AKŞAM 09 KASIM 2009, PAZARTESİ
Arka Plan: Yarın 10 Kasım. Atatürk’ü anacağız, cumhuriyeti konuÅŸacağız. Ancak bu yılki 10 Kasım’ın öncekilerden farkı var, çünkü bu yıl aynı gün mecliste Kürt açılımı da konuÅŸulacak. ÇeÅŸitli tartışmaların eÅŸliÄŸinde.
Biz de bu 10 Kasım öncesi Atatürk dönemini, son zamanlarda gittikçe keskinleÅŸen cumhuriyet tartışmalarını ve açılımları konuÅŸmak için Mustafa Kemal’in silah arkadaşı Kazım Karabekir’in kızı Timsal Karabekir’in kapısını çaldık. Cuma günü İstanbul Erenköy’deki Kazım Karabekir Müzesi’nde konuÅŸtuÄŸumuz Timsal Hanım babasının anılarıyla baÅŸladı, son günlerde yapılan atılımlar ile ilgili korkularıyla devam etti.
Bu sene 10 Kasım ile ilgili yapılan bir tartışma var.
Evet, bir de açılımımız var. Niye onu o güne koydular anlayamadım. Aklım ermedi. Niye 10 Kasım? Çok merak ediyorum, acaba Atatürk’ün onayını mı almak istiyorlar?
Atatürk’ün anıldığı gün tartışmak “Açılım Atatürk’e ters deÄŸildir” demek olabilir mi?
Bilmiyorum. Kötü niyet olarak düÅŸünmek istemiyorum. Ama hükümetçe yapılan bazı ÅŸeylere benim aklım ermiyor. Kürt açılımı hemen paralelinde de Ermeni açılımı var.
Ermeni açılımından baÅŸlayalım dilersen.
BaÅŸlayalım, Kars kapısını nasıl açıyoruz? Onu kapamanın bir nedeni var. Ermeniler Kars anlaÅŸmasına riayet etmediÄŸi için o kapı kapandı. KarabaÄŸ’dan çıkmadıktan sonra, sözde soykırım yalanından vazgeçmedikten sonra ve anayasalarında Batı Ermenistan dile benim doÄŸu illerime gözlerini dikmekten vazgeçmedikten sonra o kapı açılamaz. Obama gelip de “Kars kapısını aç” dediÄŸi zaman “Efendi biz bunu niye kapamıştık?” diyebilmeliydi BaÅŸbakan.
Tayyip ErdoÄŸan sanıyorum o kapı açılsın, sorunları sonrasında çözelim diye bakıyor. DonmuÅŸ sorunlarımız var, önce onlarla diyaloÄŸa geçelim, diyor. Bunun nesi kötü?
Olur mu? Hep tavizler, tavizler. Devlet hukukunda bir adım geri çekildiÄŸiniz zaman masaya ikinci kez aynı eÅŸitlikte oturamazsınız. Önce biz tavizleri verelim, olmaz!
İki taraf da yıllardır pozisyonunda ısrar ediyor ama. Çözüm için ne yapmalı?
Bugün Amerikalıların elinde General Harbor’un yazmış olduÄŸu “Osmanlı Ermenilere kötü davranmamıştır” raporu var. Ama orada da baÅŸka hesaplar yüzünden her yıl aynı hikaye bize demokrasinin kılıcı olarak sunuluyor.
Atatürk’ün 1915 olaylarına iliÅŸkin ‘bu utançtır’ dediÄŸine dair belgeler olduÄŸu öne sürüldü.
Atatürk’ün o sözlerini okumadım ama bizim konuyla ilgili Osmanlı arÅŸivlerimiz var. Soykırım olsa İstanbul’daki Ermenileri de kapsardı.
Ermeniler çok büyük acılar çektiklerini söylüyorlar. Anlattıkları tamamen hayal ürünü mü?
Türkler çekmedi mi? Rica ederim! Babam bir anısını ÅŸöyle anlatıyor: Ermeni mezaliminden mahvolan kardeÅŸlerimi kurtarmak için Erzurum’a yaklaşırken gülerek beni karşıladıklarına ÅŸahit oldum. Daha da yaklaşınca ortada bir gayri tabiliik hissettim. Hiçbiri kımıldamıyordu. Hepsi canlı canlı kazıklara oturtulmuÅŸtu. Gülmekten deÄŸil, ıstıraptan kasılmıştı yüzleri. Misilleme olmadı mı? Ermeni ölmedi mi? Öldü! Ölmemesi mümkün deÄŸildi.
Sonuçta iki taraf da zarar görmüÅŸ. GeçmiÅŸte ısrar etmek doÄŸru mu acaba?
Karabekir anılarında çocukluÄŸunun Ermenilerle iç içe geçtiÄŸini anlatıyor. Babasının görevi nedeniyle Van’da, Harput’ta Ermenilerle büyümüÅŸ. Hatta Ermenilere “Türk’ün Hıristiyan olanı” derlermiÅŸ. Ama zaman içinde aramıza fitne sokuluyor. Hatta babam “Ermenilerle barış imzalamayı Allah yine bana nasip etti” derdi. Kars anlaÅŸması, Gümrü AnlaÅŸması, Moskova anlaÅŸması. AnlaÅŸma imzalanırken Ermeni baÅŸ delegeye “Koca Osmanlıya nasıl karşı geldin?” diye sorulunca delege “Aldatıldık PaÅŸam” demiÅŸ. “Emperyalist güçler tarafından aldatıldık.”
Soykırım yerine daha yumuÅŸak bir kelime seçelim ve “büyük felaket” diyelim önerisi var. Siz bu öneriyi nasıl buluyorsunuz?
Tamam büyük bir felaket yaÅŸandı ama baÅŸlatan sizsiniz, derim.
Atatürk ve Karabekir siyasi rakip oldular
Babanız ve Atatürk silah arkadaÅŸları ancak cumhuriyet kurulduktan sonra babanız Atatürk’e ihanetle, hatta ona karşı suikast hazırlığı ile suçlanıyor ve mahkemeye çıkıyor. Bu nedenle babanız Mustafa Kemal’e kırgın mıydı vefat ederken?
Anadolu’ya çıkan ilk beÅŸ kiÅŸi Mustafa Kemal, Kazım Karabekir, Ali Fuat, Refet Bele ve Rauf Orbay’dır. Bu paÅŸaların dostluÄŸu çok baÅŸkaydı. Türk’ün kurtuluÅŸ yıldızı onlarla parladı. Ama bu kısım vatanın kurtuluÅŸu ile ilgili. Babam ve diÄŸerleri, Mustafa Kemal lider olacak biz de etrafındaki yapı taÅŸlarıyız, diye düÅŸünüyorlar. Ancak vatan kazanılıp düÅŸman atıldıktan sonra Mustafa Kemal’in etrafındaki kadro Atatürk’ün etrafındaki kadroya uymuyor. Birçok dalkavuk kaplıyor etrafını.
Atatürk müthiÅŸ bir deha ise neden dalkavukları gerçek dostlarından ayırt edemiyor? Dostlarını neden gözden çıkarıyor?
Gözden çıkarmıyor ama vatanın kurtuluÅŸu ile siyaset farklı ÅŸeyler. Karabekir ayrı bir parti kuruyor. Rakip oluyorlar. Bir de etrafındakilerin olayları ona nasıl aksettirdiÄŸini bilemiyoruz. Ama keÅŸke bu insanları tanımış olsaydınız! Böyle alınları açık, bayka türlü ilahi bir kadroydu! Bunların suikast planlaması mümkün deÄŸil!
Tüm bu olanlara raÄŸmen babanız Atatürk’e kırgın deÄŸil miydi?
DeÄŸildi. Babam bir müddet bu köÅŸkün içinde göz hapsinde yaÅŸamış. Epeyce acı çekmiÅŸler, maddi manevi. Fakat buna raÄŸmen ‘vicdanım hür’ derdi. Seneler sonra Dolmabahçe’de dil kurultayı olmuÅŸ, Atatürk babamı da çağırmış. Babam gitmiÅŸ ama fırsat bulup konuÅŸamamışlar. Bir daha da görüÅŸmediler zaten. Atatürk komaya girmeden önce “Çağırın Kazım’ı helalleÅŸmek istiyorum” diyor ama babama bu haber ulaÅŸmıyor. Çok sonra duymuÅŸ babam bu isteÄŸi.
Ne demiÅŸ?
Tabii giderdim! O Mustafa Kemal’di!
Birbirlerine kırgın gitmemişler ama bunu anlatamamışlar o zaman.
Evet, amaç o kadar yüce ki! Bu vatanın kurtulması için etle tırnak olmuÅŸ kiÅŸiler! O dostluk ziyan olmaz.
Siz babanızın peÅŸinden siyasete girmeyi düÅŸünmediniz mi?
DüÅŸündüm. KeÅŸke babamın partisinin devamı olsaydı. Girerdim! Bu gün belki ben de siyasette olurdum. Herhangi bir karşılık beklemeksiniz vatana hizmet için Meclis’te olmak isterdim.
Kazım Karabekir’in cumhuriyete karşı olduÄŸunu rivayet edenler var.
Hayır, hiçbir zaman cumhuriyet karşıtı olmadı. Hatta 1919’da Sarıkamış’ta babamın açmış olduÄŸu okulda okumuÅŸ bir bey geldi bizi ziyarete. Onun anlattığına göre babam 1919’da çocuklara “yaÅŸasın cumhuriyet” yazdırmış! DüÅŸünün 1919’da! Bu insana nasıl cumhuriyete karşı derler!
Neden diyor olabilirler?
Cumhuriyetin ilanında babam Anadolu’daymış. Ona sonradan haber verilmiÅŸ. Belki ‘orada benim de haberim olsaydı’ diye aklından geçmiÅŸ olabilir.
Hilafetin kaldırılmasını da istemediÄŸi söylenir.
Babamın ablamlara anlattıklarına göre hilafetin kaldırılmasına deÄŸil zamanlamasına karşı çıkmış Karabekir. Çünkü o sıra tam Musul’u almak üzereyiz. Hilafet bizde olsa gücümüz çok daha fazla olacaktı.
Karabekir DoÄŸu’yu kurtaran paÅŸa. DoÄŸu Kürtlerin yoÄŸun olduÄŸu bir bölge. Ne derdi Kürtlerle ilgili?
Mesela babamın Van Gölü diye bir ÅŸiiri var. orada ‘Bilmeden diyorlar Kürdistan, halbuki Kürt’le Türk’ün kanı aynı kan’ diyor. Bir de Orhun Anıtı’nda yazılı sözler var. Kürt beyi “dede babam OÄŸuzdur” diyor, Türk Bey’i de aynı ÅŸeyi söylüyor!
Yani Kürt yoktur mu diyor babanız?
Kürt ve Türk aynı dedenin torunlarıdır. Åžimdi aklı başında Kürtlerimiz, canlarımız bunu biliyorlar.
Kürt sorunu yoktur mu demek istiyorsunuz?
Kürt ayaklanmalarının hepsini altına bakın, yabancı oyunu mutlaka görürsünüz. Nasıl Ermeni “aldatıldık paÅŸam” diyorsa bugün de aldatılan Kürtler var.
Babanızın Kürtlerle ilgili anekdotları var mı? Mesela DoÄŸu’da Türk ve Kürtlerin tavrında bir farklılıktan bahsediyor mu?
Türk, Kürt diye ayırmamış ki! Hepsine evladım demiÅŸ.
Karabekir Paşa nasıl bir babaydı?
Çok güzel bir insandı. Åžefkat pınarıydı. Onunla sadece 7 yıl geçirebildim ama geçirdiÄŸimiz her gün bir bayramdı. Herkese karşı ÅŸefkatliydi. Beni hep kucağına alırdı. Sevgisini göstermeyi severdi.
6 bin çocuÄŸa bakan paÅŸa
1941 doÄŸumlu Timsal Karabekir, Kazım Karabekir’in üç kızından en küçüÄŸü. Karabekir Vakfı ve Müzesi’ni yaÅŸatmaya çalışıyor. Karabekir PaÅŸa yetim okulları açmasıyla da tanınıyor. 6 bin yetime barınak ve eÄŸitim saÄŸlamış bir paÅŸa. Kızı da bugün onun izinden gidiyo. Vakıfla kendi imkanları birleÅŸtirerek Anadolu’nun çeÅŸitli illerinden 40 çocuÄŸu okutuyor.