AKŞAM GAZETESİ | Deniz Gökçe | 2009-11-29
THY uçağı sis nedeni ile uzun bir rötardan sonra kalkıyor ve dolayısı ile Mısır'a yani Kahire'ye tam hava kararmaya başlamışken girebiliyoruz. Dokuz kişilik grubumuzu götüren otobüsün şoförüne, kent içine giden yoldaki trafiğin ve tabii İstanbul trafiğini fersah fersah aşan, çılgın kornalı ve tamamen kuralsız yaklaşımın normal olup olmadığını soruyoruz, 'Bugünkü trafik hafif bile!' cevabını alıyoruz.
Çocukluk yıllarından beri hep gitmek istediğim Mısır'a, sonunda elli yıl gecikme ile ve bayram günlerinden faydalanarak varmış bulunuyorum. Halbuki Mısır Türkiye'ye ne kadar yakın! Nedense Dubai'ye veya Güney Afrika'ya bile gidebilmiştim ama, Mısır'a neden hiç gidememiştim acaba?
Havaalanından turist otellerin bulunduğu şehir merkezindeki Nil Nehri bölgesine geldiğimizde insanın gözlerini kamaştıran 'İstanbul Boğazı benzeri ' bir manzara karşınıza çıkıyor. Ancak ne kadar yanıltıcı bir ilk intiba! Gece karanlığı, şık turist otelleri ve bol ışık gerçekleri ne kadar çok gizliyor! Tabii sokağa çıktığınız anda gerçekler sizi derhal ısırmaya başlıyor! Tabii bu Türkiye'de de böyle! Tabii, eminim, bizim ülkemize gelen yabancılar da biraz dolaşmaya başlayınca, farklı şeyler düşünmeye başlıyorlardır.
Ertesi sabah uyanıp ilk ziyaretimizi Kahire'nin hemen yakınındaki Sakkara da bulunan Zoser'in Basamaklı Piramidi ve aşağı Mısır yani kuzeyin eski başşehirleri Memphis'teki açık müzeyi ziyaret ederek yapıyoruz. Tabii ki bu ziyaret için 23 milyon nüfuslu Kahire'nin, Nil kenarı turist otelleri bölgesinden çıkıp gerçek Mısır'a ulaşıyoruz, 'gerçek Mısır'ın acı gerçekleri' önümüze seriliyor. Acı gerçeklerin özeti üç kelime! Pislik, fakirlik ve üzücüdür ki tembellik! Ve tabii yozlaşmış bir kültür! Bugünkü Mısır'ın çöp ve sinekleri ile de böylece tanışmış oluyoruz! Ama biz ekonomiye dönelim !
Mısır 1960'lı yılların başında planlanan ve 1971 yılında 35 milyar dolar masraf sonrası bittiği ilan edilen (gerçeğini bilmiyoruz) Aswan Barajı ve suyu biriktiren Nasser Gölü işletmeye girene kadar hem hayatı Nil Nehri'nden almış hem de bütün sorunlarının kaynağı Nil Nehri olmuş. (Barajın bir diğer sonucu da timsahların barajdan bu tarafa geçememesi! Bu da iyi herhalde!) Baraj sonrası Mısır ise çok daha farklı bir ülke!
Bir kere bugün bile Nil etrafındaki, hem doğuya hem de batıya yayılmış toplam genişliği 30 kilometreyi aşmayan yeşil bir bölge olduğu ve ancak bu bölgenin, tarım yani insanları beslemek için kullanılabildiği , bu arazinin de (kuzeydeki Nil Deltası dahil), ülkenin toplam coğrafi alanının sadece yüzde 3-4 kadarı olduğu ve ülkenin geri kalanının çöl olduğu düşünülmek gerek! Geçmişte Nil her taştığında hem kentsel yaşamı hem de tarımı berbat ettiği için, su ve güneş hem her güzelliğin kaynağı hem de her türlü belanın kaynağı olmuş! Nil Nehri'ni kontrol altına almak bugünkü Mısır ekonomisinin başlangıç dönemi demek!
1974-1981 arasındaki dönem Mısır'ın dışa açılma dönemi! Yani bizim 1980'li yıllardaki Özal döneminde dışa açılma hamlesi yaptığımızı düşünürsek işe bizden önce başlamışlar, ama daha gerideler.
Bugün Mısır dediğimiz bölgede arka planda Milattan 3200 yıl kadar evvel birleşmeye başlamış, oluşmuş ve birleşmiş dev bir kültür var. Tabii tarih binlerce yıl daha fazla geriye gidiyor. Ama ayağınızı Mısır'a attığınız andan itibaren, karşınıza çıkan her türlü tarihin yüzde 90 kadarı, o birleşme dönemi sonrasından kalma.
Bugünkü Mısır kültürü ile o dönemin alakası da pek yok. Bu da Mısır'ın temel çelişkisi! Bugünkü Mısırlılar ile o günkülerin de pek alakası yok. Mısır'ın tarihsel kültürünü milattan önce yaratanlar aslında bugünkü Mısır'ın insanları değil. Bugün pazarlanan Mısır tarihini ve kültürünü üretenler, Nil Afrika'nın göbeğinden Victoria Gölü dolaylarından başladığı için ta Afrika'dan 'Yukarı Nil'den gelmiş' siyahi Afrikalılar ve tabii Asya'dan gelmiş olan Akdeniz insanlarından oluşmuş bir karma. Ama bugünkü Mısır vatandaşlarının yüzde 90 kadarı farklı insanlar. Yarın bu konuya gireceğiz!
Bugünkü Mısır 2008 yılı nominal sayıları ile 162 milyar dolarlık bir GSYİH üretiyor. Dünyada ilk elliye yanaşıyor. 83 milyon da nüfusu var. Türkiye ise ile 70 milyon nüfusa sahip ve IMF verilerine göre 729 milyar dolar bir GSYİH ile on yedinci.
Ancak işi satın alma gücü paritesi ve kişi başına gelire çevirirsek 2008 verileri ile kişi başına 13.139 dolarlık bir ülke (PPP) ve dünyada 61 sırada , Mısır ise 5897 dolar ile 101'inci sırada.
1952 yılında giden, sömürgeci İngilizlerden kalma Kral Faruk, 1952 sonrasında başlayan ve devrimci generaller Necip ve Nasser dönemlerinde süren 'hafif solcu' ithalat ikamesi, korumacılık, millileştirme dönemi ve Rusya'ya yanaşma (Aswan Barajı'nı Ruslar finanse etti ve yaptı) ve bunu takiben de 1967-1973 savaş dönemi acıları, Mısır'ın bacağını tutmuş. 1974 sonrası, özellikle 1981 yılından sonra Hosni Mubarek ile gelen ekonomik normalleşme, ama sosyal ve siyasi sıkılaştırma, bugün gözlemlenen ekonomik hamlenin temelini oluşturuyor! Üzücüdür ama bugün Mısır nüfusunun yüzde 40 kadarı da mutlak fakirlik yaşamakta, beslenememekte!
Yarın devam edeceğiz!