AKŞAM GAZETESİ | Nagehan Alçı | 2009-11-29

kategori2

J Street

'Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkiler geriliyor' cümlesi son dönemde çok sık kurulur oldu. Bu cümle genelde 'Doğu'ya mı kayıyoruz?' sorusu eksenindeki tartışmalarda telaffuz ediliyor. AK Parti Hükümeti'nin Ortadoğu'daki Müslüman ülkelerle ilişkileri İsrail pahasına düzelttiği iddia ediliyor.

***
Ancak bu iddia ortaya atılırken yapılan bir hata var: İsrail'i sadece Ortadoğu'daki devletten ibaret görmek. Halbuki İsrail en az devleti kadar lobileriyle de güçlü bir ülke. Vatandaşlarının çoğunun, vatanı dışında yaşadığı bir ülke.

***
Bu nedenle İsrail'i ve iç dinamiklerini anlamak için öncelikle lobisinin en kuvvetli olduğu ABD'ye uzanmak ve oradaki gelişmelere bakmak gerek. Zira şu sıralar ABD Yahudi lobisi bünyesinde ilginç çıkışlar ve değişimler yaşanıyor.

***
Yıllardır 'ABD'deki Yahudi lobisi' denince akla gelen tek isim AIPEC (American İsrael Public Affairs Committeee)dir. AIPEC sağcıdır. İsrail'in politikalarını sorgulamaksızın destekler.

***
İşte son dönemde AIPEC'in karşısına çıkan yeni bir lobi var ABD'de: J Street. Obama'nın politikalarını destekleyen ve 'liberal Yahudiler'in sesi olduğunu iddia eden lobi, İsrail'i yeri geldiğinde eleştirmekten çekinmiyor. Çözümün iki devletten geçtiğini söylüyor.

***
J Street'in duruşu ve estirdiği hava öyle radikal ki yıllardır Yahudilerin homojen duruşu yerle bir olmuş durumda. Kongre'de çatlak sesler çıkma ihtimali yükseliyor. Bu nedenle AIPEC hayli rahatsız.

***
Bir buçuk yıl önce kurulan lobi grubu geçtiğimiz günlerde Washington'da ilk büyük konferanslarını düzenlediler. Konuşmacılardan biri Obama'nın Milli Güvenlik Danışmanı James Jones'tu.

***
J Street, yer yer  İsrail konusunda sertleşmekten çekinmeyen Obama yönetiminin İsrail politikalarını destekliyor. Bu da yıllardır yıkılamayan 'dokunulmaz İsrail' mitini değiştirecek gibi görünüyor.

***
Bunların bizimle ilgisine gelince... Başbakan Erdoğan'ın İsrail'e karşı tutumu eleştiriliyor ve 'ABD ile ilişkileri de etkileyecek' deniyor ya... Halbuki öyle değil. Erdoğan'ın değişen ve sertleşen tavrı 'İsrail eleştirilebilir' düşüncesinden  çıkan bir tavır. Ve bu tavır aslında Washington kaynaklı. Dolayısıyla Başbakan Erdoğan bir vakum içinde hareket etmiyor. Evet, tepkisi çok sert ama bu 'değişen' tepki ve İsrail ile gelinen nokta Obama'nın çizgisi ve onun yönetiminde ortaya çıkan yeni Yahudi lobisi ile uyumlu.

***
Başbakan'ın aralık başında yapacağı ABD seyahatinde kimlerle temas ettiğine dikkat etmek gerek. Şayet Erdoğan ABD ile ilişkilerde pürüz yaşamadan politikalarının tutarlı olduğunu anlatmak istiyorsa J Street ile temas akıllıca bir mesaj olabilir.

Bilge Köyü Trakya Şubesi
Ortada mantıksız bir durum var. Gördüğüm kadarıyla kimse de şimdiye kadar sesini çıkarmış değil.

***
Bilge Köyü katliamına karışanların yakınları olan 85 kişi evlerinden çıkarıldı, Trakya'ya getirildi. Orada yeni bir yaşama başladılar. Ancak... Bu değişiklik neden yapıldı? Onları olası bir kan davasına kurban gitmekten korumak için değil mi? Amaç  izlerini kaybettirmek değil miydi?

***
Öyleyse bu nasıl iştir? Günlerdir ajanslar, televizyonlar  85 kişinin Trakya'daki yeni evlerini anlatıyor. Hatta yerleştirildikleri ilin valisi çıkıp konuşma yaptı. Adres, fotoğraf, kısacası yeni hayatları ile ilgili her detay her yerde...

***
Peki ama bu insanlar yerlerinden yurtlarından neden oldular? Trakya havası almak için mi? Yuvayı yıkıp yeniden kurmak bu kadar kolay mıdır? Yoksa 'Bakın bu işi nasıl kotardık?' reklamı yapmak için işin yapılma sebebine meydan okuma gafletine düşüldü de kimse bunun farkında mı değil?