Onur Öymen'in Dersim isyanına iliÅŸkin, 'İsyanı ben mi bastırdım? Ben faÅŸistsem bastıranlar neydi? Atatürk de mi faÅŸistti' sözleri büyük yankı uyandırdı. Peki Atatürk'ü referans alan Öymen mi haklıydı yoksa kendisini istifaya davet eden Kemal KılıçdaroÄŸlu mu?
Dersim kavgasında kimin haklı olduÄŸunu bulmadan önce Dersim isyanını ve Seyit Rıza'yı bir hatırlayalım.
İsmet Paşa'nın 1935 yılında hazırladığı Dersim planında bakın neler yer alıyordu:
- Dersim ıslahına bir program halinde tevessül edeceÄŸiz. Program hazırlık, silahtan tecrit ve icap ederse iskan safhalarını ihtiva edecektir.
- Hazırlık ve silahsızlanma üç senede olacaktır.
- Dersim vilayetini yeni usulde teÅŸkil edeceÄŸiz. Muvazzaf bir kolordu kumandanı, vali ve üniformalı muvazzaf zabitler kaza kaymakamları olacaktır. Kaza memurlarından hiçbiri yerli olmayacaktır. Ve bulundukça emekli zabitler memuriyetlerine tayin olunacaktır.
- 1935 ve 1936 'da yolları, karakolları yapılacaktır. 1937 ilkbaharına kadar hazır olursa mürettep ve seferber 2.fırka kuvvet valiliÄŸin emrine 1937 ilkbaharında verilecektir.
- Bundan sonra Dersim'e verilecek ÅŸeklin safhası baÅŸlayacaktır. Bütün bu tasavvurlar gizlidir.
İşte Dersim'in temizlenme iÅŸinin yol haritası böylece çizilmiÅŸ oldu. BaÅŸbakan İsmet İnönü 1935'te Dersim ve çevresinde esaslı bir imar faaliyetine start verdi. Önce yollar ardından askeri karargah binaları ve ardından lojmanlar ve karakollar. İşte Dersimli aÅŸiretlerin asıl itiraz ettikleri bu karakolların inÅŸası oldu. Çünkü esaslı bir harekatın geldiÄŸini sezmiÅŸlerdi.
ATATÜRK'ÜN SÖZLERİ
Ama operasyonun iÅŸaret fiÅŸeÄŸini Mustafa Kemal Atatürk 1936 yılındaki Meclis açılışındaki konuÅŸmasında çaktı: 'Dahili iç iÅŸlerimizde mühim bir safha varsa o da Dersim meselesidir. Dahilde bulunan iÅŸ bu yarayı, bu korkunç çıbanı ortadan temizleyip koparmak ve kökünden kesmek iÅŸi her ne pahasına olursa olsun yapılmalı ve bu hususta en acil kararların alınması için hükümete tam ve geniÅŸ salahiyetler verilmelidir.'
Dersim'in ıslahı görevi bir korgenerale verilmiÅŸti. Korgeneral Abdullah AlpdoÄŸan'a. Peki AlpdoÄŸan kimdi? KurtuluÅŸ savaşında iç isyanları bastırmakla görevli Sakallı Nurettin PaÅŸa'nın damadıydı. Sakallı Nurettin PaÅŸa'da KurtuluÅŸ Savaşı sırasında Koçgiri isyanını oldukça kanlı bastıran paÅŸaydı. Korgeneral AlpdoÄŸan, 1937 başında Elazığ (Elaziz) bölgesine karargah kurdu. AÅŸiretlerle görüÅŸmelere baÅŸladı. Yusufhan, Demenan, Haydaran, Şıh Hesenan, Kalan, Karakoçan, Kevan, Lolan, Keçelan, Kozan, Bahtiyar aÅŸiretleriyle bir araya geldi. Bunlardan Abasan AÅŸireti Reisi Seyit Rıza ile de görüÅŸtü. Dersim'e yönelik yapılacak ıslahatın barış yoluyla yapılmasını aksi takdirde çok kan akacağını söyledi.
'KÖPRÜLER' ATILDI
Ama aÅŸiret reisleri kendi aralarında yaptıkları toplantıda direniÅŸ kararı aldı. 1937'de 20 Martı 21 Mart'a baÄŸlayan gece Harçik Köprüsü'nün ateÅŸe verilmesiyle isyan baÅŸladı. Bu tarih aynı zamanda Kürtler için anlamlıydı. Çünkü 21 Mart Newroz'du. Yıkılan bu köprü aslında Dersim'in devletle arasındaki köprüyü de yıkıyordu. Kahnut bucağı ile irtibatı saÄŸlayan telefon hattı kesildi. Ve askeri birlik basıldı. Tüm askerler öldürüldü. Bu devletin ıslahat planını bir anda kanlı bir operasyona dönüÅŸtüren adım olmuÅŸtu.
KUMANDA GÖKÇEN'DE
Ünlü türküde de dediÄŸi gibi Tunceli dört daÄŸ tarafından kuÅŸatılmış bir kentti. Korgeneral AlpdoÄŸan'ın kara birlikleriyle Tunceli'ye girmesi mümkün olmuyordu. İlk harekat baÅŸarısızlıkla sonuçlanınca Seyit Rıza ve yandaÅŸları moral buldu. Korgeneral AlpdoÄŸan hava saldırısı kararı aldı. Ankara'dan izin istendi, onay geldi. Yalnız hava taarruzunu düzenleyecek birliÄŸin sorumluluÄŸu Atatürk'ün manevi kızı Sabiha Gökçen'e verildi. Atatürk önce bu duruma itiraz etti. 'EÄŸer bir aksilik olur da bu adamların eline geçersen sana çok fena muamele ederler. Sen gitme' dedi. Ama Gökçen kararlı bir biçimde gitmek istediÄŸini, ne olursa olsun saÄŸ olarak ellerine geçmeyeceÄŸini söyledi.
DERSİM'E BOMBA YAĞDI
EskiÅŸehir Tayyare Alayı'na baÄŸlı bölükten 3 uçakla beraber Dersim harekatına katıldı. 3 Mayıs 1937'de hava harekatı baÅŸladı. Dersim'in üzerine bomba yağıyordu. Saldırı giderek inisiyatifi kaybeden askeri birliklerin toparlanmasını saÄŸladı. AÅŸiretler büyük bozguna uÄŸradılar. Seyit Rıza'nın da bulunduÄŸu Laçinan Deresi ve çevresi yoÄŸun olarak bombalandı. Rıza'nın çok sayıda adamı ve akrabası yaÅŸamını kaybetti.
Åžimdi burada biraz duralım. Seyit Rıza'nın kendi başına hareket ettiÄŸini zannetmeyin. Tabii ki o da İngilizlerle temas halindeydi. Yakın adamı ve danışmanı Veteriner Doktor Nuri Dersimi'yi İngilizlerle temas kurması için görevlendirmiÅŸti. Ama yurt dışına çıkışı hep gecikti. Ve Seyit Rıza iyice köÅŸeye sıkıştığı bir anda 11 Eylül 1937 de yurt dışına kaçtı.
İDAM SEHPASINA YÜRÜDÜ
SEYİT Rıza 5 Eylül 1937 günü Erzincan kırsalında yakalandı. 10 Kasım günü (Yani Onur Öymen'in ünlü konuÅŸmayı yaptığı günden tam 72 yıl önce) idama mahkum edildi. Ve tarihin garip bir cilvesi ise yine Öymen'in başına iÅŸ açan AKÅžAM'daki mülakatını verdiÄŸi gün olan 15 Kasım 1937 günü idam edildi. İdam sehpasına kendi yürüdü ve çingeneyi bir tarafa iterek 'Evladı kerbalayıh. Bi hatayıh. Ayıptır, zulümdür, cinayettir', diyerek ilmeÄŸi boynuna geçirdi ve tabureyi tekmeledi.
Peki bu kanlı operasyonun gerçek sorumlusu kimdi? Elbette Atatürk'tü. Dersim'in 'temizlenmesi' talimatını o vermiÅŸti. BaÅŸbakan İsmet İnönü ise bu operasyondan hemen sonra istifaya zorlandı.
Kılıç Ali anılarında Atatürk'ün İsmet PaÅŸa'yı baÅŸbakanlıktan nasıl uzaklaÅŸtırdığını anlatır. Ama önce geçmiÅŸ bir olaydan örnek vererekÖ
'Amacım Åžeyh Sait olayında nasıl Fethi (Okyar) Bey'i partiden düÅŸürdüysem, onu da Meclis'te kamuoyu önünde düÅŸürmekti.'
İNÖNÜ'NÜN KOLTUÄžU GİTTİ
İsmet PaÅŸa 1937 Eylül'ünde istifa etti. Yani Åžeyh Sait isyanında BaÅŸbakan Fethi Bey gitmiÅŸti, Seyit Rıza isyanında da bir diÄŸer BaÅŸbakan İsmet PaÅŸa'nın koltuÄŸu gitti. Biz İnönü'nün istifasını Çankaya'daki ünlü kavgaya ve ekonominin iyi idare edilmemesine baÄŸlarız. Ama tarih satır aralarında gizlidir.
TOPLAM KAÇ KİŞİ ÖLDÜ
Dersim'de kaç kiÅŸi öldü. Elbette net sayı bilinmiyor. Ama kimi kaynaklara göre 55 binden fazla Tuncelili canından olmuÅŸtu. Ama burada dikkat edilmesi gereken ise öldürmelerin gerçekleÅŸme ÅŸekliydi. Büyük hava bombardımanından sonra kara birlikleri Tunceli kırsalına girdiler ve köyleri tek tek gezdiler. Hiçbir yargılama olmadan keyfi bir biçimde çok sayıda Tuncelili kurÅŸuna dizildi eziyete uÄŸradı. Ağır iÅŸkenceler yapıldı. Elaziz'de kurulan mahkemelere iÅŸ bırakılmadı. Amaç gözdağı vermek ve belki de bölgeyi insansızlaÅŸtırmaktı.
KAYPAKKAYA DERSİM'E DÖNDÜ
HAREKATIN ardından da 1938'de Dersim'den 'Zorunlu İskan Yasası' çıkartıldı. Binlerce Tuncelili ülkenin baÅŸka coÄŸrafyalarına gönderildi. Bugün Türkiye'nin birçok yerinde aslen Tuncelili olan ama iki kuÅŸaktır baÅŸka kentte yaÅŸayan kiÅŸilere rastlarsınız. Hemen hepsi 1938 göçünün maÄŸdurlarıdır. 68 kuÅŸağının öÄŸrenci liderlerinden İbrahim Kaypakkaya da Tunceli göçmeni bir Aleviydi. Çorum'a yerleÅŸmiÅŸlerdi. Ve Dersim isyanından yıllar sonra kurduÄŸu örgütle sosyalist devrim hayaliyle Dersim kırsalına gitti. Yakalandı ve iÅŸkenceyle öldürüldü. KurduÄŸu örgütün devamı olan TKP-ML TİKKO en çok Tunceli'de taban buldu. PKK'nın etkin varlığına raÄŸmen TİKKO Tunceli'de oldukça etkindir.
Åžimdi sonuca gelirsek, Öymen haklı mı? Evet haklı. Çünkü kimse kendini kandırmasın ve Alevi kardeÅŸlerimiz üzülmesin ama harekat tamamen Mustafa Kemal Atatürk'ün talimatı ve isteÄŸiyle yapılmıştır. İnsanlık dışı uygulamalar yetki verdiÄŸi askerler tarafından -belki de sınırları aÅŸarak- yapılmıştır. Yani Dersim harekatının sorumlusu Atatürk'tür. Peki, KılıçdaroÄŸlu haklı mı? Evet, o da haklı. Belki isyan olmuÅŸtu ama isyanın bastırılması ve Kürt ve Alevi nüfusa yapılanlar (Emir komuta zincirinin başında Atatürk olsa da) en büyük kıyımlardan biriydi. Tunceliler ve Aleviler ruhani kimliÄŸiyle de olsa Seyit Rıza'yı unutmadılar ve hep sahiplendiler. Kemal Bey de alevi dedesi olmasının verdiÄŸi ağırlıkla ve Tuncelilikle bu sözlere sert tepki verdi. Asıl sorun sakın Kemalist doktirinle yüzleÅŸmememizde olmasın.
VE ZORUNLU GÖÇ
DERSİM 1938 Zorunlu İskan Kararı'nca Dersim'den gönderilenlerin sayısı muhtelif olmakla birlikte, 7 ila 12 bin arasında deÄŸiÅŸmektedir. İsyan döneminde Dersim'in nüfusu gözönüne alındığında bu ciddi bir rakamdır. Zira Üçüncü Ordu Kumandanı Halis PaÅŸa'ya göre 1930'da Dersim'in nüfusu 60 - 70 bin civarındadır. Kaynakların çeÅŸitliliÄŸi sayıları da deÄŸiÅŸken kılmaktadır. Öyle ki dönemin İçiÅŸler Bakanı Åžükrü Kaya'ya göre sayı 150 bin, 1935 nüfus sayımına göre 93 bin olarak kayıtlara girer. Resmi belgelerde de kimi sayılar verilmektedir. ÖrneÄŸin; Bakanlar Kurulu'nun 6 AÄŸustos 1938 tarihli kararıyla, bin 246 haneden 5 bin kiÅŸi, 15 ÅŸehrin 50 kazasına baÄŸlı 922 köye gönderilmiÅŸtir.
Göç kafileleri 1938 AÄŸustos ayı itibariyle batıya gönderilmeye baÅŸlandılar. Bazı kaynaklara göre bu iÅŸlem 31 AÄŸustos tarihi itibariyle tamamlanacaktı. Kim kaynaklar bu süreci 6-16 Eylül tarihleri içinde verir. Dönemin İçiÅŸleri Bakanı Kaya'nın Dersim Raporu'nda planlanan, 'Batı illerine toplu sürgünün hayata geçiriliÅŸ safhası' bu döneme denk gelmektedir. Bu dönemdeki belgelerin doÄŸruluÄŸu konusunda çeliÅŸkiler vardır. Zira bir belgeye göre 'Zorunlu göç edecek Dersimliler, kara vagonlar üzerinde gönderilir' denilirken bir baÅŸka belgede de 'Sevkıyat kara ve deniz yoluyla olur. Tren ve vapur kullanılmaz' denilmektedir. Kimi belgelere göre, 264 haneden bin 816 kiÅŸi 37 deniz ve kara seferiyle 10 ayrı ilçeye gönderilir. 'Dersim 1938 Zorunlu İskan Kararı' tamamıyla dönemin Bakanlar Kurulu'nun denetimindedir. Haliyle sürgündeki Dersimliler'in yaÅŸam hakkı da. Yaklaşık 9 yıl süren 'Zorunlu İkamet' İkinci Dünya Savaşı'nın ardından 1947'de sona erer ve Dersimliler'e eve dönüÅŸ yolu açılır.
KAYNAKLAR: Atatürk'ün yaveri Cevat Abbas Gürer / Cepheden Meclis'e Büyük Önderle 24 Yıl - Turgut Gürer
Dersim 1938 ve Zorunlu İskan
/ Hüseyin Aygün
İsmet paÅŸa'nın Kürt raporu / Saygı öztürk
Kürt Dosyası / UÄŸur Mumcu
Kürdistan Tarihinde Dersim
/ Dr. Nuri Dersimi
İbo / Turhan Feyizoğlu
Kürtler ve Kürt DireniÅŸleri / Sinan Hakan
Kürdistan'da AÅŸiretçilik ve Milliyetçilik
/ Hasan UÅŸak