AKŞAM GAZETESİ | Metin Taş-Sezgin Özcan | 2009-12-01

kategori2

Adli tatilde vergi davaları

Yargı mensuplarına yönelik olarak uygulanan adli tatil 1 Ağustos Cumartesi günü başladı. 5 Eylül'e kadar sürecek olan adli tatil süresince nöbetçi mahkemeler görev yapacak.
Çalışmaya ara verme (adli tatil), İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (İYUK) 61. maddesinde düzenlenmiştir. Söz konusu maddeye göre, İdare ve Vergi Mahkemeleri'nin çalışmaya ara verme zamanı, Ağustos ayının 1'inden Eylül ayının 5'ine kadardır.
Dava açma ve yargılama ile ilgili süreler üzerinde etkileri bulunan adli tatili, vergi davaları açısından ele alacağız.

ADLİ TATİLİN VERGİ DAVALARINA ETKİSİ
İYUK'un 8. Maddesi'nin 3. fıkrasında; 'Bu Kanun'da yazılı sürelerin bitmesi çalışmaya ara verme zamanına rastlarsa bu süreler, ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılır' hükmü yer almaktadır. Bu madde hükmüne göre, son günü adli tatile rastlayan süreler tatilin bitiminden itibaren 7 gün uzuyor.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, sürenin herhangi bir gününün değil; 'son gününün' adli tatile rastlaması. Son günü adli tatile rastlamayan süreler açısından adli tatilde geçirilen sürelerin bir etkisi yok.
Bu noktada 5 Eylül tarihinin adli tatile dahil olup olmadığının önemi ortaya çıkıyor. İlk olarak, sürenin son günü 5 Eylül'e rastlarsa ve 5 Eylül adli tatile dahil olarak kabul edilmezse sürenin uzaması söz konusu olmayacak. İkinci olarak, sürenin son gününün adli tatil içinde başka bir güne rastlaması halinde adli tatilin bitimi olarak hangi tarihin esas alınacağı konusu öne çıkıyor.
5 Eylül'ün adli tatile dahil olduğu kabul edilirse son günü adli tatile rastlayan süreler 12 Eylül'e uzayacak; 5 Eylül'ün adli tatile dahil olmadığı kabul edilirse 11 Eylül'e uzayacak. İYUK kapsamında belirlenen süreler 'hak düşürücü' olarak düzenlendiğinden, bu konuda hak kayıpları ortaya çıkabilecektir.

5 EYLÜL TATİLE DAHİL Mİ?
Adli tatili düzenleyen İYUK 61. maddesinde adli tatilin bitişini ifade etmek üzere kullanılan 'eylülün beşine kadar' ifadesi, 5 Eylül gününün adli tatile dahil olup olmadığı konusunda duraksama yaratıyor.
Kanunda yer alan 'e kadar' ifadesi sözcük anlamı olarak bir sınırı ifade eder. Yani, oraya gelindiğinde süre biter. Kanun hükmünün sözel yorumundan böyle bir anlam çıkıyor. Ancak, yeni adli yılın her yıl 6 Eylül'de başlaması nedeniyle idari yargı kolu açısından 5 Eylül'ün de tatile dahil edildiği fiili bir durum ortaya çıkmıştır.
Buna rağmen az da olsa idari yargıda 5 Eylülün tatile dahil olmadığı yönünde kararlara rastlanmaktadır. Örneğin, İdari Dava Daireleri'nin 'adli tatile rastlayan dava açma süresinin son gününün 11 Eylül'de sona ereceğine' ilişkin 06.11.2008 tarih ve E. 2006/3528, K. 2008/1889 sayılı Kararı var.
Bu noktada yapılması gereken, Kanuna '5 Eylül dahil' şeklinde bir parantez içi hüküm eklenmesidir.
Sürenin son günü adli tatile rastlayan vergi davalarına ilişkin tavsiyemiz, son gün beklenmeden davanın açılması.

TAHSİLAT İŞLEMLERİNE KARŞI AÇILAN DAVALARA DİKKAT!
Adli tatilin süre uzatıcı etkisini düzenleyen İYUK 8/3'de 'bu kanunda yazılı süreler' ibaresi yer almaktadır. Bu ibarenin sözel (lafzi) yorumu yapıldığında, düzenlemenin sadece İYUK'ta yazılı olan süreleri ilgilendirdiği anlamı ortaya çıkıyor.
Böyle bir yorum benimsendiğinde, vergi borcunun tahsil edilmesi veya güvenceye alınması kapsamında; ödeme emri, teminat isteme, ihtiyati haciz gibi işlemlere karşı açılacak olan davalarda sürenin uzamasının söz konusu olmayacağı sonucu ortaya çıkıyor.
Bize göre; 'bu kanunda yazılı süreler' ibaresi 6183 sayılı Kanun'da yer alan süreleri de kapsıyor. Kanun koyucu daraltıcı bir amaç gütmüş olsaydı 'bu kanunda açıkça yazılı süreler' ibaresini kullanırdı. İYUK'un 7/1. maddesinde yer alan; 'Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür' hükmünde özel kanunlarda yer alan sürelerden söz edilmektedir. Bu hükme yer verilerek, özel kanunlarda gösterilen süreler İYUK'da 'zımni olarak' yazılı süreler kapsamına girmiş oluyor.
Bu konuda yargı organları tarafından verilen farklı kararlar var. Ayrıca, uzmanlar arasında da görüş ayrılığı bulunuyor. Konunun yasal olarak düzenlenmeye ihtiyacı var. Yasal düzenleme yapılıncaya kadar bu nitelikteki işlemler üzerine açılacak davalarda süre yönünden dikkatli olunması gerekiyor.

En erken ne zaman emekli olabilirim?
- 02.07.1965 doğumluyum. 1996 yılında öğretmeliğe başladım ve aralıksız yaptım. En erken ne zaman emekli olabilirim? Tazminat ve maaşımdaki kesinti ne kadar olur? Nurtop Kaya
Öğretmenliğe başlama tarihini gün ve ay olarak vermemişsiniz. Öğretmenliği devlet okulunda mı yoksa özel okulda mı yapıyorsunuz onu da belirtmemişsiniz. Tazminat ve maaşınızdan ne kadar kesinti olacağına ilişkin sorunuzu da anlayamadık.
Devlet okulunda öğretmenlik yapıyor ve 24.05.1996 tarihinden önce başladıysanız, 20 hizmet yılını ve 52 yaşınızı doldurduğunuzda; sonra başladıysanız 20 hizmet yılını ve 53 yaşınızı doldurduğunuzda Emekli Sandığı'ndan (devredilen) emekli olabilirsiniz.
Özel okulda öğretmenlik yapıyor ve 24.05.1996 tarihinden önce başladıysanız, en az 5825 gün prim ödemiş olmak koşuluyla 20 yıllık hizmet süresini ve 52 yaşınızı doldurduğunuzda; sonra başladıysanız en az 5900 gün prim ödemiş olmak koşuluyla 20 yıllık hizmet süresini ve 53 yaşınızı doldurduğunuzda SSK'dan (devredilen) emekli olabilirsiniz.

İşten ayrılma halinde yıllık izin ücreti
- 14 günlük yıllık izin hakkım var. İznimi çalışırken kullanırsam 14 işgünü içindeki hafta tatilleri de izin süreme ekleniyor. Örneğin izin süreme iki hafta tatili rast gelirse 16 gün izin kullanıyorum ve 16 günlük ücret alıyorum. Yıllık iznimi kullanmadan işten ayrılırsam, kullanmadığım izin süresine ilişkin olarak 14 günlük mü yoksa 16 günlük mü yıllık izin ücreti ödenecek? Ümit Kaya
4857 sayılı İş Kanunu'na göre, işçinin çalışma sürelerine göre belirlenmiş olan yıllık ücretli izin günlerinin hesabında izin süresine rastlayan ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günlerinin izin süresinden sayılmaz, yıllık ücretli izin süresine rastlayan hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri ayrıca ödenir.
Yine İş Kanunu'nda iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücreti, sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden kendisine veya hak sahibine ödenir.
İş sözleşmenin sona ermesi halinde ödenecek izin ücreti, hak kazanılan ve Kanunda belirtilen izin süreleri olduğundan, sadece bu sürelere ilişkin ücret ödenir. Ayrıca hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ödenmez.

AKLINIZDA BULUNSUN
Yurtdışı alacak tahsil edilemezse
Bedelİ tahsil edilemeyen yurtdışı alacak için şüpheli alacak karşılığı ayrılması, ancak yurtdışındaki firmanın mukimi olduğu ülkenin mahkemesinde dava açılması veya icra takibinde bulunulması halinde mümkün.

GÜNÜN SÖZÜ
'Ceza kaldırılabilir; ama suç, insanın içinde sonsuza kadar yaşar.' 
Ovİdİus