AKŞAM GAZETESİ | Burhan Ayeri | 2009-11-29

kategori2

Tramvaylı günler

Tünel ve Kadıköy'de çalışan sembolikleri saymazsanız, tramvaya 40 yıl önce veda ettik. İlginç olan, bu nakil aracının İstanbul'a gelişi icadından 36 yıl sonradır. Yani 1869 senesinde. 400 bin altın sermayeli 'İstanbul Tramvay Şirketi', zamanında halka açılan ve hisse senedi çıkaran kuruluşlardandı. İlk önce Galata-Tophane-Beşiktaş-Ortaköy hattı yapıldı. Sonra Eminönü-Sirkeci-Beyazıt-Aksaray. İlavelerle raylı sistemin ulaştığı yerler uzatıldı. Yaşadığımız semt olarak Atikali-Harbiye'yi tercih edenlerdendik. Üsküdar ya da Kadıköy'dekilerle fazla işimiz olmazdı.
...
Atların çektiğini görmedik. Büyüklerimiz anlatırdı. Elektriklilerle büyüdük. Hatta bunlarla ilgili ciltler dolduracak anımız var. İnönü Stadı'na gidiş-gelişlerimizde 'boynuzlu götürgeç'ten yararlanırdık. Kaçırma şansımız yoktu. Arkadan, elektrik telleriyle bağlantıyı sağlayan çelik halatı çektik mi, hareket edemezdi. Sürücü -vatman- ile biletçinin küfür yağmuru altında içeri dalardık. Bu konuda en acı anımızsa Bilgin adlı arkadaşımızın başına gelendi. Teli yakalama operasyonunda bir anlık hata ile rayla demir tekerleklerin arasına düştü. Bir kolunu kaybetti. Yıllar yılı Karaköy'deki iskelede gazete-dergi bayiliği yaptı. Fırtına sonucu sulara gömülen dubalardan sonra onunla irtibatımız kesildi. En zevkli yanımızsa, bayramlar başta, özel günlerde tekerleklerin geçeceği yerlere mantar yerleştirmekti. 'Pat pat'lar mekanik seslere karışır, bizler de alkışlardık.

UTANMAZ ADAM
Mizah yazarlarımızın esin kaynağı olan tramvaydan epey malzeme çıkardı. Hafızalara yer eden çarpıcı örnek Oğuz Aral'ın 'Utanmaz Adam'ıdır. İlk karesi, bu toplu taşıma aracındandır. Bomboş bir telli götürgeçte fıstık gibi bayan vardır. Tam arkasında ona dayanmış Utanmaz Adam. Bir yandan, kimse varmış gibi bağırmakta;
- Hoop, itmeyelim beyler!
Meslektaşımız Erkan Yiğit, babası Haydar'ın ustalığıyla övünürdü; 'Kar yağarken, Şişhane Yokuşu'nu kum dökülmeden çıkar.' Ona, 'Vay, Vatman Haydar'ın oğlu' diye takılırdık.
...
Bu taşıma araçlarının altın dönemi İkinci Dünya Savaşı yıllarıdır. Lastik, benzin yokluğunda şehir içi nakliyatı tamamen yüklenmişlerdi. İşletildiği ilk yıllarda övülen hızı sonraları az bulunarak, idam fermanları haline getirildi. Önce Avrupa yakasındakiler, daha sonra Anadolu tarafındakiler devre dışı bırakıldı. Yüz yıla yakın hizmetleri, gösteri turlarına kadar minimize edildi. Gördüğünüz gibi anıları, eski filmler, roman ve hikayelerle sınırlı kaldı. Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın öyküleri bu konuda rekortmendir. Çan sesleri, zincir şıkırtıları artık işitilmiyor.

Madenler için yapıldı
Madenlerde, özellikle kömür taşımak için geliştirilen tramvaylar İngiliz buluşudur. Teknik ilavelerle yeryüzüne çıkarıldı. Daha sonra kentlerin ana taşıtı konumuna geçti. Atlar, katırlardan güç alma, yerini elektriğe terk etti. Daha sonraları, yine boynuzuyla iletkenden yararlanılan troleybüsler de aynı aracın daha modernize edilmişiydi.

HAFTANIN DEYİMİ
Emmi düzlükten sür!
Eski dönemlerde köylünün biri, yelkenli gemiyle İstanbul'a yola çıkmış. Seyahat sırasında fırtına patlamış. Tekne, bir dalgadan diğerine ceviz kabuğu gibi savrulmaya başlamış. Bizimkinin başı dönüp, midesi bulanmış. Yığıldığı köşede başlamış kaptana bağırmaya:
- Emmi düzlükten sür, düzlükten.
...
Bu deyim, bilir-bilmez her işe burnunu sokanların durumunu anlatmak için kullanılır.

ÖZLÜ SÖZLER
Dertli bir adamın tereddüt ve dumanla dolu gönül evi vardır. Derdini dinlersen o evde bir pencere açmış olursun.
MEVLANA

Elde edilemeyen bütün mutluluklar, hayalden ibarettir.
FONTENELLE

Tüm dünyada aradıktan sonra, mutluluğun yanı başımızda olduğunu fark ederiz.
VOLTAİRE

Büyük mutsuzluklar, yokluktan değil, çokluktan kaynaklanıyor.
TOLSTOY