İsmail Küçükkaya ismail.kucukkaya@aksam.com.tr

kategori2

Diplomasinin tehlikeli sularında

İç siyasetle diplomasinin birbirini bu kadar belirlediği çok az dönem yaşanır. Karşılıklı etkileyicilik doruk noktasında. 
Bu, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin global düzlemde kendisini nasıl konumladığı ile yakından alakalı.
AKP 'içeride', bir kontrol mekanizması dahilinde 'sistem muhalifi' iktidar görünümü verdi. Bu biraz tercih, biraz da zorunluluktan kaynaklandı. 
'Kurulu yapı' ise AKP'yi, kendisi için bir ölçüde 'tehdit algısı' içinde değerlendirdi.
Zaman içinde bu gerginlik, iktidar partisinin 'meşruiyet sorunu' olarak şekil değiştirdi. 
Bu handikabı aşmak için iktidar partisi içeride 'statüko kırıcı' yaklaşımlar sergilemeye çalıştı. Böylece Türkiye'nin siyasal iktidarı, üst üste seçimler kazansa da aşamadığı meşruiyet sorununun üstesinden, dış destekle gelmeye çalıştı.
AB ile sürdürülen müzakerelerin demokratikleşme adımlarını, 'ülke ve kendisi için can simidi' olarak gördü.
ABD ile yakın ilişkileri ise demokrasi karşıtı girişimlere bir çeşit güvence olarak ele aldı. 
Sanırım 'ABD'nin izni alınmadan darbe olmaz' söylemi hep akıllarındaydı.
Kuşkusuz dış politikayı 'sadece bu iç denge arayışlarının uzantısı' olarak görmek dar bakışlılık olurdu.
Ana parametrelerden birisi bu olsa da elbette ayrıca parti programlarındaki iddialı dış politika hedeflerini unutamayız. 
Çok parçalı puzzle birleştirildiğinde Kıbrıs'tan Ermenistan'a, Suriye'den Irak'a, AB'den ABD'ye, oradan İran'a, Rusya'dan Yunanistan'a kadar diplomasi ajandasındaki tüm dosyalarda 'geleneksel çizgiden farklı politikalar' izlediler. Elbette 'Ortadoğu sorunu ve küresel konu' olan Kürt açılımını, hem iç hem de dış siyaset başlıklarında listeye eklemeliyiz.
Peki bu ince buz tabakası üzerinde dans etmek kolay mı?
Hayır. Başbakan'ın 'riskleri göze alıyoruz' demesi boşuna değil. 'Hain damgası' yiyorlar, buna isyan ediyorlar. Gazeteci olarak, şahit olduğum iki güncel olayın yarattığı hassasiyeti anlatarak 'diplomasinin mayınlı arazisindeki tehlikelere' işaret etmek istiyorum.

DAĞLIK KARABAĞ GERÇEĞİ...
Bir süre önce Bakü'ye giden arkadaşlarımız çok güzel bir dosya hazırlamışlar, şehitliğe bayrağımızın yeniden çekilmesine şahit olmuşlardı. Dizimiz büyük ilgi gördü. O çok konuşulan ama hakkında kimsenin esaslı bir şey söylemediği 'Dağlık Karabağ'da neler oluyor' merakıyla Nagehan Alçı yollara düştü. Bir haftadır 'işgal altındaki Dağlık Karabağ'daydı. Dün kendisi de yazdı, orada bir televizyon kanalına söyledikleri çarpıtılınca küçük bir kriz yaşadık. Azerbaycan Dışişleri açıklama yaptı, Azeri Büyükelçiliği bizimle görüştü...
Ben de, Azeri Devlet Haber Ajansı'na bir açıklama yaptım, Dağlık Karabağ'ın bizim için ne anlama geldiğini söyledim. Azeri gazetelerinde yayımlandı. Bizim Dışişleri'nden bana 'çok iyi yaptınız' diyerek teşekkür geldi.
Yanlış anlama giderildi ama bir resmi yetkilinin değil, bir gazetecinin söylediklerinin bile ne kadar tepki toplayabileceğini bir kez daha gördük. Üstelik o sözler, gazetecinin kendi ülkesinde, kendi gazetesinde yayımlanmamış olsa da... Hem de doğru olmasa da...
Bunu hiç yadırgamıyorum. İnsanların ve toplumların kutsalları önemlidir. Semboller çağındayız. Onlara yönelik hiçbir yaralayıcı açıklamada bulunamazsınız. Karikatür krizini hatırlayın. Küresel köye dönüşen dünyada, çok uzak bölgelerde söylediğiniz, bazen söylemediğiniz bile bumerang etkisi yapabilir. Ama iyi kriz yönetimi uygularsanız, üstesinden gelirsiniz.

SESSİZ SEDASIZ İSRAİL-TÜRKİYE TATBİKATI...
Bir süre önce Dışişleri Bakanlığı'nın üst düzey yetkililerinden birisine İsrail'le gerilen ilişkileri sormuştum. Detaylı açıklamalar yapmıştı. Karşılıklı yanlış anlamaları ve gizli yürütülen kimi temasları da anlatmış, 'Yakında Türkiye-İsrail-Ürdün arasında ortak arama kurtarma tatbikatı yapılacak' bilgisini vermişti. Kaynağımın ismiyle yazamadım, arkadaşlara aktardım, diğer kaynaklardan teyit edip haber yapmalarını rica ettim. Bizim Ankara büromuz dış politika ve savunma alanında çok uzman isimlerden oluşur. Çok güçlüdür. Buna rağmen ne savunma muhabirimiz ne diplomasi muhabirimiz ne hariciye koridorlarına çok hakim Ankara Temsilcimiz ne de ben bir başka kaynaktan o bilgiye ulaşabildik. Haberi yapamadık. Aradan 3 hafta geçti. Tatbikat, Ankara'nın Gölbaşı İlçesi'ndeki Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda gerçekleştirilmiş. Muhabirimiz, basın bilgilendirme toplantısında Genelkurmay yetkililerine bunu sormuş ve 6 Kasım'da 'evet yapıldı' cevabını almış. Tatbikat sessiz sedasız bitirilmiş. Bunun haberi de Zaman gazetesinin internet sitesinde yayımlandı. Ben de önceki gün Fransız Haber Ajansı'nın geçtiği haberi gördüm. Demek ki diplomatik ve askeri kaynaklar tıpkı siyasiler gibi bu önemli gelişmeyi bir sır gibi saklamayı başardılar. NATO Tatbikatı'ndan İsrail'in çıkarılmasının ardından bu gelişmenin duyurulmasını istememiş olmalılar. Çünkü bu tatbikatın yapılmasının iç siyasi hesaplar açısından bir anlamı ve değeri var.
Dış politikanın ne kadar riskli bir coğrafya olduğu, her deneyimde biraz daha iyi anlaşılıyor.

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3