Geçenlerde Dünya Felsefe Günü kutlandı (her yıl kasım ayının üçüncü perÅŸembe günü kutlanıyor!). Her zamanki gibi medyada felsefe güme gitti. Ne diyelim, yarasın kültürümüze. Bana sorulan iki soruyla okura birkaç noktayı hatırlatma gereÄŸini duydum.
Küresel ısınma, göç, terörizm, ÅŸiddet... Bugün dünyanın gündemini oluÅŸturan bu sorunlar karşısında felsefeciler ne yapıyor ve sizce ne yapmalı?
İstanbul'da 'Dünya Sorunları Karşısında Felsefe' baÅŸlıklı bir dünya kongresi yapıldı ve o kongrede hem felsefeci olmayanlara mesaj verilmeye çalışıldı hem de felsefeciler büyük ölçüde kendilerine böyle bir mesaj iletmeye çabaladılar: Felsefe artık dünya sorunlarıyla, yaÅŸanan somut sorunlarla ilgilenmeli. Buna karşın felsefe bugün dünyada akademik fildiÅŸi kulelerde bir memurluk zihniyetiyle yapılıyor. Akademik hayata girmek, yüksek lisans, doktora tezleri yapmak... Bunlar felsefeciyi çok teknik ve kitabi bir alana doÄŸru itiyor ve felsefenin kökenindeki bilgeliÄŸin unutulmasına yol açıyor. Bunun nedenlerinden biri de gereÄŸinden fazla felsefeci, felsefe memuru olması. Bu yüzden akademik olarak felsefecilerden çok fazla umudum yok. Alaylı felsefeciler sayesinde -mesleÄŸi felsefe deÄŸildir de sosyolog, tarihçi, matematikçi, fizikçi, ÅŸairdir- felsefenin dünya sorunlarına bakışı daha etkin bir biçimde görülebilir diye düÅŸünüyorum. Felsefe fildiÅŸi kulesinde oturup, zaman zaman fildiÅŸi kulesinden çıkması gerektiÄŸini düÅŸünüyor. Öte yandan unutmayalım felsefecilerin iÅŸlediÄŸi düÅŸünceler alttan alta, zaman içinde kültürün içine girer, çoÄŸu insanın farkına varmadığı biçimde derinden derine iÅŸlemesini sürdürür.
Felsefi danışmanlık hakkında ne düÅŸünüyorsunuz? Türkiye'de felsefi danışmanlık bireysel ve kurumsal olarak bizlere neler kazandırabilir?
'Philosophical Counselling' kavramı son 25-30 yıldır kullanılıyor. Anglo-Amerikan kültürde 'Philosophical Practise' diye de geçiyor. Gerd B. Achenbach adlı bir Alman düÅŸünürünün 1980'lerde, felsefenin kökeninde olan bir anlayışı 'Philosophische Praxis' adıyla yeniden dirilterek ortaya attığı bir kavramdır. Bir anlamda felsefenin yaÅŸamda yerini bulmasıdır. Bu hem bireysel anlamda terapi olarak uygulanabiliyor hem de kurumlara danışmanlık yapmak için kullanılabiliyor. Bu danışmanlık, ticari kurumlara, yatırımları, çalıştırdıkları elemanları, kurumlar arası iliÅŸkileri ile ilgili kavramsal sorunlarına yardım olarak yapılıyor. Bir yandan da psikologlara, psikiyatrlara destek veriliyor. Hem sosyoekonomik hayata hem kültürün diÄŸer alanlarına katkıda bulunulmaya çalışılıyor. Bu baÄŸlamda siyasal, kültürel kurumlara da destek verilebilir. ÖrneÄŸin, siyasi partilere. Felsefi donanıma sahip bir danışmanın bir parti liderine, 'Bu kavramı kullanıyorsun ama bu kavramlar arasında ÅŸöyle geçiÅŸler var' gibi çok ÅŸey söyleyebileceÄŸini düÅŸünüyorum. Yalnız unutmayalım ki felsefi danışmanlık akademik felsefeciler arasında da çok sıcak karşılanmayabiliyor. Bunu felsefeye ihanet olarak görenler bile var. Çünkü bunu bir para kazanma, bir kazanç, felsefeyi ayaÄŸa düÅŸürme çabası olarak deÄŸerlendiriyorlar. Tabi” ki felsefenin saygınlığını bozmadan, felsefeyi ticari bir meta haline getirmeden, felsefenin onurunu zedelemeden çok iyi bir ÅŸekilde yapılması gerekir. Bu, yürütebilenler için dünya sorunları karşısında felsefenin bir katkısı olabilir. Doksanlı yılların başında sanırım Türkiye'de ilk kez danışmanlıkla ilgili dersler verdim. Sorunlarını tartışıp, bu konuda yazılar yazdım.
Felsefi Danışmanlık ya da Pratik Felsefe gibi kavramlar felsefenin bir ruh bakımı olduÄŸunu söyleyen ustam Sokrates'in çizgisinde düÅŸünüldüÄŸünde, zaten felsefenin doÄŸal iÅŸi bu olduÄŸu için, gereksiz kavramlar gibi gözüküyor. Batıda kilisenin yıkıp ortadan kaldırdığı zamana dek felsefe okulları çoÄŸunlukla terapi okullarıydı. Felsefe akademik kafeslerin içine sıkıştırıldığında bu ruh bakımı özelliÄŸini çok büyük ölçüde yitirdi. Ben kitaplarımda, yazılarımda, kimi derslerimde, konferanslarımda saÄŸlık konusunun felsefeden ayrılamayacağını yıllardan beri vurguluyorum. Bilgi SaÄŸlığı, Anlam SaÄŸlığı gibi kavramların iÅŸlenip geliÅŸtirilmesini öneriyorum. Önümüzdeki yüzyıllarda felsefenin bu unutulan boyutuyla, insan düÅŸüncesine yeni ufuklar açacağını umuyorum.