Dünyanın artık eskisi gibi olmayacağı, hızla deÄŸiÅŸeceÄŸi, tüm kuralların yeniden yazılacağı İnternet'in yeni yeni filizlenmeye baÅŸladığı 90'ların ortasından beri belliydi. Buna raÄŸmen çoÄŸu ÅŸirket, çoÄŸu endüstri deÄŸiÅŸen çağın yeni kurallarına ayak uydurmalarını saÄŸlayacak zihniyet sıçramasını yeterince hızlı gerçekleÅŸtiremedi.
Paradigma deÄŸiÅŸimine uyum saÄŸlamakta zorlanan sektörlerin başında sinema ve müzik endüstrisi geliyor.
İnternet'le birlikte eskiden fiziksel olarak dağıtılan pek çok ürün artık dijital olarak dağıtılabilir oldu. DeÄŸiÅŸim, eskiden disketlerle, CD-ROM'larla maÄŸazalarda satılan yazılımların İnternet'ten kolayca yüklenebilmesiyle baÅŸladı. Yazılımı sırasıyla gazete, kitap, müzik ve film izledi.
Paradigma deÄŸiÅŸiminden ilk etkilenen bilgisayar yazılımı sektörü, yeni dünyanın yeni düzenine uyum gösterme evrimini neredeyse tamamlamış durumda. Yazılım sektörü bugün artık perakende yazılım satışına odaklanmak yerine ücretsiz dağıtılan yazılımların yarattığı ekosistemlerden beslenen, İnternet üzerinden gerçek zamanlı kullanılan yazılımların elektrik ve su kullanımı gibi faturalandırıldığı 'bulut bilgisayar' sistemlerinden para kazanan bir yapıya doÄŸru hızla koÅŸuyor.
İnternet'ten içeriÄŸi ücretsiz dağıtıp, reklamdan para kazanan gazeteler de bir hayli yol almış durumdalar. Paradigma deÄŸiÅŸimini ilk görenlerin başında olan, içine kitabı da dahil edebileceÄŸimiz basılı medya sektörünün aslına bakılırsa müzik ve film sektörüne göre bir avantajı vardı. İnternet'ten dijital olarak yüklenen müzik ve filmleri oynatan elektronik araçlar, yazı okumaya yarayan cihazlara göre çok daha ergonomik ve pratiktiler.
Basılı medyanın dijital dağıtımı hala Kindle gibi hantal (ekranı elastik deÄŸil), ilkel (siyah-beyaz) ve pahalı (250+ $) cihazlara muhtaçken, müzik ve filmin dijital dağıtımı iPod gibi pratik bir cihaza yıllar öncesinden sahip.
MÜYAP gibi zihniyetini deÄŸiÅŸtirememiÅŸ sanatçıları pardon daha çok icracıları temsil eden derneklerin ne yapacaklarını bilemeyip sansürden medet ummalarının nedeni, geliyorum diye bas bas bağırmasına raÄŸmen paradigma deÄŸiÅŸimine hazırlıksız yakalanmaları.
MÜYAP'ın mahkeme kararıyla sansürlettiÄŸi Myspace korsan müziÄŸi kendi yayınlayan bir site deÄŸil. Myspace isteyen herkese kendi İnternet yayınını kurması için yer saÄŸlayan bir site sadece. Yani her kullanıcı bu ortamda yaptığı yayından kendisi sorumlu. MÜYAP'ın mantığıyla hareket edecek olursak iPod'undan korsan müzik dinleyen ve arkadaşına dinleten gencin oturduÄŸu kafeyi, cep telefonundaki korsan müziÄŸi arkadaşının telefonuna aktaran kiÅŸinin bu eylemi gerçekleÅŸtirdiÄŸi alışveriÅŸ merkezini de kapatmak gerekir.
MÜYAP yıllar önce benzer gerekçelerle Forumtr isimli bir forum sitesini sansürlettiÄŸinde yazdığım gibi, MÜYAP artık yüz yıl öncesinin Ludittleri gibi teknoloji ürünlerine saldırmak yerine dünya eÄŸlence endüstrisini örnek alıp, teknolojiyle mutlu bir evlilik yapmanın yollarını aramalı.
Bu yolları keÅŸfetmesi de gerekmiyor. Dünya müzik ve film endüstrisi deÄŸiÅŸen dünyaya uyum saÄŸlamakta epey yol katetti. Geçenlerde Türkiye'ye gelen Francis Ford Coppola bakın ne diyor, 'İnternet'ten film yüklenmesinin önüne geçilemeyecek. Zaten sanatın bedelsiz olması gerek.'
Bu yeni dünya düzeninde sanatçı, sanatından para kazanamayacak demek deÄŸil. Sanatın kendisi bir meta olarak satılamayacak ama sanatın yarattığı ekosistemden doÄŸan katma deÄŸerden sanatçı da payını alacak demek. Yani örneÄŸin sanatçı müzik parçasının yüklendiÄŸi sitenin reklam gelirinden, dinleyicinin müzikçalarının ekranında gösterilecek reklamlardan, ÅŸarkıyı çalan diskotekten, radyo kanalından pay alacak.