AKŞAM GAZETESİ | Yiğit Karaahmet | 2009-11-29

kategori2

Karpuz festivalinin mahalli fotoğrafçıları

Vogue TÜrkİye, çalIŞmak İçİn İkİ TÜrk fotoĞrafçIdan İŞlerİnİ görmek İstedİ ve onlar göndermedİler. Bu nasIl bİr ego? CevabI bu yazIda.
Kendi adıma Vogue Türkiye'nin çıkacağı günü sabırsızlıkla bekliyorum. Ve hazırlık aşamalarını da büyük heyecanla takip ediyorum. Çünkü derginin içeriği nasıl olursa olsun, en azından editoryal kadroya gösterilen özen ve Avrupai çalışma şekilleri yüzünden bile maden işçiliğiyle-dergi editörlüğü arasında bir yerde moda dergisi çıkarmaya çalışanlara bu işin normalde nasıl yapıldığına dair bir rol model olabilirler diye düşünüyorum.
Vogue Türkiye'yle ilgili her yerde konuşulan şey de zaten 'Ne yapacakları?' değil 'Nasıl yapacakları?' şu anda. 
Ve elbette işin içine Vogue girince Türkiye'deki moda dünyasıyla ilgili birtakım kent efsaneleri de, büyük PR başarıları da yavaş yavaş yerle bir olmaya başladı. Burada havalarından geçilmeyen, kendilerini bu dünyanın en önemli insanları sanan ama aslında başarısız birer taklitten fazlası olmayan tüm balonlarımız da tek tek sönüyor.
Çünkü bu sefer iş yapacak insanları Türkiye'de 'Ahmet Efendi'nin işletme okumuş oğlunun dayısının oğlu' ya da 'Geçen gece partide görüp saatlerce dans ettiğimiz Tekirdağlı moda editörü Cansu' değerlendirmiyor. Tanıdık, eş-dost hatırı olmadan sadece işlere bakarak değerlendirecek bir ekip burada.
Mesela geçtiğimiz günlerde çıkan bir habere göre Vogue fotoğrafçı Koray Birand ve Nihat Odabaşı'dan işlerini görmek için portfolyolarını istemiş. Ve bu iki büyük fotoğrafçımız 'Portfolyo yeni fotoğrafçılardan istenir. Biz zaten ünlüyüz ve işlerimiz biliniyor' diye çalışmalarını göndermeyi reddetmişler. 
YABANCILAR ONLARI TANIYOR MU?
Pardon ama siz kimsiniz? Biz sizi tanıyoruz da maalesef yabancı bir kadro için koskoca bir hiçsiniz.
Sanki biri Anne Leibowitz, diğeri de Helmut Newton ve portfolyo isteğini bir gurur meselesi yaparak göndermeyi reddettiler.
Biri Soner Arıca'yla Şamdan'a fotoğraf çekerek başlattığı kariyerini birtakım popüler kadınları eğlendirip hasbelkader Türkiye'nin en ünlü fotoğrafçısı sıfatını kazanmış bir dijital işçi.
Diğeri de son derece hırslı, kişisel hiçbir tarzı olmayan, sadece yabancı dergileri inceleyerek (muhtemelen Vogue'ları) oradan kopyaladığı ışık oyunlarını kampanya çekimlerine uygulayan bir başka 'fotoğraf sanatçısı'.
Bu iki fotoğrafçı Vogue'a portfolyo vermiyorlar ama mesela televizyonda uyduruk bir iş mi var, hemen oraya çıkıp kendilerini göstermeye bayılıyorlar. Koray Birand'ın birkaç sene önce manken yarışmasında yeni mankenleri fotoğraflarken bunu kariyeri için bir gurur meselesi yaptığını hiç sanmıyorum.
Nihat Odabaşı ise bambaşka bir vaka zaten. Gerçi onun portfolyo vermemesi iyi olmuş, çünkü çekimlerine baktıkları zaman onu Vogue'un kapısından hakaret ederek kovarlar. Keşke ondan portfolyo yerine arkadaşı olduğu ünlü kadınların listesini isteselerdi. Onu seve seve yapardı diye düşünüyorum.  
BU ÖZGÜVENE ŞAŞIRIYORUM
Çok şaşırıyorum bu insanlardaki özgüvene ve egoya. Edirne sınırları dışında bir hiçken, Vogue seninle çalışmak için işlerini görmek istediğinde bunu gurur meselesi yap! Bu yüzden bu insanlar sadece yerel birer şöhret. Asla ve asla da hiçbir şey olmayacak onlardan. Karpuz festivalinde falan sahneye çıkan mahalli sanatçılar gibiler. Festivalde iyiler ama o şehrin dışına çıktıklarında komedi malzemesinden ileri gidemiyorlar.
O yüzden hoş geldin Vogue. Lütfen patlat bütün balonları ve gerçekleri görelim. Bu bir yarışsa, lütfen buyurun. İyi olan kazansın!