Gürkan Hacır gurkan.hacir@aksam.com.tr

kategori2

Anzaklar Ingiliz oyununa geldi

Biliyorum. Dersim tartışmalarından, Kürt açılımından Meclis didiÅŸmelerinden sıkıldınız. O halde tarihten harika bir “İngiliz iÅŸi” anlatmama ne dersiniz? Eminim bu “İŞ” herkese tanıdık gelecektir.
Yazılarımda sürekli Londra’ya iÅŸaret ediyorum. Tarih okumalarından anlıyoruz ki Londra olmadan dünya üzerinde bir siyaset üretmek neredeyse imkansız. Yani ya onlarla beraber olacaksınız
ya da onlara karşı. Ama diplomasi ustası
olmalarından gerek hep hedefi ÅŸaşırtıyorlar. Amerika dünyanın emperyalist ülkesi olarak lanetleniyor ama daima
Londra’nın dediÄŸi oluyor. Tabii bu arada argümanın esiri olmamak da lazım.
Yani ÅŸimdilerde birçok fikir adamımızın ve tarihçimizin yaptığı gibi bir argüman üretip, hayatı boyunca karşılaÅŸtığı veya incelediÄŸi her olayı ona baÄŸlamaktan söz ediyorum. Buna ben “Argüman esareti” diyorum. Bir de “Belge fetiÅŸistleri” var ki... Onu da bir baÅŸka yazı da anlatırım. Neyse...
Åžimdi soru ÅŸu...
Dünyanın en büyük kahramanlık destanlarından (Her iki taraf içinde) biri sayılan Çanakkale Savaşı’nda neden bu kadar çok Anzak askeri dünyanın bir ucundan kalkıp topraklarımıza savaÅŸmaya geldi. Ve büyük bir çoÄŸunluÄŸu buracıkta ÅŸehit düÅŸtü, yaralandı?

***
Tarih; 1915 yılının ilk günü. Yani
1 Ocak. Avustralya’nın Broken Hill kasabası her yıl olduÄŸu gibi güneÅŸli bir yılbaşı sabahına uyandı. Kuzey yarım küredeki ülkelerin aksine karlı bir sabah karşılamıyordu yeni yılda onları. Sıcacık bir bahar güneÅŸiyle ‘merhaba’ diyorlardı yeni yıla. Broken Hill, Avustralya’nın Güney Wales bölgesine baÄŸlı bir madenci kasabasıydı. Otuz bini aÅŸkın nüfusu 3 tane günlük gazetesi vardı. Her yıl geleneksel hale gelen yeni yıl pikniÄŸine gidecek Broken Hillliler üstü açık bir trenle piknik alanına doÄŸru yola çıkmaya hazırlanıyorlardı. Yeni patlak veren dünya savaşının gölgesinde korkularla kutlanan Noel yine de keyifli geçmiÅŸti.
Åžimdi burada bir parantez açalım ve Avustralya ve Yeni Zelanda’yı anlatalım. 
Avustralya 1900’lerin başında, Büyük Britanya İmparatorluÄŸu’nun kontrolünde bir ülkeydi. İngiltere tarafından atanan bir genel vali tarafından idare ediliyordu. Modern ordunun kuruluÅŸu 1902 yılında olmuÅŸtu. Kısa adı AIF’ti yani Avustralya Kraliyet Güçleri. Hemen aynı tarihlerde kurulan Yeni Zelanda ordusu da NZEF (Yeni Zelanda Seferi Kuvvetleri) adını taşıyordu. Birinci Dünya Savaşı’nın baÅŸlamasıyla Yeni Zelanda ordusu Avustralya Kraliyet Güçleri’ne katıldı ve ortaya kısa adı Anzaklar olan ordu çıktı.
AIF + NZEF: ANZAK

ARANAN GÖNÜLLÜ ASKER NASIL BULUNACAK
1. Dünya Savaşı baÅŸladığında İngiltere, Anzak ordusundan 20 bin asker istemiÅŸti. Ancak yeni kurulan Anzak ordusu bu sayıda askeri karşılayabilecek güçte deÄŸildi. SavaÅŸa katılan ilk birlikler 7 Kasım 1914 günü Avustralya limanından hareket etmiÅŸ olsa da çok sayıda gönüllünün gelip savaÅŸa katılması gerekiyordu. İngilizlerin asker açığı güney yarım küreden karşılanacaktı.
General William Birdwood komutasındaki ilk hücum
birlikleri Çanakkale’ye doÄŸru yola çıkmıştı. Ama yavaÅŸ giden asker alma iÅŸlemleri ve gönüllü kayıtlarını hızlandırmak gerekiyordu.
Parantezi kapatalım ve tekrar sevimli madenci kasabası Broken Hill’e dönelim. Broken Hill’in Avustralyalı sakinleri yeni yıl pikniÄŸine hazırlanırken kasabanın kenar mahallelerinde yoksulluk içinde yaÅŸayan iki Afgan deveci de yeni yıla farklı duygularla uyanmışlardı. İsimleri Mola Abdullah ve Gül Muhammed’di. Gül Muhammed aynı zamanda Broken Hill sokaklarında dondurmacılık yapıyordu. Yakın arkadaşı Mola Abdullah da ona yardım ediyordu. Mola Abdullah aynı zamanda kasabanın tek camisinde imamlık da yapıyordu. Ama asıl iÅŸleri devecilikti. Deve ile kenar mahallelerde yük taşıyorlardı.  Tabii deve bulabilirlerse...
O sabah da erken uyandılar. Kasabadaki Hıristiyan nüfusun yılbaşı kutlamalarını umursamaksızın sabah namazını kılmak üzere köÅŸe başındaki mescidin yolunu tuttular. Mescit çıkışı onlara deve veren Hintli Khan Bahadur ve Walhanna Assau’nun yanına gittiler. Yeni aldıkları iÅŸle beraber ceplerine biraz olsun para girebilecekti. 1 Ocak sabahı onlara verilen görev mezarlık yakınlarındaki bir iÅŸti. Sevinerek yola çıktılar.

PİKNİK TRENİ KANA BULANDI
Yeni yıl piknik treni ise sabah 10’da Silverstone’a doÄŸru harekete geçmiÅŸti. Piknik için kasabalılar günler öncesinden kayıt yaptırmışlardı. Tam 1200 kiÅŸi bu geleneksel piknikte eÄŸlenebilmek için belediyeye adını yazdırmıştı. AÄŸzına kadar dolu tren yola çıktı.
Tren kasaba mezarlığının yanına geldiÄŸinde çalılıkların arasından aniden kalabalığın üzerine ateÅŸ açıldı. Bir anda trende büyük bir panik baÅŸlamıştı. Yaralananlar ve ölenler olmuÅŸtu. Herkes çığlık çığlığa kaçışıyordu. Tren birkaç kilometre daha gittikten sonra durabildi. 8 kiÅŸi ölmüÅŸ 10’dan fazla insan hayatını kaybetmiÅŸti.
Kasabanın güvenlik kuvvetleri her nasıl olmuÅŸsa hemen olay yerinde bitmiÅŸti. Trendekiler ise saldırganları yakalamak üzere koÅŸmaya baÅŸladılar. Yakalanan iki Afgan deveci Gül Muhammed ve Mola Abdullah’tan baÅŸkası deÄŸildi. Biri hemen oracıkta öldürüldü. DiÄŸeri ise ağır yaralanarak hastaneye götürüldü. Hastanede o da yaÅŸamını yitirdi. Bu arada kasabada hemen herkes silahlanmış ve Müslüman Afganların olduÄŸu yoksul teneke mahalleyi ateÅŸe vermek üzere gelmiÅŸlerdi. Kulaktan kulaÄŸa saldırıyı iki Türk’ün yaptığı konuÅŸuluyordu. Türklere ölüm çığlığı atan Broken Hilllilerin dayandıkları bir nokta da saldırganların yanlarında taşıdıkları söylenen Türk bayrağıydı. Ertesi gün Avustralya’daki tüm gazeteler saldırının iki
Türk’ün iÅŸi olduÄŸunu ve bu acımasız katillerin masum halkı öldürmekten çekinmediklerini yazıyordu. (11 Eylül ve El Kaide propagandalarına ne kadar benziyor deÄŸil mi?) Ama bir Alman gazetesi iÅŸi biraz daha abartmıştı. Ve Türk birliklerinin Sydney’e doÄŸru ilerlediÄŸini yazmıştı.

HERKES CANİ TÜRKLERİ ÖLDÜRMEK İÇİN BİLENMİŞTİ
Her ÅŸey planlı yapılmıştı. Türk bayrağı önceden hazırlanmış ve saldırı tüm kasaba halkının bir arada olduÄŸu bir güne denk getirilmiÅŸti. İşi organize eden ise Avustralyalı TeÄŸmen Resch ve komiser Dimond’dan baÅŸkası deÄŸildi. Her ÅŸey planlandığı gibi yürümüÅŸ saldırı iki Afganlı dondurmacıya yıkılmıştı. Afgan devecileri oraya yollayan Hintli Bahadur ve Assau da organizasyonun bir parçasıydı.
Sonrası herhalde tahmin ettiniz. SavaÅŸa gönüllü bulmakta zorluk çeken İngiltere bir anda sorununu çözdü. Gazetelerin olayı büyütmesiyle herkeste bir Türk düÅŸmanlığı belirmiÅŸti. Gönüllü kampanyasının önünde uzun kuyruklar oldu. Herkes cani Türkleri öldürmek için bilenmiÅŸti. Onları yok etmeden artık bu güney yarım kürede bile rahat yoktu. Anzak ordusu fazlasıyla Çanakkale’ye hazırdı.
Åžimdi bu trajik komplonun en komik yanına geleceÄŸim. Anlı ÅŸanlı kaç yazarımız bu iÅŸi halen çözemediler. Ve iki dondurmacı Türk’ün Çanakkale’den etkilenip Avustralya’ya savaÅŸ açtığını yazdılar. DüÅŸünün İngiliz iÅŸinin kalitesini. Yüzyıl geçti halen düÄŸüm çözülemiyor. (Bu konudaki araÅŸtırmalar arasında en ciddisi Ömer Ertur’undur. Ertur iÅŸi gücü bıraktı Avustralya’ya gitti ve konuyu yerinde inceledi. Derin Nefret isimli romanında bu konuyu ele aldı.)

Bilmem size tanıdık geliyor mu?

Tarİhİmİzİn utanç sayfası 6 - 7 Eylül ‘de azınlıklara yapılan büyük yaÄŸmada, İngiltere’nin rolünü daha önce yazmıştım. Eylül başında Londra’da yapılan Kıbrıs konulu toplantıyla eÅŸzamanlı olarak olaylar baÅŸlamıştı. Aynı Anzakların başına geldiÄŸi gibi Atamızın Selanik’teki evine anlaşılamayan bir bomba atılmış ve aynı gün derin devletin derin elleri devreye girmiÅŸ ve Türkiye ayaÄŸa kalkmıştı. Normal tirajının on katı kadar basılan İstanbul Ekpres gazetesi ‘Atamızın evini bombaladılar’ haberiyle beraber önceden hazırlanan sopalar ortaya çıkmış, yine önceden hazırlanan listelerle yaÄŸmaya giriÅŸilmiÅŸti. Bir hafta önceden İngiliz Haber Ajansı Taksim’de bir ofis kiralamış ve yine ünlü James Bond filmlerinin yazarı İan Fleming İstanbul’daki yerini almıştı. Bugün Atina’da Türkiyeli Rumların hemen hepsi 6-7 Eylül’ün bir “İngiliz İşi” olduÄŸuna inanıyorlar.
Herhangi bir bombalama, saldırı, katliam, cinayet vb. olayla karşılaÅŸtığınızda lütfen hemen tepki vermeyin. Aldığınız tavır büyük olasılıkla yanlış çıkacaktır. Biraz bekleyince ve de araÅŸtırınca iÅŸin aslının çok farklı olduÄŸunu göreceksiniz. Haa bir de “İngiliz iÅŸini” hiç unutmayın...

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3