AKŞAM GAZETESİ | Metin Taş-Sezgin Özcan | 2009-12-01

kategori2

Sonunda elektrik de çarptı

Haziran ayında gerçekleşen rekor bütçe açığından sonra alınmaya başlanan tedbirler sigaranın ÖTV oranının artırılmasıyla başlamıştı.
Ardından peş peşe pasaport ve sürücü belgesi gibi değerli kağıt bedellerinin ve akaryakıt ürünlerinin ÖTV'si ile lokanta ve otel lokantalarında yenen yemeğin KDV'si artırılıp, şekere de zam yapılınca, biz de 19 Temmuz 2009 tarihli yazımızda 'Bakalım sırada ne var?' diye sormuş ve muhtemel gelişmeleri, 'Bundan sonra ne yapılabilir?' başlığı altında;
'Bazı ürünlerde uygulanan ÖTV indirimine ilişkin sürenin bitiminde bu süre uzatılmaz. Vergi artışlarında yolun sonuna gelindi. Geriye kalıyor kamu tarafından üretilen mal ve hizmetlere zam yapma yolu.
Buna da tatlı bir ürünle (şekerle) başlandı.
Sırada otoyol ve köprü geçiş ücretleri olabilir.
Elektrik çarpabilir.
Yurtdışına çıkış harcı artırılabilir.
Belediyelere genel bütçeden aktarılan pay kısıtlanabilir.
Belediyeler de bunu telafi için kendi ürettikleri mal ve hizmetlere zam yapabilir.' demiştik.
Önce İstanbul Büyükşehir Belediyesi, ardından Ankara Büyükşehir Belediyesi suya zam yaptı.
Son olarak Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahhüt AŞ (TETAŞ)'ın yüzde 21,08 oranındaki zam talebi, 1 Ekim'den geçerli olmak üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) tarafından kabul edildi.
1 Ekim'den itibaren tüketiciye de yüzde 10 oranında yansıması beklenen elektrik zammı en çok 19 TL zam yapılan asgari ücretliyi, 11 TL zam alan işçi emeklisini ve 5 TL zam alan Bağ-Kur emeklisini çarpacak.

Ölüm yardımının  vergisi kişiye göre değişiyor
HİZMET erbabına ana, baba, eş veya çocuğunun ölümü nedeniyle verilen tazminat ve yapılan yardımlar gelir vergisinden müstesna tutulurken; hizmet erbabının kendisinin ölümü halinde, yasal mirasçılara yapılan yardım ve ödenen tazminatlar Gelir Vergisi Kanunu'nun uygulama alanına girmediğinden Veraset ve İntikal Vergisi'ne tabi tutuluyor.

Kimsem yok, nasıl sağlık hizmeti alırım?
EV hanımıyım, hiç kimsem yok. Şu an itibarıyla sağlıktan yararlanmam için ne yapmam gerekir? İsteğe bağlı sigorta ödemeyi düşündüm, fakat primi yüksek olduğu için artık ödeyemiyorum. Bunun dışında bana ne tavsiye edersiniz? Bağ-Kur primi ödeyeyim mi? Duyduğum kadarıyla çiftçi Bağ-Kuru'nun primi daha da düşükmüş. Veya bana ne gibi bir yol gösterirsiniz? F. Der
Çiftçi (tarım) Bağ-Kur sigortalılığı 1 Ekim 2008 tarihinden itibaren kaldırıldı. Tarımsal faaliyette bulunanlar da normal Bağ-Kur sigortalısı sayılıyorlar. Aile içindeki toplam gelirinizin, ailenizdeki kişi başına düşen aylık tutarı asgari ücretin üçte birinden (231 TL'den) az ise Yeşil Kart için başvurup, Yeşil Kart Kanunu kapsamında sağlık hizmeti alabilirsiniz.
Aile içindeki gelirin kişi başına düşen aylık tutarı; asgari ücretin üçte biri ile asgari ücret arasında ise asgari ücretin üçte birinin yüzde 12'si tutarında (27,72 TL); asgari ücret ile asgari ücretin iki katı arasında ise asgari ücretin yüzde 12'si tutarında (83,16 TL); asgari ücretin iki katından fazla ise asgari ücretin iki katının yüzde 12'si tutarında (166,32 TL) genel sağlık sigortası primi ödeyerek genel sağlık hizmeti alabileceksiniz.

Yaşının dolmasını bekleyenler emekli edilecekmiş, doğru mu?
SİGORTALILIK sürem ve prim günüm doldu. Emeklilik için yaşımın dolmasını bekliyorum. Etraftan yeni bir kanun çıkacağına dair söylentiler duydum. Bir sefere mahsus, benim gibi sigortalılık süresini ve prim gününü doldurup yaşını bekleyen sigortalılar emekli edilecekmiş. Aslı var mı, böyle bir yasa tasarısı görüşülüyor mu? Derya Sezgin
Bildiğimiz kadarıyla, TBMM komisyonlarında sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayıp da yaşının dolmasını bekleyenlerin erken emekli edilmesine ilişkin bir yasa tasarısı yok. Olmasına da pek ihtimal vermiyoruz. Zira sosyal güvenlik açıkları bu kadar büyümüş, aktüeryal denge böylesine bozulmuşken, emeklilik yaşı sürekli yükseltilirken, aktif pasif sigortalı dengesini daha da bozacak bir düzenlemenin yapılması mümkün gözükmüyor.

Meliha Abla değil ama Yaman Abi vergiye karşı gibi...
RAHŞAN Gülşan ekonomiyi canlandırmak için Türkiye Reklam Konseyi tarafından hazırlanan 'Alın verin, ekonomiye can verin' spotlarından birinde çiçekçi olarak rol alan Meliha Okur'a takmış, 'Meliha Abla vergiye karşı mı?' diye soruyor.
'...sokakta çiçek satan birini canlandıran Meliha Okur'un rolü, gördüğüm kadarıyla alışverişe belge vermiyor. Dolayısıyla devlete vergi filan vermiyor. O da ekonomiyi hareketlendirmiş oluyor mu? Ekonomi iyileşsin diye vergi vermeyenin de arkasında mıyız?' Vergi dağı altında ezilen maaşlı biri olarak bilmek isterim!' diyor.
Sokakta, parkta, köşe başında seyyar tezgahta ya da elinde sepet çiçek satanlar, Gelir Vergisi Kanunu'nun 9. maddesi kapsamında vergiden muaf esnaf sayılıyor ve belge verme zorunlulukları bulunmuyor. Dolayısıyla Meliha Okur'un alışverişe belge vermemesinde yanlışlık yok.
Ancak Rahşan Gülşan'ın gözünden kaçırdığı veya izleyemediği başka bir şey var.
Akın Öngör'ü simitçi, Deniz Gökçe'yi bakkal, Yaman Törüner'i oyuncakçı olarak izlediğimiz spotlarda, Yaman Törüner sattığı oyuncağın parasını alıyor, ama fişini vermiyor.
Yani sorunun muhatabı Meliha Okur değil, Yaman Törüner.
Rahşan Gülşan'a duyurulur...

GÜNÜN SÖZÜ
'Her zaman doğruyu söyleyin; böylece ne dediğinizi hatırlamak zorunda kalmazsınız.'
Mark Twain