AKŞAM GAZETESİ | Utku Çakırözer | 2009-11-29

kategori2

Minare referandumu ve Türkiye

İsviçre'de bugün kritik bir halkoylaması var. İsviçre halkı, ülkede minarelerin yasaklanmasını öngören bir kararı oylayacak.
İsviçre yasalarına göre 100 bin imza toplayarak her konu referanduma sunulabiliyor. İktidar ortağı konumundaki sağcı İsviçre Halk Partisi (SVP) minarelerin dini gerekliliği olmadığını ve siyasal İslam'ın iktidar talebini temsil ettiğini öne sürerek yasaklanmaları için imza topladı ve referandum kararı aldırdı. Ülkede aslında sadece 4 minare var. Ama SVP ve öneriyi destekleyen sağ partilerin amacı, Avrupa genelinde yükselişte olan yabancı düşmanlığını ve İslam paranoyasını oya çevirebilmek.

Yasak yanlıları füze şeklinde minareler ve çarşaflı bir kadını yan yana gösteren afişlerle  propaganda yaparken, sosyalistler ve yeşillerin başını çektiği karşı cephe ise minare ve kilise çatılarının yan yana yer aldığı üzerinde 'gökyüzü hepimize yeter' yazlı afişlerle karşı çıkıyor.
Anketlere göre minarelerin yasaklanmasını isteyenlerin oranı yüzde 35, yasağa karşı çıkanların oranı ise yüzde 53 civarında. Nihai sonucu İsviçre halkının referanduma katılım oranı belirleyecek. Sağ partiler taraftarlarını mobilize ederek sandık başına götürürken, karşı cephenin oy kullanmak için ne ölçüde istekli olacağı merak ediliyor.
Minarelere yasak getirilmesi önerisi reddedilirse sorun yok. Ancak kabul edilmesi halinde İsviçre'de 'çok kültürlülük' darbe yiyecek. Yasaklama kararının, karikatür krizinde olduğu gibi dalga dalga tüm dünyayı etkilemesinden endişe ediliyor. İsviçre hükümeti ülkede radikalizmin yayılmasından, iş dünyası ise İsviçre ürünlerine yönelik boykot kararlarından ve Arap zenginlerinin paralarını İsviçre bankalarından çekmesinden kaygı duyuyor.

ANKARA SESSİZ
Oylamanın bizce önemli yanı ise Türkiye'nin dikkat çekici 'sessizliği'. İsviçre'deki 300 bin Müslüman'ın üçte biri Türk kökenli. Onların yaşamını da etkileyebilecek bir gerginlik olasılığı Ankara'yı kaygılandırıyor.
Başbakan Recep Tayip Erdoğan ve hükümet bugüne kadar istisnasız her uluslararası tartışmada İslam dünyasının bayraktarlığını yaptı. Danimarka'da yayınlanan Hz. Muhammed'i hedef alan karikatürler nedeniyle yaşanan krizin ardından Türkiye, Danimarka Başbakanı Anders Fogh Rasmussen'in NATO Genel Sekreterliği'ni engellemek için uzun süre veto kartını oynadı.
İsrail'in Gazze Operasyonu'na Arap dünyasında gösterilemeyen tepkiyi yine Başbakan Erdoğan gösterdi. Erdoğan'ı İslam dünyasının en popüler lideri haline getiren bu çıkışlar, ABD'de ve Batı'da 'Türkiye eksen mi değiştiriyor' tartışmalarının da ana   kaynağı oldu.
Ancak minare referandumu tartışmaları boyunca Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanlığı en ufak bir değerlendirme dahi yapmadı. Bunun ardında 'bilinçli' bir strateji yatıyor.
İsviçre hükümeti referanduma karar verilmesinin hemen ardından yaptığı değerlendirmede, göstereceği tepkiyle oylamanın kaderini etkileyebilecek başkentlerin başına Ankara'yı koymuş. Ankara Büyükelçileri Raimund Kunz da haftalardır Başbakan Erdoğan'ın yakın danışmanları, Dışişleri Bakanlığı üst yönetimi, Diyanet İşleri Başkanlığı ve İslamcı çizgideki basın-yayın organlarının önemli yazarlarıyla görüştü. Kunz, Türkiye'nin sandığa gidecek İsviçrelileri provoke edebilecek sert tepki vermesini engellemeye çalıştı. Bu çabasında da başarıya ulaşmış durumda.  
Dışişleri Bakanlığı'nda yapılan değerlendirmelerde de, Başbakan ya da hükümetin oylama öncesinde yapacağı bir çıkışın referandum sonucunu değiştrebileceği ve bu nedenle oylama bitene kadar sessiz kalınması görüşü ön plana çıkıyor. Başbakan Erdoğan da şimdilik bu değerlendirmeyi paylaşmış gözüküyor.
 Umarız Ankara ve Bern'in izlediği bu strateji olumlu sonuç getirir. Ama bu akşam İsviçre'den minarelerin yasaklandığı yönünde bir haber gelirse, Ankara'nın geçmiş politikaları açısından şaşırtıcı bu sessizliğin devam etmeyeceğini söylemek kehanet sayılmamalı.