Çünkü özgürce yazmayı düÅŸündüÄŸüm ÅŸeylerin önemli bir kısmı kabul edilemez.
- Ne mesela?
Mesela insan iliÅŸkilerinde daha liberal bir tablo hep hoÅŸuma gitmiÅŸtir.
- Bunu duymak ÅŸaşırtıcı, çünkü çok fazla kırmızı çizgisi olan bir profiliniz var.
Öyle mi? Niye? Ben kendimi özgürlükçü zanneden biriyim. Kuralcı olmak özgürlük anlayışına aykırı deÄŸildir.
- Yeniliklere, açılımlara çok fazla yeÅŸil ışık yakmıyorsunuz.
DoÄŸru. Ben özgürlük adına her ÅŸeyi yapalım diyen kategoriye hiçbir zaman girmedim.
- Kendini demokrat ve özgürlükçü tanımlayanlardan üzerinizde bir baskı hissediyor musunuz?
Çabaları var. Ama ben toplumsal saÄŸduyunun onların yanında olduÄŸuna inanmıyorum. Bir iktidara yakın durarak, pek çok yanlışa göz kapayarak özgürlükçü olmak diye bir ÅŸey yok.
Nagehan Alçı