AKŞAM 19 EKİM 2009, PAZARTESİ
Leiden Üniversitesi'nde Türkiye tarihi üzerine çalışan ve dünyanın önemli Türkologlarından biri kabul edilen Zürcher'e göre bugün AK Parti'yi oluÅŸturan kadrolar 1920'lerin masum halkıydı ve yönetimin dışındalardı. Kemalistler bugün hala bu 'masum halkın' yönetimde olmasına ÅŸaşıyor
Kemalizm üzerine önemli çalışmalarınız var. Türkiye son dönemde 'açılım' adı altında ilginç bir süreçten geçiyor. Ermeni meselesinde gelinen nokta,
Kemalist ideolojiye bir meydan okuma mı?
Türkiye-Ermenistan arasındaki süreç çok önemli ama bu süreci tamamına erdirmek için gidilen yolda iki ana problemli bölge var: DaÄŸlık-KarabaÄŸ ve 1915 olayları. 1915'le ilgili bir tarih komisyonu kurulmasından bahsediliyor. Bu teorik olarak iyi bir fikir ama iÅŸleyiÅŸi çok zor. Biliyorum, çünkü yıllardır böyle bir komisyonun içinde yer aldım.
Öyle mi?
Evet, Türk-Ermeni ve benim gibi bu tarih üzerine çalışan tarihçilerden oluÅŸmuÅŸ, ABD'de bir komisyon bu. Åžimdiye kadar yaptığımız çalışmalar sonucu ortak bir görüÅŸümüz oluÅŸtu.
Nedir o görüÅŸ?
Olaylara bu günden bakıldığında 'soykırım' denebilir. Devlet iÅŸin içindeydi. Ama bu, kolaya kaçmak olur. Soykırım 1944'ten sonra tanımlanmış bir kavram ve koloniler tarihine bakarsanız neredeyse her devletin geçmiÅŸinde soykırım benzeri uygulamalar görürsünüz. 1915'teki olaylar önce yerel ve bölgesel olarak baÅŸladı. Sonrasında tehcir ve kitle katliamlarına dönüÅŸtü. Ama olanlar ideolojik deÄŸil olay bazlıydı. (event-driven). Bunun TürkleÅŸtirme ya da İslamlaÅŸtırma politikası olduÄŸu tezini reddediyorum.
Yani o dönemden sonra bölgenin demografisinin deÄŸiÅŸmesi planlanmamış mıydı?
Hayır ama bir yandan Kafkaslar'dan binlerce Müslüman göçmen o bölgeye geliyordu. Yönetimde, kendileri de Kafkas ya da Balkan göçmeni olan Jön Türkler vardı. (Jön Türklerin dörtte üçü). SavaÅŸ zaten ÅŸartları zorluyordu. DoÄŸudan Ruslar, Batı'dan İngilizler... Durum vahimleÅŸtikçe alınan önemler de radikalleÅŸti. İşte biz bu önermeler üzerine çalışıyoruz.
Protokollerde bahsedilen Tarih Komisyonu sizin mantığınızla mı çalışacak?
Bu, nasıl bir komisyon oluÅŸturulacağına baÄŸlı. Seçilecek olanlar tarafsız uzmanlar mı olacak? Yoksa iÅŸin içine politika mı girecek? Bakmak lazım.
Tarih Komisyonu fikri diaspora Ermenlerini çok rahatsız ediyor. Onları haklı buluyor musunuz?
Hayır, tutumları kabul edilebilir deÄŸil. Bu komisyonu kurmak soykırımı inkar demek deÄŸil ki! EÄŸer soykırım olduÄŸuna eminlerse böyle bir oluÅŸumdan rahatsız olmamaları gerekir.
Ermeni meselesinde Türkiye'nin pozisyonu deÄŸiÅŸti deniyor. Neydi, ne oldu?
İnkardı. Farklı katmanlarda ve farklı açılardan inkar. Soykırım olduÄŸunu inkar etmek, maksatlı olduÄŸunu inkar etmek. Resmi Türkiye hala inkarı sürdürüyor.
Sürdürmeyen kim? 'Yeni Türkiye' mi?
Sivil toplum seviyesinde önemli geliÅŸmeler var. Birkaç yıl önce Bilgi Üniversitesi'nde yapılan Ermeni konferansı önemli bir adımdı mesela. Artık kitapçılarda da bu konuda birçok kaynak bulabiliyorsunuz. Bu da kritik bir deÄŸiÅŸim ama devlet hala aynı noktada.
Protokoller yürürlüÄŸe girerse devletin pozisyonu deÄŸiÅŸir mi?
Çok iddialı konuÅŸmamakta fayda var. Protokol deÄŸiÅŸimin baÅŸlangıcı olabilir belki.
Protokollerde sorun yaratan baÅŸlıklardan biri de DaÄŸlık KarabaÄŸ. Türkiye bu konuda taviz vermiÅŸ mi görünüyor sizce?
KomÅŸu ülkelerdeki savaÅŸ durumu her zaman bir endiÅŸe nedenidir ama bence Türkiye'nin Azerilerle otomatik bir bütünlük kurması çok akıllıca olmaz. Türkiye daha objektif ve her tarafa eÅŸit mesafede duruÅŸa daha etkin bir arabulucu olabilir.
Burada sanırım 'Türk' tanımı üzerinde durmak gerek. Bir yandan 'Türk'ün etnik bir anlamı olmadığı, bu topraklarda yaÅŸayan herkesin Türk olduÄŸu söyleniyor. DiÄŸer yandan Azerilerin TürklüÄŸüne dem vuruluyor. Türklük ırka atıf yapıyorsa 'Ne mutlu Türk'üm diyene' lafı anlamsız deÄŸil mi? O zaman mesela Kürtler neden Türk olsun?
Bu sorunun cevabı için Kemalizmin Türk tanımına gitmek gerek. 1930'ların, 40'ların Türk tarifi çok açık deÄŸil. Bir yandan kapsayıcı özelliÄŸi var. CHP'nin o dönemki parti programlarında bile 'Kendini Türk gören herkes öyledir' ibaresi var ama bu cümle 'eÄŸer' ile devam ediyor. Bu eÄŸer 'Türk milleti idealine ve Türk kültürüne baÄŸlı ise' diye devam ediyor. Türk milleti idealinde sorun yok ama Kemalistlerin anladığı anlamda kültür kapsayıcı deÄŸil.
Kemalistlerin iÅŸaret ettiÄŸi kültür tek ve homojen deÄŸil mi?
Evet, Ziya Gökalp'in düÅŸüncesinden tarif edilen bir 'kültür' bu. DoÄŸuÅŸtan, aileden edinilen, folklorik öÄŸeler. Böyle tarif edilen kültüre herkesin baÄŸlı olmasını beklemek, Kürtler'in yalnızca bu kültürü alarak Türk olacağını söylemek asimilasyondur.
Åžimdi Azerilerin TürklüÄŸü de bu tanımdan mı hareket ediyor?
Türkiye'nin kuruluÅŸunda iki ayrı süreç önemli: 1) Cumhuriyetin kurulmasından itibaren millet oluÅŸturma dönemi, 1920'ler ve sonrası 2) Ondan önce 10 yıllık savaÅŸ sonrası Türkiye'nin kurulması. Yani iki ayrı katman var: 1911 (İtalyan iÅŸgali) ve 1922 (Büyük Taarruz) arasında oluÅŸan milli kimlik, ki bu Müslümanlardan oluÅŸan bir millete iÅŸaret ediyor. Sonrasında da 20'lerde, 30'larda millet kurma çabaları. O dönemden beri bu toprakların TürkleÅŸtirilmesi çabası var. Bu nedenle sadece Azerilerle deÄŸil, Çeçenler ve Bosnalılarla da böyle bir birlik hissi var. Buradaki temel Müslümanlık. Türklük Müslümanlık ile birleÅŸtiriliyor.
Hükümet , Kürt açılımını daha güçlüyken yapmalıydı
Kürtlere karşı yapılan açılımları nasıl yorumlamalıyız?
Bence AK Parti Hükümeti bu açılımları daha güçlüyken yapmalıydı. Biraz geç kaldı ama yaptıklarını anlamak için onların Milli GörüÅŸ kökenini göz önünde bulundurmak lazım. Milli hem milleti hem Müslümanlığı içinde barındırıyor. O nedenle AK Parti Hükümeti'nin Kürtlere açılması daha kolay. Milli GörüÅŸ çizgisi Kemalist kaygılara karşı daha esnek.
Neden?
Çünkü Kemalistlere göre onlar 'dış dünyadan' geliyorlar. Kurucu elite ait deÄŸiller. O nedenle 'Milli Beraberlik Tehlikede' mesajı onları o kadar korkutmuyor. 2002'de yönetime dışarıdan geldiler. Özal da öyleydi. O da 1983'te dışarıdan gelen biriydi. Kürtlere karşı en cesur adımları o attı, ÅŸimdi de AK Parti atıyor. Bu bir tesadüf deÄŸil.
Feroz Ahmad, AK Parti kadrolarının kökleri 1920'lere inmiyor. O dönemde onlar Anadolu'daki yığınlardı, demiÅŸti. Katılıyor musunuz?
Kemalist mantığa göre onlar 'masum halk'tı. Aydınlığa kavuÅŸturulmaları gerekiyordu. Bazıları ie irtica öznesi gruplardı. Tabula rasa (boÅŸ levha) yerine konuyorlardı. GeleceÄŸini Kemalistler yazmalıydı bu 'masum halk'ın. Atatürk 'köylü milletin efendisidir' derdi ama bu koca bir yalan! Onları yok sayardı. O dönemin Kemalistlerini konuÅŸmalarına bakın, koloni dönemindeki halklara hitap konuÅŸmalarıyla benzerlik gösterir. İşte o günden bu güne gelen Kemalistlere en büyük ÅŸok 1994'te oldu. Refah Partisi Ankara ve İstanbul belediye seçimlerini alınca bu insanlar yönetime geldi. O zaman Kemalistler 'bunlar yönetemez, bizim için demokrasi erken' demeye baÅŸladı. Ama onlara raÄŸmen seçmenlere halha 'masum halk' olarak bakılıyor.
Hayal ettikleri resmi çizebileceklerini düÅŸündüler
'Kemalİzm idealist bir hareket. Ancak Kemalistlerin modernlik anlayışı somut ÅŸekilde anlatılan bir anlayış. Bu anlayış Avrupa'yı Anadolu'ya taşımayı hedefliyor. O nedenle sağıklı ve iyi eÄŸitimli ÅŸehirli insanlardan, aydınlık evlerden oluÅŸan bir resim çiziyor. Atatürk'ün modernlik anlayışı Avrupa burjuvazisi modernliÄŸi ile sınırlı. Avrupa'ya 'tek medeniyet' gözüyle bakılıyor. Ama bakılan yer o çağın Batı medeniyeti. Oysa bu gün kendilerini Kemalist olarak adlandıranlar modernlik deyince yine o döneme bakıyorlar ve aslında 'modernlik nostaljisi' yapıyorlar. Öte yandan o dönemin Kemalistleri için Anadolu hiç bilinmeyen bir coÄŸrafya.
O coÄŸrafyayı beyaz bir kağıt olarak görüyor ve kendi aralarında hayal ettikleri resmi o kağıda çizebileceklerini düÅŸünüyorlar.'