Deniz Gökçe deniz.gokce@aksam.com.tr

kategori2

Bugünkü Mısır kültürel bir 'çorba'

Mısır'ın tarihi aslında çok bilinmiyor! Ancak bilinmesi ve unutulmaması gereken, Milattan 3200 yıl kadar önce başlayarak kabaca 3000 yıl kadar Yukarı Mısır (Aswan tarafı) ve Aşağı Mısır (Nil Deltası tarafı) hem de 'çok tanrılı dinler' çerçevesinde, birleşmiş bir toplum olarak yaşayabilmiş. Bölünme bu dönemden sonra başlıyor.  
Milattan Önce 341 tarihinde Persler sonra sırası ile Yunan, Roma, Bizans tarafından işgal geliyor, bütün dinler, Hıristiyanlık, Musevilik ve Müslümanlık, Mısır'ı etkisi altına alıyor. Her gelen eski bir takım tarihi şeyleri kendi inançları çerçevesinde alenen tahrip ederken, Mısır toplumu da sürekli bölünüyor, farklılaşıyor, değişiyor ve şaşırıyor! Böylece Büyük İskender'den Napoleon Bonaparte'a kadar her 'büyük' Mısır'dan geçmiş ve parmağını sokmuş, etkilemiş, karıştırmış! Son gelen Araplar, yedinci yüzyılda Müslümanlığı Mısır'a taşıyor ve Arapça dili resmi ve konuşulan dil haline geliyor. 1250 yılında yerel askeri güç Memluklar idareyi ele geçiriyor ve 1517 yılında Osmanlı işgaline kadar Mısır'ı yönetiyor. Osmanlı zayıfladıkça ve özellikle de 1869 yılında Süveyş Kanalı'nın açılışından sonra, İngiltere 1882 yılında Mısır'ı kontrol altına alıyor. Halbuki Osmanlı ile Mısır ilişkisi 1914 yılına kadar  devam ediyor. Mısır 1922 yılında İngilizler'den ve Osmanlı'dan bağımsızlığını ilan ediyor. İngilizler tarafından 'uzaktan kumanda' altındaki son Kral Faruk yönetimindeki monarşiden ise ancak 1952 yılında kurtulabiliyor. 
1952 yılındaki darbede Kral Faruk giderken, önce General Necip, sonra da 1954 yılında General Naser işbaşına geliyor. Burada Naser tarafından gündeme getirilen Pan Arab birliği kavramı çerçevesinde Suriye ile Mısır tek devlet haline bile geliyor. İsrail ile kavga ve savaşlar da gündeme geliyor. Mısır'ın Süveyş Kanalı'ndan sonraki yani ikinci büyük projesi olan Aswan Barajı'nın finansman sorunları, Mısır'ı Batı'dan ve ABD'den kopartıp, Sovyetlerin, yani farklı da olsa bir diğer ideolojinin etki alanına da sokuyor. Süveyş Kanalı 160 kilometrelik suni bir kanal ve 1869 yılında yapıldığında 9 metre derinliği ve 30 metre eni varmış. Fransız C.H. de Rouvray ve Comte de Saint Simon tarafından düşünülen kanal, Osmanlı döneminde Muhammed Said Paşa ile Fransız Ferdinand de Lesseps   tarafından gerçekleştiriliyor ama maliyeti Mısır Hükümeti ve insanları ödüyor. Çok kar eden kanalın yönetimi ise, 87 yıl boyunca Fransız ve İngiliz çıkarlarına hizmet eden bir şirkete veriliyor. Kanal bugün yılda dört milyar dolara yakın gelir getiriyor. General Naser, Süveyş Kanalı'nın devletleştirilmesini, Batı ülkeleri, Aswan Barajı projesini finanse etmeyince, 1956 yılında gerçekleştiriyor. Bu da Fransa ve  İngiltere tarafından kışkırtılan İsrail ile 1956 savaşını getiriyor. Aswan Barajı ise 1.5 milyar dolarlık bir proje olarak 1961 yılında başlıyor. Bugün yapılan hesaplarda, tam gerçek bilinmese de, maliyetin kümülatif 35 milyar dolara ulaştığı düşünülüyor.
Mısır 1922 yılında bağımsız olduğunda, işbaşında Sultan Faud var. 1936 yılında Faud ölüyor ve oğlu Faruk 16 yaşında başa geçiyor. 1939 yılında 19 yaşındaki Kral Faruk kendini Halife ve tüm Müslümanların başı ilan ediyor! 1948 yılında İsrail kuruluyor ve İsrail-Arap kavgası da derhal başlıyor. Mısır'da Başbakan M.Fatimy Müslüman Kardeşler örgütü tarafından öldürülüyor. Örgütün lideri Hassan el Banna da karşı tarafça katlediliyor. 1951 yılında İngilizlere karşı isyanlar Mısır'ı karıştırıyor, Başbakan Ali Mahir görevden alınıyor.1952 yılında yapılan darbe ile General Necip işbaşına gelirken Krallık bitiyor. 1954 yılında ise General Naser, General Necip'in yerine geçiyor. Müslüman kardeşler General Naser'ı öldürme girişimi yapıyorlar ama tersine Naser tüm kontrolu eline geçiriyor. Müslümanlık resmi devlet dini oluyor. 1964 yılında Naser'in desteği ile FKÖ Ahmet Shukeiri tarafından kuruluyor, 1969 yılında ise Y. Arafat örgütün lideri oluyor. 1967 yılında ise İsrail savaşta elde ettiği topraklarıBirleşmiş Milletler baskısı sonrası iade ediyor. Ancak İsrail-Mısır barışı sonunda  1978 yılında imzalanan Camp David Anlaşması ile gerçekleşiyor. Bu sulhun faturası ise A.Sedat'ın öldürülmesi oluyor.
Böylece bugünün Mısır kültürü tam bir 'çorba' ve her kişi farklı kültür, siyaset, din, ırk ve dilin karma etkisi altında. Bugünkü hakim kültür tam bir erozyon kültürü! Mısırda doğurganlık oranı 2.6 civarında. Bu oran 2.1 üzerinde olduğu zaman  nüfus da hızla artıyor, kültür, ekonomik gelişme ve kent hayatı da fena halde zorlanıyor.
Ancak tabii her gelen Mısır ve tarihinden bir şeyler yürüterek gitmiş. Özellikle de Batılılar. 1800'lü yıllarda Mısır'da yaşayan, çoğunluğu konsolos ve elçilik mensubu kişiler antik değeri olan tarihi şeyleri toplamışlar. Mısır'daki Hidiv Paşalar da onlara bol bol hediye ve izin vermişler. Böylece birçok kıymetli tarihi eser yurtdışına çıkmış. Bu tarihi kıymetler Avrupada Torino, Paris, Londra ve Berlin'deki müzelere de satılmış. 1855 yılında Mısır'a gelen Avusturyalı Arşidük Maximilian bazı kıymetli şeyleri talep edince Hidiv Abbas Paşa kendisine tüm istediklerini veriyor ve bu nedenle de ilk orijinal Kahire Müzesi Viyana'da kurulmuş. Ancak 1858 yılında Mısır'a gelen Fransız August Mariette 1863 yılında ilk müzenin açılmasını sağladığı gibi, 1902 yılında Kahire'de Mısır Müzesi'nin kurulmasına da büyük katkı yapmış. Bugün Kahire'deki ilginç ve tarih zengini müze, büyük çapta onun çabasının sonucu kalan bir miras!

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3