16-18 Kasım tarihleri arasında Roma’da FAO (Dünya Gıda ve Tarım Organizasyonu) tarafından düzenlenen Gıda GüvenliÄŸi Dünya Konferansı toplandı, BaÅŸbakan R. T. ErdoÄŸan da toplantılara katıldı ve konuÅŸtu. Türkiye açısından da önemli olan bu toplantıda üst düzeyde temsil çok önemlidir.
BaÅŸbakan Roma’da gıda konusundaki sorunların çözümü hakkında aÅŸağıdaki görüÅŸü gündeme getirdi: ‘’2006 yılında yaÅŸanan gıda krizinin ardından, 2008 ve 2009 yıllarını etkisi altına alan finansal kriz, gıda ve gıda güvenliÄŸi noktasında sınırları daha da zorlamaya baÅŸladı. Ekonomi biliminin vicdanı olarak kabul edilen Nobel Ödüllü Amartya Sen’in ÅŸu ifadesine dikkatlerinizi çekmek istiyorum: ‘Dünyada apolitik gıda problemi diye bir ÅŸey yoktur’! Amartya Sen diÄŸer bir deyiÅŸle gıda konusunu, gıda güvenliÄŸi konusunu, politikanın dışında, politikanın çerçevesi haricinde ele almak mümkün deÄŸildir demekte!”
Dünyaya dönersek, bugün geliÅŸmiÅŸ ülkelerde nüfusun % 2-4’ü tüm ülkenin gıda ihtiyacını karşılayabilirken, bu oran geliÅŸmekte olan ülkelerde % 60-80 arasında deÄŸiÅŸiyor. Bu arada çeÅŸitli ülkelerde yılda 6 milyon çocuk da yeterli beslenmediÄŸi için ölüyor.
Kaldı ki enerji, su ve gıda birbiriyle sıkı bir baÄŸlantı içerisinde. Dünya nüfusu 7 milyara eriÅŸmiÅŸken ve 2050 yılında 9 milyarı geçeceÄŸi hesaplanırken insanlar bu üç ölümcül önemdeki konuda da çözüm aramaya devam ediyor.
Enerji konusunda bir taraftan iklim deÄŸiÅŸikliÄŸini yavaÅŸlatmak, diÄŸer taraftan yeni enerji kaynakları bulma çabaları devam ederken, su ve gıda konuları önemine göre, maalesef daha az dikkat çekici konular olarak kalmakta.
İnsanlık tarihinde pek çok uygarlığın veya ekonomik sistemin gıda maddeleri temininde karşılaşılan sıkıntıdan dolayı ortadan kalktığı biliniyor. En son örnek Ay’a insan atabilen ama buÄŸday üretemeyip çöken Sovyetler’in durumudur. Güncel soru ise bizim uygarlığımız da aynı kaderi paylaÅŸacak mı sorusudur? Dünya gıda ekonomisini altüst eden çevre sorunları, özellikle de yeraltı su seviyelerinin düÅŸmesi, toprak erozyonu ve yükselen ortalama ısı, böyle bir felaketi düÅŸünmemiz için bizi zorluyor.
Son sekiz yılın altısında dünya tahıl üretimi tüketimden az oldu. Bir hasat döneminden diÄŸer hasat dönemine kadar devreden stoklar 60 günlük dünya gereksiniminin altında kaldı. Bu sebepten 2008 yılında tahıl fiyatları bugüne kadarki en yüksek seviyeye çıktı. Rusya ve Arjantin gibi büyük üretici ülkeler, içeride fiyatların artmasına engel olmak için, tahıl ihracatını yasakladılar. Bu durumda kendi ihtiyaçlarını garantiye almak isteyen ithalatçı ülkeler uzun vadeli alım anlaÅŸmaları yapmaları yanında, Afrika kıtasında ve Avustralya, Rusya, Brezilya gibi ülkelerde tarım yapılabilir büyük alanları satınalma yoluna gittiler. Mesela Libya, petrol arama sahası karşılığında, buÄŸday yetiÅŸtirmek için Ukrayna’da 250.000 hektar toprak alarak ülkesinin ihtiyacını karşılama yoluna gitti.
Çin ve Hindistan gibi geliÅŸmekte olan ülkelerin zenginleÅŸmesi, bu ülkeler halkının yaÅŸam alışkanlıklarını da deÄŸiÅŸtirdi. Son 20 yılda zengin olmayan, fakat fakirliÄŸi de terk eden yeni bir dünya orta sınıfı oluÅŸtu. GeliÅŸmekte olan ülkeler orta sınıfı, 1990’larda bu ülkeler halkının üçte birini oluÅŸtururken ÅŸimdi yarısını oluÅŸturur duruma geldi. 2 milyar dolayında nüfusu olan yeni bir orta sınıf ortaya çıktı.
Bugüne kadar, Hindistan gibi düÅŸük gelirli bir ülkenin yıllık kalori ihtiyacının % 60’ı tahıl ile karşılanıyordu. KiÅŸi başına 200 kg tahıl tüketiliyordu. Hintliler et yemiyor. ABD ise tahılı hayvan beslemek için kullanıyor. Yüksek gelirli bu ülkede kiÅŸi başına düÅŸen tahıl tüketimi 800 kg olarak hesaplanmakta. Ancak ABD’de tahılın % 90’ı et, süt ve yumurta üretimi için hayvan beslenirken yem olarak kullanılmakta. 2 milyar ton olan dünya tahıl tüketimi Hindistan nüfusu 10 milyar da olsa yeterli olacakken, sadece ABD göz önüne alındığında ancak 2,5 milyar ABD’li için yeterli olabilmekte.
FAO verilerine göre 2050 yılına kadar, geliÅŸmekte olan ülkelerin gıda üretiminin iki kat artması gerekli. Aksi halde 2007-2008 yıllarında 60 ülkede görülen baÅŸkaldırılara, yeniden ÅŸahit olunacak. Günümüzde Afrika topraklarında alınan verim hektar başına bir ton tahıl. Verimin iki katına çıkarılması çok zor deÄŸil. Sulama teknolojilerinin uygulanması ile Avrupa’daki hektar başına 3-4 ton tahıl verimine ulaÅŸmak dahi olası. Maalesef 2008 yılında saÄŸlanan rekor tahıl hasadı Avrupa’da % 11 artışla elde edildiÄŸi halde, geliÅŸmekte olan ülkelerde % 1 dolaylarında kaldı.
Dünya tahıl üretimini yeni toprakları tarıma açarak artırmak maalesef artık pek mümkün deÄŸil. İzlenebilecek tek yol çevre koÅŸullarının, öncelikle de su kullanımının daha verimli uygulanması. Dünyada su % 70 oranında tarım için kullanılmakta. Su kullanımında geri dönüÅŸümlü ve etkin kullanımın öne çıkması kaçınılmazdır.