Batılı aydınlardan sorun ithal etmemize pek gerek de yok aslında, cümlesiyle bitirmiÅŸtim pazar günkü yazımı. Kaldığım yerden, biraz daha açarak devam edeyim.
GenetiÄŸi deÄŸiÅŸtirilmiÅŸ gıda ürünleriyle ilgili kuÅŸkuculuk, Küresel Isınma'ya karşı çözüm arayışları, sigaraya karşı savaÅŸ, yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelme çabası, bunların hepsi Batılı aydınların gündeme getirdikleri konular. Ve öyle sihirbazın ÅŸapkasından çıkan konular deÄŸil hiçbiri.
Batılı aydının bilimsel kuÅŸkuculuÄŸu, farklı açılardan bakabilme yeteneÄŸi, analitik düÅŸünce biçimiyle yetiÅŸip, büyüyen konular hepsi.
Peki bizim katkımız ne bu önemli konulara? Hiçbir ÅŸey... Donanımsız yarı-aydınlarımızın tek yaptığı, Batı düÅŸünce kazanında piÅŸen konuları hiçbir katkı yapmadan ezbere kabul edip, yobazca bir inanç ÅŸeklinde topluma empoze etmek. Zaten sahip oldukları eÄŸitim, bilgi birikimi, bilimsel düÅŸünce kültürü ve analitik düÅŸünebilme yeteneÄŸi seviyesiyle ellerinden daha fazlasının gelmesi de mümkün deÄŸil.
İşte bu yüzden Batı'da GDO'ların insan saÄŸlığına ve çevreye olası kötü etkileri tartışılırken, bizde tüm araÅŸtırmalar yapılıp, bitirilmiÅŸ ve GDO'ların saÄŸlık üzerindeki etkisinin insanları kırıp geçirecek büyüklükte olduÄŸu kanıtlanmış havası yaratılarak yaygara kopartılıyor. Batılı aydın, GDO'lar üzerinde yapılan bilimsel araÅŸtırmaların sonucuna dayanarak bu ürünlerin insan ve çevre saÄŸlığı üzerinde olumsuz etkilerinin olma olasılığının çok yüksek olduÄŸunu söyleyerek kamuoyunu bilinçlendirmeye çalışırken, bizim yarı-aydın FrankenÅŸtayn gıdaları yerseniz siz de FrankenÅŸtayn olursunuz gibi söylemlerle kamuoyunda panik yaratmayı hedefliyor. İşin bir de bilgi kirliliÄŸi boyutu var. Gazetelerde neredeyse her gün hibrid tohumla GDO'lu tohumu birbirine karıştıran, GDO'lu ürün diye hormonlu eciÅŸ bücüÅŸ sebze resimlerini kullanan cahilce hazırlanmış haberler, köÅŸe yazıları yayınlanıyor. Toplumda yaratılan panik ve bilgi kirliliÄŸi yetmezmiÅŸ gibi, bırakın GDO savunucularını, GDO'larla ilgili tarafsız duranlar üzerinde bile çirkin iftiralarla terör estiriliyor.
İşin bir baÅŸka komik yanı yarı-aydınların kendilerine malzeme edecekleri konuları ithal ederken bile iÅŸlerine gelen konuları ithal edip, iÅŸlerine gelmeyenleri tu kaka ilan etmeleri. ÖrneÄŸin GDO, Küresel Isınma, bilgisayar oyunları ÅŸiddet iliÅŸkisi gibi topluma kolayca empoze edebilecekleri konuları hemen ithal ederken, yenilenebilir enerji, bilgi toplumu, dijital ekonomi gibi kapasitelerini zorlayacak konulardan uzak duruyor, sigarayla savaÅŸ gibi iÅŸlerine gelmeyen konulara ise alaycı bir muhalefetle yaklaşıyorlar.
GDO karşıtlığını militanlık seviyesine vardıranlara bakıyorum da aralarında sigara tiryakilerinin olması traji-komik bir durum. GDO'ların insan saÄŸlığı üzerinde olumsuz etkisi olduÄŸunu gösteren tek bir bilimsel araÅŸtırma sonucu yok henüz. Bu ileride de olmayacak demek deÄŸil kuÅŸkusuz. Kobaylar üzerinde yapılan araÅŸtırmalardan alınan sonuçlar, GDO'lardan bazılarının insan saÄŸlığı üzerinde de olumsuz etkisi olabileceÄŸi yönünde ciddi kuÅŸkular yaratacak nitelikte. Yine de zararları henüz kanıtlanmamış GDO'ları lanetleyen birinin, insan saÄŸlığı üzerinde olumsuz yüzlerce etkisi sayısız bilimsel araÅŸtırma ile ispatlanmış sigaranın esiri olması absürd bir durum.
Batılı aydınların gündemindeki toplumun geleceÄŸine yol çizecek önemli tartışma konuları arasından heyecan yaratma kapasiteleri yüksek olanları ithal edip, biraz entelektüel çaba gerektirenlerinden uzak durmayı seçen bir toplum haline gelmiÅŸ olmamız, çok tehlikeli. Bu kültürel alışkanlığımızı deÄŸiÅŸtirmediÄŸimiz sürece ne bilimde, ne teknolojide bir adım ileri gitmemiz mümkün deÄŸil. Bize biçilen rol bu ve biz de bu rolü kabul ediyoruz ne yazık ki.