AKŞAM GAZETESİ | Alaattin Metin | 2009-11-29
Güiza ne kadar kötü olursa olsun... Semih’in Romanya’daki maçta, “Galatasaray karşılaşmasında oynamak istiyorum” diyerek kendisini riske atmaması profesyonellik ile bağdaşmasa da...
İki gerçek santrfor varken, Kazım’ı golcü yapmak ne kadar doğru!
Galatasaray maçında ağır Servet’i, fizik gücü ve çabukluğu ile bozdu..
Hadi diyelim, Bükreş’deki maçta adam yokluğunda mecburiyetten oynadı, fena da değildi..
Ama ısrar etmek!
Elindeki gerçekleri yok saymak, “Tutarsa kazanırım. Dahi olma” oyunu mu!
Türkiye’de faullü oynuyor, hakemler anlamıyor diyoruz..
Peki Avusturyalı hakem de mi anlamıyor!
Ya Santos!
Brezilya milli takımının sol beki, Fenerbahçe’de oldu, sol kanat hücumcusu..
Attığı golün dışında ne yaptı!
Dişini tırnağına takan, her maçta sahada savaşan Vederson’a yazık, günah değil mi!
Özer’e ayıp olmuyor mu!
Sorarsan, herkes Özer’i övüyor..
Kapalı kapılar arkasında Özer’in iş ahlakı, çalışkanlığı ballandıra ballandıra anlatılıyor..
Ama ilk 11’e giremiyor..
Emre sakatlanmasa, yirmi dakikada da oynaması zordu..
Kazım kırmızı kart görme moduna girmese Güiza da oynamazdı..
Çakmalar sahada, gerçekler kulübede..
Bir yirmi dakika oynadılar, golü attıktan sonra maç bitmiş gibi durdular.
Neden!
Alex, Emre ve Lugano’nun dışında savaşan, yüreğini ortaya koyan dördüncü oyuncunun olmamasından..
Alex, Kazım’ın yanına gidiyor, orta sahadan top gelmiyor..
Orta sahaya gelip oyun kuruyor, pozisyon hazırlıyor. Bu kez de atan yok..
Sonra da, “Alex yoksa Fenerbahçe duruyor” diyoruz...
Oysa duranlar, oynamayanlar başka...
Topuz yok. Santos kayıp, Kazım bal yapmayan arı gibi devamlı top istiyor, sonra da kaybedince kızıyor..
Kanadın, golcün olmasa nasıl olacak!
İyi ki Alex gibi bir futbolcu var..
Sahada beş kişinin yapamadığını tek başına yaptı.
Önce her zamanki gibi duran toptan skoru 1-1’den 2-1’e taşıdı. Arkasından da enfes bir gol atarak sahadaki ve tribündeki Fenerbahçelileri rahatlattı...
Sonuç mu!
Fenerbahçe Alex’in sayesinde hem maçı kazandı hem de grup liderliğini perçinledi.