Gürkan Hacır gurkan.hacir@aksam.com.tr

kategori2

Hep faşistlikle suçlandılar

Açılım görüÅŸmelerinde, DTP lideri Ahmet Türk, tarih boyunca Kürtlere karşı ırkçı politikalar izlendiÄŸini savundu, Mahmut Esat Bozkurt'u iÅŸaret etti. Peki, acaba 'Bingöl daÄŸlarındaki öksüzün' gözyaşını düÅŸünen Bozkurt, solun ideali olan 'toprak reformunu' gerçekleÅŸtiren SaracoÄŸlu faÅŸist miydi? Günün koÅŸulları nasıldı?

Hep ÅŸunun iddiasındayım: Tarihi olayları bugünün bakış açısıyla deÄŸerlendiremezsiniz. Dönemin dinamiklerini, ÅŸartlarını dikkate almazsanız analizleriniz sizi yanlışa sürükler. Siyaset adamının söylediÄŸi bir sözü cımbızla alıp bugüne uyarlarsanız ortaya bir felaket çıkar.
DTP Genel BaÅŸkanı Ahmet Türk, Meclis'teki açılım görüÅŸmelerinde eski Adalet bakanlarımızdan Mahmut Esat Bozkurt'un bir demecine gönderme yaparak 'Bu tarz siyaset yapanlar unutulmadı' dedi. Tarihimizden bugüne 'Kürtlere karşı nasıl ırkçı bir tutum' izlendiÄŸini anlattı. Ve bunun sembol ismi olarak eski Adalet Bakanı Bozkurt'un ünlü sözünü gösterdi. Ne demiÅŸti Bozkurt: 'Benim fikrim, kanaatim ÅŸudur ki, bu memleketin kendisi Türk'tür. Öztürk olmayanların Türk vatanında bir hakkı vardır, o da hizmetçi olmaktır. Köle olmaktır.' Ahmet Türk, Bozkurt'un sözlerini okudu ve 'Biraz empati yapın' dedi. Empati; yani 'Kendinizi biraz da bizim yerimize koyun' dedi. Buyurun o halde size muhteÅŸem bir empati örneÄŸi:
'Cumhuriyet savcıları! Meriç kıyılarında çalışan Türk köylüsünün kaybolan sabanlarından tutunuz da, bu yurtta yaÅŸayanların uÄŸrayacakları en ufak bir haksızlıktan, Bingöl daÄŸlarının ıssız kuytularında nafakalarını bekleyen öksüzlerin gözyaÅŸlarından siz sorumlusunuz. Unutmayın.' Bingöl daÄŸlarında öksüzlerin gözyaÅŸlarını tahayyül eden bu yüksek empatiyi kim yaptı dersiniz. Evet bildiniz. Mahmut Esat Bozkurt!

TÜRK'ÜZ DE DEDİ HALKÇIYIZ DA
Bir baÅŸka örnekle devam edelim. Bozkurt'un yakın arkadaşı ve kabinesinde yer aldığı BaÅŸbakan Åžükrü SaracoÄŸlu ile. Ünlü Irkçılık-Turancılık davası
SaracoÄŸlu'na yazılan mektupla baÅŸlamıştı. Türkçü Nihal Atsız'ın yazdığı mektupta, bazı isimleri ÅŸikayet etmesi üzerine dava açılmıştı. Davaya ve yaÅŸanan ilginçliklere birazdan geleceÄŸim.  Ama önce SaracoÄŸlu'na ırkçı damgasını vuran ünlü konuÅŸmasını anlatalım.
Refik Saydam'ın ani ölümüyle boÅŸalan BaÅŸbakanlık koltuÄŸuna oturan
SaracoÄŸlu, 5 AÄŸustos 1942'de Meclis'te hükümet programını okudu. İktisadi ve siyasal geliÅŸmeleri, hükümetin projelerini anlattıktan sonra ÅŸunları söyledi: 'ArkadaÅŸlar, Biz Türk'üz, Türkçüyüz ve daima Türkçü kalacağız. Bizim için Türkçülük bir kan meselesi olduÄŸu kadar ve en az o kadar vicdan ve kültür meselesidir. Biz azalan ve azaltan Türkçü deÄŸil, çoÄŸalan ve çoÄŸaltan Türkçüyüz. Ve her vakit bu istikamette çalışacağız. Bugün için henüz pek çok olmakla beraber Köy Enstitüleri köylerimizi ve köylülerimizi daha ÅŸimdiden yükseltmeye baÅŸlamıştır. Köylüyü topraksız, toprağı da köysüz bırakmayacağız. Ve yavaÅŸ yavaÅŸ toprağı, sanatı ve tekniÄŸi sadece bilginin emrine geçireceÄŸiz.  Bizde imtiyazlar ve sınıflar asla mevcut olmadı. Demokratlık Türk tarihinin derinliklerinden yuvarlanıp gelen büyük bir hakikattir. Biz halkçı idik, halkçıyız ve daima da halkçı kalacağız. Tek partili bir devlet kurmuÅŸ olmamız baÅŸlıca bu büyük hakikate dayanıyor. Biz ne sarayın ne sermayenin ne de sınıfların saltanatını istiyoruz. İsteÄŸimiz sadece Türk Milleti'nin hakimiyetidir.'

AÄžALIK DÜZENİNİ REDDETMİŞTİ
Bakar mısınız? 'Türküz Türkçüyüz' sözlerini alıyoruz ama  'Halkçıyız ve daima halkçı kalacağız' sözlerini göz ardı ediyoruz. Köylüyü topraksız bırakmayacağız diyor, toprağı, sanatı ve tekniÄŸi sadece bilginin emrine geçireceÄŸiz diyor. Yani aÄŸalık düzenini reddediyor, duymazdan geliyoruz.  Türkiye'de silahlı Marksist gençlerden sosyal demokratlara kadar bütün solun idealini yaÅŸattığı toprak reformu BaÅŸbakan SaracoÄŸlu tarafından (kısa süreli de olsa) hayata geçirilmiÅŸtir. Yetmedi bir de Köy Enstitüleri'ni kuran ve yaÅŸaması için çaba sarf eden de yine SaracoÄŸlu'dur. Ama gelin görün ki adına ilk sol pankart düzenlenen de yine odur. 'SaracoÄŸlu faÅŸisttir' pankartı sol tarihimizdeki ilk pankarttır. Mihri Belli ile mahyacı Tahsin Berkem, Sultanahmet Camii'nin minareleri arasına bu pankartı asmak üzereyken polisin gelmesi üzerine kaçmışlardı. Yıllar sonra Mihri Belli'ye 'Neden SaracoÄŸlu'na faÅŸist diyordunuz' diye sordum. 'Alman yanlısıydı' dedi. Oysa SaracoÄŸlu ne Alman yanlısıydı ne de İngiliz. Tam bir denge siyaseti izliyordu. Ama herkes onu Alman yanlısı zannediyordu.

EFE İLE DİRENİŞE KATILDILAR
Mahmut Esat Bozkurt'a dönelim. Bozkurt'la SaracoÄŸlu nereden tanışıyorlardı. KuÅŸadalı bir çiftçinin oÄŸlu olan Bozkurt, yüksek öÄŸrenim için İsviçre'ye gitmiÅŸti. Kendisi gibi eÄŸitim için giden onlarca Türk genciyle beraber kurdukları Lozan Türk Yurdu'na baÅŸkanlık ediyordu. SaracoÄŸlu da Cenevre Türk Yurdu'ndaydı. Osmanlı'nın kapısına dayanan savaÅŸ tehlikesine karşı bir ÅŸeyler yapmak için faaliyet halindeydiler. Milli Mücadele baÅŸlayınca gizlice ülkeye gelip Demirci Mehmet Efe'nin yanında direniÅŸe baÅŸladılar.

ATA'NIN HUZURUNA ONLAR ÇIKTI
Cumhuriyetin ilanıyla, milletvekili ve bakan olarak kabinede yer almaya baÅŸladılar. Bozkurt ilk anayasamız kabul edilen 1924 Anayasası'nın hazırlayıcıları arasındaydı. Türk hukuk sisteminde birçok yasanın oluÅŸmasında öncülük etti. CumhurbaÅŸkanına veto hakkı tanıyan düzenlemenin kaldırılması için Atatürk'ün huzuruna çıkan iki kiÅŸi  SaracoÄŸlu ve Esat Bozkurt'tu. Doktora tezini kapitülasyonlar üzerine yapan Bozkurt'un kazandığı 'Lotus davası' ünlüdür. Fransız bandıralı bir geminin Türk gemisine çarparak batışına sebep olması dolayısıyla açılan davada Fransız kaptan tutuklandı. Uluslararası bir hukuk tartışmasına dönen davayı Bozkurt'un etkili savunmasıyla kazandık. Ve dava dünya hukuk literatürüne Bozkurt-Lotus davası olarak geçti.

İNÖNÜ SÜRGÜNE YOLLADI
SaracoÄŸlu'na dönelim. Yıl 1944. Nihal Atsız ve arkadaÅŸları katıldıkları Sabahattin Ali davasından sonra Ankara Adliyesi'nden yürüyüÅŸe geçtiler. BaÅŸbakanlık önüne geldiler. Amaçları Türkçü bildikleri BaÅŸbakan SaracoÄŸlu'nun desteÄŸini almaktı. Ama küçük bir ayrıntıdan haberleri yoktu. SaracoÄŸlu o anda görevinden (kısa süreli) sürgün edilmiÅŸ ve Bursa'ya gönderilmiÅŸti. Kim tarafından; SaracoÄŸlu'na hep 'iki gözüm' diye hitap eden İsmet İnönü tarafından. Çünkü ırkçı tutuklama furyası baÅŸlayacaktı. SaracoÄŸlu'nun zarar görmesini istememiÅŸti. Bu yüzden ilk kez bir BaÅŸbakan, CumhurbaÅŸkanı tarafından sürgüne gönderildi. SaracoÄŸlu Bursa'dan dönüp koltuÄŸuna oturduÄŸunda ırkçılık davası çoktan baÅŸlamıştı. TürkeÅŸ, Reha OÄŸuz Türkkan, Atsız gözaltına alınmıştı. Sıra solculara gelecekti. 1944 tevkifatı da komünistleri içeride topladı. Aslında tüm bunların sebebi basitti.  1944'te Almanların savaÅŸta yenileceÄŸi belli olmuÅŸtu! Artık Nasyonalist görüÅŸlere gerek yoktu. Evet, sebep bu kadar basitti.

BOX-DENGE SİYASETİ
1900'lerde İttihatçı, 1920'lerde BolÅŸevik olmayan var mıydı? Ya 1930-40'larda nasyonalist olmayan? Denge siyaseti böyle bir ÅŸeydir. Güçlü rüzgar nerden eserse ayakta kalmak için ona uyum saÄŸlarsınız. 1980'lerde kanlı bir kapışmaya giren Türk Ocakları ve Türkiye Komünist Partisi'nin kurucusu aynı isim (Mustafa Suphi) deÄŸil midir?

KÜRT VEKİLLERDEN TEPKİ GELMEMİŞTİ
Bozkurt'un azınlıkları rahatsız eden sözü Alman Nasyonalizminin yükseldiÄŸi,  Türkiye Cumhuriyeti'nin 'Ulus-devlet' inÅŸasına uÄŸraÅŸtığı yıllara aitti. Alman yanlısı olmak modaydı. Bugünün deÄŸerleriyle deÄŸerlendirmek olanaksız.  Bozkurt'un bu sözünden İsmail BeÅŸikçi'nin bir makalesiyle haberdar olan Ahmet Türk, ÅŸunu unutmasın. Bozkurt'a ertesi gün tepki Kürt milletvekili ve aydınlarından deÄŸil Rum ve Ermeni gazetecilerden geldi. Bozkurt 1943 yılında öldü. Çok partili sisteme geçiÅŸi göremedi. SaracoÄŸlu ise 1953'te hayatını kaybetti. Her ikisi de 'Ulus-devlet'in inÅŸasına uÄŸraÅŸtılar. Tek millet, tek bayrak ülküsüyle hareket ettiler. Bugünden bakınca buram buram ırkçılık kokan söylemleri oldu. Ama baÅŸta söylediÄŸim gibi o günkü koÅŸullar göz önüne alınmalıdır. Yoksa Ulu Önder Atatürk'ün gençliÄŸe hitaben söylediÄŸi  'Muhtaç olduÄŸun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur' sözünü ne yapacağız?

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3