Kadınların, üzerlerinde suÅŸi servisi yapılan tabaklar haline geldiÄŸi bir ülkede, haklar, özgürlükler, eÅŸitlik ve güvenlik gibi konulardan söz etmek garip kaçabilir. Lakin yine de iki çift laf etmekten kendimi alıkoyamadım. Esasen son günlerin moda trendi olan “kadın üstü suÅŸi” servisinin mucidi Japonlar, ama bunun bizim “pilav üstü döner” formatına uyarlanması Müslüm babamıza kısmet olmuÅŸ. Afiyet olsun, biz kadınlar size hayırlı iÄŸrençlikler dileriz!
SuÅŸiler sizin olsun, gelin bu tabak kısmına ne haller olmuÅŸ biraz ona bakalım. Durum pek içaçıcı deÄŸil. Adalet Bakanlığı’ndan alınan son verilere göre ülkemizde son 7 ayda öldürülen kadın sayısı 973. Bu öldürmelerin çoÄŸu namusu koruma amaçlı. Erkeklere her türlü namussuzluÄŸunun mubah olduÄŸu, rüÅŸvet, hırsızlık, hortum, cunta, özel hayat dahil her alanda namuslunun salak yerine konduÄŸu bir ortamda, kadınlara yönelik saldırıların artması normal karşılanıyor. Rakamlara göre son 7 yılda cinayete kurban giden kadın sayısının yüzde 1400 artması pek de ciddi bir sorun olarak algılanmıyor. Her gün daha fazla kadınımızın cezalandırılmayı hak ettiÄŸine inanılıyor, onaylanıyor; sineye çekiliyor. Babalar, aÄŸabeyler, amcalar, kocalar el birliÄŸi ile “kadın temizleme faaliyetlerini” sürdürüyorlar.
Ben de İçiÅŸleri Bakanımız BeÅŸir Atalay’a buradan bir çaÄŸrıda bulunmak istiyorum; çok boyutlu bir “kadın açılımı istiyoruz”. Madem ezilene, haksız hukuksuzluÄŸa maruz bırakılana el uzatmaya niyet ediyorsunuz, gelin bu sorunla da yüzleÅŸin. Bu konu sanıldığının aksine yalnızca kadın ve aileden sorumlu Devlet Bakanı Selma Kavaf’ın deÄŸil, birçok yönüyle tam da sizin yetki alanınıza giren bir konu. Zira “ölü kadınlar konusu” bir güvenlik meselesi ve bir var olma mücadelesi. Üstelik demokratik açılım süreci ile de yakından ilgisi var. Nasıl mı?
DemokratikleÅŸme süreci yalnızca insanın devlet karşısındaki pozisyonunu güçlendiren ve devlet aygıtının ceberut müdahaleleri ile ezilmesini engelleyen bir açılım deÄŸil, aynı zamanda insanı insana karşı koruyan bir eÅŸitleme mekanizmasıdır. Bu bakımdan zayıf olanı, az olanı, sömürüleni, eziyet göreni diÄŸerine karşı korumaya alması kaçınılmazdır. Gerçek bir demokraside etnik, dinsel, dilsel ayrımcılık yapılamayacağı gibi, cinsiyet ayrımcılığı da yapılamaz. Bakın demokratikleÅŸen Türkiye’de rakamlar ne söylüyor...
UNDP Cinsiyete Dayalı GeliÅŸme Endeksi verilerine göre cinsiyet ayrımcılığında Türkiye 109 ülke arasında 101. sırada.
Dünya Ekonomik Forumu’nun 2009 Cinsiyet Uçurumu Raporu’nda ise Türkiye kadın-erkek eÅŸitliÄŸinde 134 ülkelik listede 129. sırada bulunuyor.
Kadına yönelik ÅŸiddet sıralamasında da yerimiz ÅŸahane sayılabilir; 128 ülke arasında 121.sıra.
BM’ye göre dünyada her yıl töre nedeniyle iÅŸlenen cinayetlerin %20’den fazlası ülkemizde iÅŸleniyor.
Kadınların dayak yemesi ise son derece sıradan; bölgelere göre %30 ila %70 arasında deÄŸiÅŸen bir oranla kadınlar kocalarından ya da partnerlerinden dayak yiyor.
Bu rakamlar gösteriyor ki, erkeklerimiz dünyanın diÄŸer bölgelerindeki erkeklere göre çok daha acımasız, saygısız, kötü kalpli ve ruhsal açıdan problemli. Üstelik yaptıkları ÅŸeyden rahatsız olmadıkları gibi birbirlerini de destekliyorlar.
Bu açıdan demokratik açılım paketinin içerisinde mutlaka kadın sorununa çözümlerin de bulunması ve gerek bölgesel gerekse Türkiye genelinde önlemler alınması ÅŸart.
Pakistan ya da Ermenistan kadar olsak bile aşama yapmış olacağız, iyi mi?
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.