AKŞAM | PAZAR | 29 KASIM 2009, PAZAR

Bu kursta Mr. and Mrs. Brown yok!

Yıllarca İngilizce kursuna gidip tek cümle İngilizce konuşamayanlar, 'Yabancı dile karşı yeteneğim yok' ya da 'Gramerim iyi ama kendimi ifade edemiyorum' diyenler... Tüm bildiklerinizi unutun. Çünkü beş günde İngilizce öğrenmek 'casuslara özel' bir program sayesinde artık hayal değil!
Belki yıllarca İngilizce kursuna gittiniz ve az da kulak dolgunluğunuz oldu, belki de zaten iyi bir İngilizce gramere sahipsiniz. Bunların hiçbirinin önemi yok artık. Çünkü kullanılmayan İngilizce bilgisi, İngilizce bildiğiniz anlamına gelmiyor. 2001'den bu yana ülkemizde olan bir eğitim metodu var ki, yıllarca bildiğinizi zannettiğiniz pek çok şeyi size sadece beş günde öğretiyor. Alta Eğitim Hizmetleri'nin 'Beş Günde İngilizce' sloganıyla gerçekleştirdiği eğitimler, gerçekten de beş günün sonunda katılımcıları 550 kelimeyle kendilerini ifade edebilecekleri şekilde eğitim veriyor. Bu eğitimi kursa başlamak gibi düşünmemek gerekiyor. Çünkü siz adeta İngiliz eğitmenlerle bir kampa giriyorsunuz. Önce sizinle konuşup İngilizce seviyenizi belirliyorlar. Sonra da size uygun birkaç kişiyi daha ekleyip üç-dört kişilik sınıflar oluşturuyorlar. Merkezde Türkçe konuşmak yasak! Tuvaletiniz de gelse, sigara molası da isteseniz, susasanız da bunu İngilizce olarak ifade etmeniz gerekiyor. Beş günde İngilizce konuşmanın mümkün olup olamayacağı başta kafamızı karıştırsa da merkezi ziyaret edip sorularımıza yanıt aradık. Şirketin sahibi Fırat Cem Utku ile programın içeriğini konuştuk.

- Biraz eğitimin içeriğinden bahsedelim mi?
Biz bu programı 2001'de Almanya'daki Maximillian Üniversitesi'nin yaptığı bir araştırma sonucunda keşfettik. Üniversitenin dekanı Prof. Heinz Mandl'ın yaptığı araştırmada iki denek grup belirleniyor. İlk grup bir buçuk yıl boyunca klasik bir eğitim alıyor. Diğer grup bizim eğitimi alıyor. Kısa süreli bu eğitimi alanların daha iyi sonuç verdiği görülüyor. Ve bu metot o yıl Almanya'da inanılmaz talep görüyor. 1960'lı yıllarda Bulgaristan'da bir bilim adamı keşfediyor. Ama o dönemde casus yetiştirmek için kullanmışlar. Bu anlamda gizli tutulmuş. Berlin Duvarı'nın yıkılmasıyla Almanya başta olmak üzere Avrupa'ya yayılmış.  

- İnsanlar yıllarca İngilizce öğrenmek için kurslara gitti ve siz beş günde öğrettiğinizi söylüyorsunuz...
Kendimizi sadece yetişkinlere yönelik bir program üzerine konumlandırdık. Yaptığımız şeyin özü 15 farklı eğitimin harmanlanmış ve düzene oturtulmuş hali. Sonuçları da çok etkili. Bizim isteğimiz beş gün içinde Türkçe ile ilgili tüm konulardan soyutlanmanız ve size özel terzi metoduyla hazırlanmış bu eğitimi almanız. 

- Nasıl 550 kelime konuşur hale geliyor insanlar?
Üç temel gramer yapısında 'Dün bunu yapıyordum', 'Şimdi bunu yapıyorum', 'Yarın bunu yapacağım' gibi İngilizce iletişim kurabiliyorlar. Söylenenleri anlayabiliyorlar. En önemlisi de korku ve hata yapma endişeleri ortadan kalkıyor. Ara yok, kahve içmek ya da tuvalete gitmek istiyorsanız bunu İngilizce dile getiriyorsunuz. Bu, beyin aktivitenizi ve algınızı değiştiriyor. O zaman gerçek kapasiteniz ortaya çıkıyor. Aslında insanların kapasitesi çok yüksek. Biz, yanlış eğitim metotlarından dolayı bunu kapatıyoruz. 

- Az İngilizce bilenlere nasıl bir teknik uygulanıyor?
Genelde 'Ben orta düzeyde İngilizce biliyorum' derler. Bu büyük bir hata. Kimse o düzeyde değildir. Belki grameriniz iyidir ama konuşma, gramer ve anlama seviyeleri birbirinden farklıdır. Biz bunları keşfediyoruz. Kişinin İngilizce seviyesini anlayıp onu nereye taşıyabileceğimizi buluyoruz. Bunun arasını nasıl dolduracağımızı size özel müfredat belirliyor. Yani aslında ders yapısını siz oluşturuyorsunuz.  8 yıldır hiçbir sınıfın ders programı aynı olmadı. 

- Hiç İngilizce bilmemek daha mı iyi?
Bizim için önemli olan buradan ayrılırken sizin İngilizce konuşabiliyor olmanız. Hangi seviyede konuşabileceğiniz gelmeden önceki seviyenize bağlı. Hiç bilmiyorsanız biz sizi mutlaka 550 kelime ve temel gramer yapılarıyla anlaşabileceğiniz İngilizce'yle buradan çıkartıyoruz. Hiç İngilizce bilmeyen biri 'Ben Sultanahmet'e gidiyorum, Ayasofya'yı gezdim, çok beğendim. Kahve içtim. Saat kaç? Siz bu kazağı ne kadara aldınız? Yarın benimle toplantı yapar mısınız?' gibi cümleler kurarken bir başkası da 'Ben dün Ayasofya'ya gittiğimde tarihi bir gezi yaparken kazak ticareti yapan Avustralyalı biriyle tanıştım ve onunla yarın toplantı yapmak üzere sözleştik' gibi bir cümle kurabiliyor. Bu tamamen kişinin seviyesine bağlı.

KATILIMCILAR NE DİYOR?
Murat Kartalkaya: Ne görsem İngilizce'ye çevirmeye çalışıyorum. Konuşmaya zorluyor bu eğitim programı. Diğer kurslarda bir-iki saatte eğitim bitiyor ama burada tam gün İngilizce'nin içerisindesiniz. Sekiz saat İngilizce düşünmeye ve konuşmaya zorluyor bu sistem.

Nurettin Sezer: Eğitmenimizle sürekli birlikte olduğumuz için İngilizce konuşmaya çalışıyoruz. Birbirimizi dinleyerek, anlayarak ve hatalarımızı düzelterek bir şeyler öğreniyoruz. Burada çalışanlar bana ilk gün ile üçüncü gün arasında bile inanılmaz bir değişim gördüklerini söylediler.

Halil İnleyen: Burada o kadar konuşuyoruz ki buradan çıktıktan sonra da İngilizce'nin hayatımda devam ettiğini görüyorum. Büyük bir alışkanlık yapıyor. Belki beynimize çip takılmıyor ama büyük şeyler kattığını söyleyebilirim en çok da cesaret.

EKİN TÜRKANTOS-ekin.turkantos@aksam.com.tr

 

  • Diğer Haberler

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3