Bugün gündemdeki konuyu çok güzel yansıtan Fortisbank iktisatçılarının bir raporunu sütuna taşıyacağım. Haluk Börümbekçi'yi verdiÄŸi emek için peÅŸinen tebrik ediyorum. İnÅŸallah ihracatçılar da okurlar. Raporu biraz kısalttım!
Deniyor ki, 'Dış Ticarette Yapısal DönüÅŸüm' gündeme gelince herhalde ihracatı ithalatından fazla bir ekonomi haline dönüÅŸme anlaşılır. Yapısallığın ise iki boyutu bulunmaktadır; Birincisi, Türkiye'nin enerji ithalatçısı bir ülke olmasıdır. Burada ülkemizde bir deÄŸiÅŸim beklenmemelidir. Eylül 2009 itibari ile 12 aylık cari açık 14.6 milyar dolar seviyesinde iken, ham petrol ve doÄŸalgazı da içeren mineral yakıtlar ve yaÄŸlar grubu hariç cari denge, 12.9 milyar dolar fazla vermektedir. Bu bile, ilk yapısal faktörün ne denli etkili olduÄŸunu yansıtmaktadır. İkinci önemli yapısal faktör ise, ihracatımızın ara malı ithalatına bağımlığının yüksek olmasıdır. Buna göre, geliÅŸmekte olan ülkeler arasında, imalat sanayii genelinde ihracat miktarı başına ithal ara malı oranında Türkiye en yüksek orana (Çin en düÅŸük) sahip ülke olarak çıkmaktadır. TCMB BaÅŸkanı Yılmaz'ın yaptığı son konuÅŸmada, bu noktayı küresel eÄŸilimleri vurgulayarak analiz ederken, gerçekleri çok iyi toparladığını görmemek mümkün deÄŸil.
BaÅŸkan Yılmaz'ın tebliÄŸinin birinci tespiti, geçen yüzyılın ilk yarısında uluslararası ticaretin temelini oluÅŸturan endüstriler arası ticaretin, günümüzde yerini endüstri içi ticarete bıraktığı ÅŸeklindedir. Uluslararası ticaret, farklı ürün gruplarının deÄŸiÅŸiminden ziyade, benzeÅŸen ürün gruplarının deÄŸiÅŸimine dayalıdır. Otomotiv sektöründeki geliÅŸmeler buna iyi bir örnektir. Bu geliÅŸmeye paralel olarak, yapılan ikinci tespit, geliÅŸmekte olan ülkelerin ihracatında sanayi ürünlerinin payının artması, geliÅŸmiÅŸ ülkelerin ihracatının ise sanayi ürünlerinden hizmetlere kaymakta olduÄŸudur. GeliÅŸmiÅŸ ülkeler araÅŸtırma geliÅŸtirme faaliyetleri, kalifiye iÅŸ gücü ve teknolojik bilgi birikimindeki avantajlarını kullanarak piyasaya yeni ürünler ve teknolojiler sunmakta, zamanla bu yeni ürünler standart teknolojiler ve kalifiye olmayan iÅŸ gücü tarafından da üretilebilir hale gelmekte, üretim merkezleri geliÅŸmiÅŸ ülkelerden geliÅŸmekte olan ülkelere taşınmaktadır. Üçüncü tespit ise, küresel ticaretteki bir diÄŸer geliÅŸme olan 'dikey uzmanlaÅŸma' olgusuna iliÅŸkindir. Teknolojik geliÅŸmeler, firmaların üretim faaliyetlerini, farklı faktör yoÄŸunluÄŸuna sahip alt süreçlere bölerek, her süreci farklı bir ülkede gerçekleÅŸtirmelerine olanak vermektedir. Böylelikle, firmalar her süreci en avantajlı bölgede gerçekleÅŸtirebilmekte ve maliyetlerini düÅŸürebilmektedir. Dördüncü tespit ise, küresel üretim zincirlerinin çoÄŸunlukla çok uluslu ÅŸirketler tarafından yönlendirilmesi ve doÄŸrudan yatırımların bu süreçte oynadığı role iliÅŸkindir. Bu yatırımlar genellikle geliÅŸmekte olan ülkelerin ihracatını artırırken, yeni sermaye ve teknoloji ihtiyacını da beraberinde getirmektedir. Öte yandan, dikey uzmanlaÅŸmayı gerektiren bu yeni ticaret sistemi, ekonomilerin ithalat bağımlılıklarını artırmaktadır. Küresel üretim zincirlerinin yaygınlaÅŸmasıyla birlikte, geliÅŸmekte olan ülkelerde çok uluslu ÅŸirketler için üretim yapan firmaların, gerekli kalite düzeyine ulaÅŸabilmek için ara ve yatırım mallarını, ana firmanın ticari baÄŸlantılarının bulunduÄŸu diÄŸer ülkelerden ithal etmeleri zorunlu hale gelmektedir.
Kapsamlı bir anketin sonuçlarını içeren, 'Türkiye İmalat Sanayinde İthalat Yapısı' çalışmasında ise tüm sektörleri temsil eden 145 firma üzerinden, özellikle ithal girdi payındaki deÄŸiÅŸimin nedenlerini bulmak amaçlanmıştır. Firmalar temelde iki faktörün etkisiyle bu geliÅŸmenin yaÅŸandığını belirtmektedir. 1) Firmaların ithal ara ve yatırım malı kullanımına yönelik eÄŸilimlerinin artması, 2) Ekonominin dış ticaretteki uzmanlaÅŸma yapısında görülen deÄŸiÅŸim. İlk faktör için firmalar, temel ara ve yatırım mallarında yurt içi üretim miktarındaki yetersizliÄŸi, ithalata yönlendiren en önemli unsur (bu faktör toplam ara ve yatırım malları ithalatının yaklaşık %60'lık bölümünü açıklamakta) olarak belirtmiÅŸler. Kaliteli ara ve yatırım malı kullanma gereÄŸi, firmaları ithalata yönlendiren bir diÄŸer önemli unsur (toplam ara ve yatırım malı ithalatının yaklaşık % 20'lik bölümünü bu faktörle iliÅŸkilendirmekte) olarak iletilmiÅŸ. İkinci faktör ise, esasen, yeni uzmanlaÅŸma yapısında öne çıkan sektörlerin ithalata bağımlılık oranının geleneksel emek-yoÄŸun sektörlerden daha yüksek olması. DoÄŸrudan veya dolaylı olarak daha fazla ithal hammadde ve malzeme kullanan taşıt araçları, dayanıklı tüketim malları, ana metal gibi sektörlerin geçmiÅŸ dönemde yüksek büyüme oranlarına ulaÅŸması, ekonomi genelindeki ithal girdi kullanım oranının artmasına önemli katkı yapmakta. Çalışmanın sonuç kısmında ise, bizim uzun süredir vurguladığımız ve bu raporun en başında tekrarladığımız tespitlere çok yakın deÄŸerlendirmelerde bulunuluyor. 'Türkiye ekonomisinde ithalata bağımlılık sorununun esas itibarıyla yapısal bir nitelik taşıdığı söylenebilir. DiÄŸer bir ifadeyle, ülkemizin doÄŸal kaynak yapısı, hammadde ve ara malı üretimine yeterli kaynak ayrıl(a)maması, kaliteli ara malı teminindeki güçlükler, firmaların üretimin yüksek katma deÄŸerli aÅŸamalarında uzmanlaÅŸ(a)maması ve yatırım mallarında üretim yeteneÄŸinin çok sınırlı olması gibi nedenlerle ithalata bağımlılık oranının yüksek olduÄŸunu, dış ticaretteki uzmanlaÅŸma yapısında meydana gelen deÄŸiÅŸimin de bu oranı daha yüksek bir düzeye taşıdığını düÅŸünmekteyiz. Bu itibarla, sorunun kalıcı olarak çözülmesi ithalata bağımlılığı azaltıcı orta-uzun vadeli politikaların geliÅŸtirilmesine baÄŸlıdır. Öte yandan, dış ticaret açığının giderilmesinde ihracat alanında çözüm, kur deÄŸil, yüksek katma deÄŸerli üretimdir! '
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.