AKŞAM GAZETESİ | Alaattin Metin | 2009-11-29
Ali Şen'i aradım. Lafı uzatmadan, '10. haftada Fenerbahçe, Galatasaray'a yenilirse puan olarak da geride kalırsa kongreye gider' sözünü hatırlattım.
Noktasına, virgülüne dokunmadan cevabı;
'Ben 10. hafta demedim. Aziz Yıldırım'ın kendisi ile yaptığım görüşmede de 'Taraftardan kopuyorsun, önümüzdeki ilk beş maçtan 15 puan alamazsan, dokuz puan alır, Galatasaray maçından sonra da bu puan farkı açılırsa olağanüstü kongre görürsün' demiştim. 10. haftaya geldik. Fenerbahçe 27 puan topladı. Bu bir rekordur. Bu noktadan sonra bırakın olağanüstü kongreyi, şampiyonluktan döndürecek bir gücün olduğunu da sanmıyorum. Asla muhalefet değilim. Sadece o andaki fikirlerimi söyledim. Aziz Yıldırım, Daum'u getirerek çok büyük iş yaptı. Tam isabet. Daum Gaziantep maçını da Galatasaray maçını düşündüğü için kaybetti, yoksa onu da kazanırdı..'
'Peki ne değişti?' diye sordum.
'Aragones döneminde üzerimizdeki ölü toprağını Daum dağıttı' cevabını verdi ve şöyle dedi;
'Herkes Alex'i övüyor. Oysa o işin mimarı Aziz Yıldırım. Taraftarın Alex'i protesto ettiği gün Aziz Yıldırım'ın desteğini, tek başına ayağa kalkıp alkışlamasını kimse unutmasın..'
Haftaya buluşup yemek yiyeceğiz.
Fotoğrafın öyküsü
Galatasaray maçından sonra sevinç resimlerinde bir şey dikkatimi çekti.
O da oynamayan Semih'in en çok sevinen isim olması.
Oysa Semih, Steaua Bükreş maçında Galatasaray maçını düşünerek kendisini riske atmamıştı.
Bu maçta oynamayı çok istiyordu.
Kazım'ın oynaması en ufak bir burukluk yapmamış.
En azından fotoğraflar öyle gösteriyor.
Maçtan sonra Daum'un Semih'i övmesi ve yönetime 'beş yıllık anlaşma önermesi'nin de perde arkasında, Alman hocanın futbolcularına sahip çıkması, moral olarak onları hazır tutması var.
Hatırlayın, tribündeki taraftarlar, Kazım ile kavga ettiği vakit, Daum futbolcusuna sahip çıkmış, takım arkadaşlarına da Kazım'ın yanında olmalarını söylemişti.
Bu da Fenerbahçe'nin bir aile olduğunu, sorunlar varsa da onları kendi içlerine çözdüklerini gösterir.
Yatır değil Yıldırım var
Fenerbahçe, Galatasaray maçlarında devamlı Şükrü Saracoğlu Stadı ön plana çıkıyor. Kimileri büyü, kimileri yatır var diyor.
Oysa işin aslı Aziz Yıldırım.
Hatırlayın, Fenerbahçe'nin en kötü döneminde, ayağa kalkan muhalefet 'Milyon dolar borcumuz olsun, ama şampiyon olalım' dediği günlerde, Aziz Yıldırım devletten beş kuruş destek almadan 'Tek başıma stat yapacağım' demişti. Hatta en yakınları bile karşı çıkmıştı. Parma maçını hatırlayın, o gün yönetim cebinden para verip forma yaptırıp bedava dağıtmıştı.
Şimdi, Fenerium kulübün ikinci büyük gelir kapısı. Birincisi ise stat geliri.
İşin özü büyük düşünmek, günü değil, geleceği kurtarmak. Yönetime seçilenleri, kendi şirketleri gibi kulübü yönettirmek.
Bunlar da kolay olmuyor.
Zaman, dik duruş ve geleceği görmekle oluyor.
Bir örnek hareket
Galatasaray maçında güzellikler de vardı. Fenerbahçeli yöneticilerin, Galatasaray başkanını ve yönetimini kapıda karşılaması... Stat sorumlusu Ömer Temelli'nin ev sahipliğini mükemmel yapması... Maçtan önce Nihat Özdemir, Ali Koç ve Şekip Morsturoğlu'nun yayıncı kuruluş Lig TV'nin yayın odasına gidip, başarılar dilemesi, gazeteciler ile sohbet edip, bir isteklerinin olup olmadığını sorması gibi...
Carlos'un hikayesi
Carlos'un devre arasında gitmek istediği söylentileri çıktığı vakit, Vederson, Santos gibi bazı futbolcuların önünü tıkadığını anlatarak, yönetimin 'büyük bir törenle uğurlaması' gerektiğini yazmıştım.
O günden sonra çok kişi ile konuştum.
Hatta Galatasaray maçından sonra Carlos'u övenlere karşı, 'Hani yaşlıydı, gitsin deniyordu' sitemlerini de duydum.
İşin aslı şu;
Dünya yıldızı olan Carlos, tartışıldığı günlerde yedek kalmayı pek içine sindirememiş. Bu durumu bilen Brezilyalı dostları da sponsorlar bularak 'Fenerbahçe'den aldığın rakamın aynısını verelim, bize gel' demişler.
Ne kadar mı!
İnsanın inanası gelmiyor ama Fenerbahçe bu büyük yıldızı bonservis parası vermeden senede 3 milyon dolara almış. Böyle bir futbolcuyu bu rakama almak hem de Real Madrid'in şampiyon olduğu günün ertesinde İstanbul'a getirmek beceri ister.
Neyse biz dönelim konumuza.
Yönetim, Daum ve futbolcular, Carlos'un gitmesini istemiyorlar.
Bunun birinci nedeni;
Carlos'un Fenerbahçe'de şampiyonluk yaşamak istemesi. Ağızbirliği etmişçesine herkes 'Şampiyonluğu gör de git' diyorlar.
Özellikle Daum, 'Sen bu takımın ağabeyisin. Benim de arkadaşlarının da senin tecrübene ihtiyacı var. Şampiyonluk yolunda hep beraber yürüyeceğiz' diyerek, havanın bozulmamasını istiyor. Futbolcular da Carlos'a ' Sen bizim başımızın tacısın' diyorlar.
Peki yönetim ne diyor?
Daum ve futbolcular gibi onlar da Carlos'un gitmesini istemiyorlar.
Nedeni, tecrübesi, futbolculuğunun yanında, marka olması, Fenerbahçe'ye büyük değer katması.
Dünyanın neresine giderseniz gidin, konu Fenerbahçe'den açılınca, 'Carlos' deniyor. Hemen Fenerbahçe forması ile çekilen resmi gösteriliyor. Veya imzalı Fenerbahçe forması.
Böyle bir büyük gücü ne devre arası ne de sonrası asla kaybetmek istemiyorlar.
Yeni evlendiği eşi mi!
O da Alex'in eşi gibi Türkiye ve Fenerbahçe hayranı.
Sonuç;
Çok iyi bir psikolog olan Daum, Carlos'un gönlünü kazandı. Ne kadar büyük futbolcu olursa olsun, dünya şampiyonlukları yaşamış olsa da, kariyerine 'Türkiye'de de şampiyon olan Fenerbahçe'de oynadım' dedirtmek isteyen Carlos sene sonuna kadar Fenerbahçe'de.
Açılışı Başbakan Erdoğan yapacak
Fenerbahçe'nin her deplasmanına Sabiha Gökçen Havaalanı'ndan gidiyorum. 12 yıl önce in cin top oynuyordu. Şimdi kalabalıktan içeri giremiyorsun, arabanı park edecek yer bulamıyorsun. Fenerbahçe Başkanvekili Nihat Özdemir, 18 ay gibi kısa bir sürede muhteşem bir terminal binası yaptı. Dünya standartlarının çok üstünde olan bu muhteşem tesis ile içindeki Fenerium Mağazası da cumartesi günü Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından açılacak. Aynı gün Kayseri deplasmanına gidecek olan Fenerbahçe'de başkan, yöneticiler ve futbolcular da tam kadro orada olacaklar. Saat 13.00'te yapılacak törende Başbakan Erdoğan, Fenerbahçeli futbolcularla sohbet edecek. Ondan sonra da özel uçakla Kayseri'ye gidilecek.
Bir öneri
Her maçtan sonra önce hakemi, sonra da Hukuk, Disiplin ve Tahkim Kurulu'nu tartışıyoruz. Federasyonun bu alt kurullarından şikayetçi olmayan yok. Kulüplerin federasyon seçimlerinde, başkanlık ve yönetiminden çok kurullara kendi adamlarını sokmak için yarıştıklarını söylüyoruz. Ondan sonra seçilenleri yıpratmak için 'O Fenerbahçeli, bu Galatasaraylı öteki de Beşiktaşlı' diyerek dedikodu mekanizmasını tam sürat işletiyoruz.
Bu kavgadan kurtulmak için önce birbirimize güveneceğiz, inanacağız. Bunu yapamıyorsak, o vakit tüzüğü değiştirip Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Sayıştay gibi kurumların görev almasını sağlamalıyız.
Geçmiş olsun Demirkol
Fenerbahçe televizyonunun sevilen spikeri Fatih Demirkol, Yeditepe Üniversitesi'nde başarılı bir menisküs ameliyatı geçirdi.
Uzun süredir dizinden rahatsız olmasına rağmen görevini aksatmamak uğruna, gecesini gündüzüne katarak Samandıra'dan en güzel haberleri veren Demirkol, sonunda o acılara daha fazla dayanamayarak bıçak altına yattı.
Geçmiş olsun, kardeşim.
Yokluğun ekranlarda fark ediliyor. Bir an önce aramıza dön.