SöylemiÅŸtim: Barış, 'varış'tan gelir. Amansız bir yarışın sonu olan bir varış, bir bitiÅŸ, final anlamındaki varış deÄŸil. İnsanların birbirlerine varmaları, birlikte var olabilmeleri, kendilerini birlikte var kılabilmeleridir. Birbirlerinin dünyalarına, deÄŸerlerine, kaygılarına, düÅŸünce ve duygularına ulaÅŸabilmeleri, katılabilmeleridir. Öncelikle mangal gibi bir yürek ister. İnsana saygı ister. Daha da önemlisi barış bir hazırlık, hazırlık sonucu kazanılması gereken bir donanım ister.
Barış ahlakı içtenlik, dürüstlük ve sorumlulukla yaÅŸar. Barış üzerinden çıkar saÄŸlamak, barışı, barış dışı bir hedef uÄŸruna bir araç gibi kullanmak barış ahlakının en temel kötülüklerindendir. Elbette unutmamalıyız: Barışmaya çalışanlar, barışla ilgili savaÅŸ sırasındaki ağır sorunlardan gelen sıkıntılarla yüzleÅŸmiÅŸ, bu sıkıntıları sorgulamış, çözümlemiÅŸ, içlerindeki çok sesli ahlak duygusuyla barışın gerekliliÄŸini içlerine sindirebilmiÅŸ olmalıdırlar. SavaÅŸ ardı kayıplarının yasını bir ölçüde tüketmiÅŸ, çektikleri çekmekte oldukları acıların karşı tarafı anlamayı engelleyen duvarlarını aÅŸmış bulunmaları gerekiyor. Barış ahlakı, bir iç huzuru içinde yaÅŸanabilir. Bu huzuru ortaya çıkaracak ekonomik, psiko-sosyolojik koÅŸulların uygun olması gerekir.
Ülkemizde son olarak denenen barış oluÅŸturma çabasının baÅŸarısızlığında sorgulanması gerekli noktaların bir bölümünü ÅŸöyle dile getirebiliriz:
1. Barışın stratejik bir etkinlik mi yoksa içtenlikle ortaya konan bir iyi niyetli çaba mı olduÄŸu çok açık deÄŸil. Oy hesabı var mı bu çabada? Dışarıdan yönetilme var mı? Bu soruma itiraz edebilir, 'önemli olan barış deÄŸil mi?' diyebilirsiniz. 'Ne adına, nasıl yapılmak istendiÄŸinin önemi var mı?' Elbette vardır. Hesabilik barışı bozar. Barış ahlakının kaçınılması gerekli büyük kötülüklerindendir.)
2. Kuramsal ne sosyo-psikolojik açıdan saÄŸlam bir barış hazırlığı yapılmadığı açıktır. Donanımsız, hazırlıksız barış olmaz. Herkese kapı kapı dolaÅŸarak fikir sormak, içtenlikle yapılıyor olsa bile yeterli deÄŸildir. Barış öncelikle bir barış iklimi yaratmakla olur. İnsanları böyle bir iklimde, alıştıra alıştıra eÄŸiterek barış terbiyesinin verdiÄŸi saygı ve sebatla barış yolculuÄŸuna uÄŸurlarsınız. Yazık ki bu konuda çok baÅŸarısız kalınmış, barış hazımsızlarının ağır engelleri yolculuÄŸu olanaksız kılmıştır.
3. Barışı yürütecek olanlarının yol haritalarındaki belirsizlikler ağır bir güven bunalımı doÄŸurmuÅŸtur.
4. Hükümet hala bu konularda 'usulün esasa mukaddem olduÄŸu' gerçeÄŸinden habersiz görünüyor. İnceliklerle yaÅŸanır barış, zarafet gerektirir. Bağırıp çağırarak, güç gösterileriyle barışa yolculuk yapamazsınız. Kürt kardeÅŸlerimden biri: 'Sevindik, kutladık, adam mı öldürdük ki bize kızıyorlar' gibi bir söz söyledi. Sevinme ahlakı barış ahlakına dahildir kardeÅŸim. Ne zaman nasıl sevineceÄŸini bilmezsen barışmayı da bilemezsin. Sen hala öldürmeyi silahla öldürmek sanıyorsun. İnsanları bakışınla, duruÅŸunla, karşı tarafın acılarını görmezlikten geldiÄŸinde de öldürürsün. Onlar da seni aynı biçimde öldürmeye kalkar.
5. Bu ülkenin insanları olarak acılarımızdan öÄŸrenmeyi bilmiyoruz. Barışı çok kolay sanıyoruz. DaÄŸdakilerin, Avrupa'dakilerin dönüÅŸleriyle, belki biraz da yasalarla oynayarak barışın oluvereceÄŸini düÅŸünüyoruz. Birçok konuda olduÄŸu gibi bu konuda da çok safız. Galiba toplumsal tarihimizin oluÅŸturduÄŸu bilinç dışımızda barış terbiyesi için uygun bir iÅŸleyiÅŸ yok.
Eskilerden ÅŸair Sabit'in ÅŸu dizeleri bu konuda düÅŸünecekler için yol gösterici olabilir, uygun bir yorumla:
'Gönül ibramı ko sıbyan-ı debistan-ı cefa/ Okumazlar sebak-ı mihr ü vefayı biliriz.'
(Ey gönül zorlamayı bırak. Cefa mektebinin çocukları muhabbet ve vefa dersini biliriz okumazlar.) Bu ülkenin çocukları cefa mektebinde okumuÅŸlardır, okumaktadırlar. Bu okulda barış dersi yoktur. İşte bu ülkede barış yalnız Türk-Kürt barışı deÄŸil, insanımızın kendisiyle, ülkesiyle, kendisi gibi düÅŸünmeyeniyle barışıdır. Cefa mektebine barış dersini nasıl koyacağız? Bu zor dersi kimler nasıl verecek? DüÅŸünmeliyiz. Yoksa barış bize haramdır.
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.