Deniz Ülke Arıboğan deniz.ulke@aksam.com.tr

kategori2

Kadınlara da demokratik açılım istiyoruz

Kadınların, üzerlerinde suşi servisi yapılan tabaklar haline geldiği bir ülkede, haklar, özgürlükler, eşitlik ve güvenlik gibi konulardan söz etmek garip kaçabilir. Lakin yine de iki çift laf etmekten kendimi alıkoyamadım. Esasen son günlerin moda trendi olan “kadın üstü suşi” servisinin mucidi Japonlar, ama bunun bizim “pilav üstü döner” formatına uyarlanması Müslüm babamıza kısmet olmuş. Afiyet olsun, biz kadınlar size hayırlı iğrençlikler dileriz!
 Suşiler sizin olsun, gelin bu tabak kısmına ne haller olmuş biraz ona bakalım. Durum pek içaçıcı değil. Adalet Bakanlığı’ndan alınan son verilere göre ülkemizde son 7 ayda öldürülen kadın sayısı 973. Bu öldürmelerin çoğu namusu koruma amaçlı. Erkeklere her türlü namussuzluğunun mubah olduğu, rüşvet, hırsızlık, hortum, cunta, özel hayat dahil her alanda namuslunun salak yerine konduğu bir ortamda, kadınlara yönelik saldırıların artması normal karşılanıyor. Rakamlara göre son 7 yılda cinayete kurban giden kadın sayısının yüzde 1400 artması pek de ciddi bir sorun olarak algılanmıyor. Her gün daha fazla kadınımızın cezalandırılmayı hak ettiğine inanılıyor, onaylanıyor; sineye çekiliyor. Babalar, ağabeyler, amcalar, kocalar el birliği ile “kadın temizleme faaliyetlerini” sürdürüyorlar.
Ben de İçişleri Bakanımız Beşir Atalay’a buradan bir çağrıda bulunmak istiyorum; çok boyutlu bir “kadın açılımı istiyoruz”. Madem ezilene, haksız hukuksuzluğa maruz bırakılana el uzatmaya niyet ediyorsunuz, gelin bu sorunla da yüzleşin. Bu konu sanıldığının aksine yalnızca kadın ve aileden sorumlu Devlet Bakanı Selma Kavaf’ın değil, birçok yönüyle tam da sizin yetki alanınıza giren bir konu. Zira “ölü kadınlar konusu” bir güvenlik meselesi ve bir var olma mücadelesi. Üstelik demokratik açılım süreci ile de yakından ilgisi var. Nasıl mı?
Demokratikleşme süreci yalnızca insanın devlet karşısındaki pozisyonunu güçlendiren ve devlet aygıtının ceberut müdahaleleri ile ezilmesini engelleyen bir açılım değil, aynı zamanda insanı insana karşı koruyan bir eşitleme mekanizmasıdır. Bu bakımdan zayıf olanı, az olanı, sömürüleni, eziyet göreni diğerine karşı korumaya alması kaçınılmazdır. Gerçek bir demokraside etnik, dinsel, dilsel ayrımcılık yapılamayacağı gibi, cinsiyet ayrımcılığı da yapılamaz. Bakın demokratikleşen Türkiye’de rakamlar ne söylüyor...
UNDP Cinsiyete Dayalı Gelişme Endeksi verilerine göre cinsiyet ayrımcılığında Türkiye 109 ülke arasında 101. sırada.
Dünya Ekonomik Forumu’nun 2009 Cinsiyet Uçurumu Raporu’nda ise Türkiye kadın-erkek eşitliğinde 134 ülkelik listede 129. sırada bulunuyor.
Kadına yönelik şiddet sıralamasında da yerimiz şahane sayılabilir; 128 ülke arasında 121.sıra.
BM’ye göre dünyada her yıl töre nedeniyle işlenen cinayetlerin %20’den fazlası ülkemizde işleniyor.
Kadınların dayak yemesi ise son derece sıradan; bölgelere göre %30 ila %70 arasında değişen bir oranla kadınlar kocalarından ya da partnerlerinden dayak yiyor.
Bu rakamlar gösteriyor ki, erkeklerimiz dünyanın diğer bölgelerindeki erkeklere göre çok daha acımasız, saygısız, kötü kalpli ve ruhsal açıdan problemli. Üstelik yaptıkları şeyden rahatsız olmadıkları gibi birbirlerini de destekliyorlar.
Bu açıdan demokratik açılım paketinin içerisinde mutlaka kadın sorununa çözümlerin de bulunması ve gerek bölgesel gerekse Türkiye genelinde önlemler alınması şart.
Pakistan ya da Ermenistan kadar olsak bile aşama yapmış olacağız, iyi mi?

Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3