AKŞAM GAZETESİ | Nihal Kemaloğlu | 2009-12-01

kategori2

Kriz galibi devlet kapitalizmi; Çin

Görünen o ki 21. yüzyılı şekillendirecek yapı Asya'dan çıkacak ve dikkatle izlenen ülke ise Çin. 
İkinci Dünya Savaşı'ndan 1970'lere dek ABD'nin tek egemen sonrasında da neoliberalizmin hükmündeki süreç bitti.
Çin modeli devlet kapitalizmi küresel kriz mağdurlarına göz kırparken yeni hegemonik güç olması çok yakın.
Krizden ekonomisini sağlamlaştırarak çıkan Çin, 2009'daki %8'lik büyüme hedefine şimdiden ulaştı.
İlk Asya turuna çıkan Obama, seyahat öncesi verdiği demeçte Çin'den hem ortak hem de rakip olarak bahsetti.
Independent gazetesi ise başyazısında, Çin'in ekonomik sıçramasına, küresel krizle ABD'nin Çin'e ne denli bağımlı hale geldiğine ve ABD'nin Çin'e yönelik kaygılarını belirtti.
Obama ise ilk durak Tokyo'da 'ABD, Çin'i kıskaca almak peşinde değil' dedi.
ABD'nin böyle bir hedefi zaten gerçekçi olamaz. Çünkü ABD dünyada en yüksek borçlusu olduğu Çin'e ekonomik olarak teslim durumunda.
Çin'in 'bürokratik devlet kapitalizmi' bir dinamo gibi küresel ekonomiye de kan pompalayarak 'şimdilik' ayakta tutuyor.
Kendi kriziyle yere kapaklanan kapitalizm ise çıkışı hala bulamıyor,
Serbest piyasanın her derde deva olduğu masalı bitti ama büyük 'kar hırsının' yarattığı tahribat giderilemiyor.
Sınırsız kazanç ve arsız tüketimle azan kuralsızlık piyasaları, Batı'yı 'umutsuz hasta adama' çevirdi.
Finansal tahribat, kamu kaynakları talan edilerek telafiye çalışılıyor.     
Sanayi devriminde İngiltere'den başlayan tarihsel kapitalizm ise son üssü Çin'e sığındı.  
Bu yüzyılın ölümcül etkinliğe sahip silah ve stratejileri ekonomi referanslı.
Ve bunların yaratacağı sosyal tahribat ve çöküntü, savaşlardan daha derin yaşanacak.
Dünya sistemini kontrol edecek yegane güç ekonomi olacak. 
Son otuz yılda ekonomisini 46 kat büyütmüş ve dünyada gezen paranın büyük kısmının vatanı Çin'in rezervlerinde 2 trilyon dolardan fazla para duruyor.
Yabancı yatırımcılar da sağlam ve güvenilir Çin'e kapağı attılar.
Bu 30 yılda borç ekonomisiyle ve aşırı tüketerek 2000'de finans, 2008'de finans ve emlak sektöründe kriz yaşayan 'uluslararası kapitalizm' yenik.     
Çin ise görkemli büyümesiyle ABD ve Batı ile arasındaki farkı açtı, bu ülkeleri de kendine bağımlı kıldı.
ABD'in en büyük alacaklısı Çin kriz döneminde de ABD'yi destekledi.
Ama ABD artık borcunu nasıl ödeyeceğine şüpheyle bakılan borç batağına saplı bir ülke.
Doların dünyanın tek rezerv parası olmaya devam edip etmeyeceğini önümüzdeki zaman gösterecek. 
Çin ise yüz milyonlarca köleliğe yakın, en ucuz emeğe dayanan rekabet gücü ve bürokrasinin egemenliğindeki  toplumsal  yaşamla bürokratik devlet kapitalizmini uyguluyor.  
Piyasa üzerindeki sıkı devlet kontrolü Çin'i şimdiye dek kar hırsının sürüklediği krizlerden korudu.
Küresel sermayeye de ucuz iş gücü sunan ve garantileyen Çin, dünyanın dev üretim merkezi ve finans bekçisi.
Çin dev adımlarla dünya liderliğine kurulurken bürokratik otoriter yapısı da kapitalizmi kucaklıyor.
21. yüzyılın siyasi ve sosyal dönüşümlerinin  bekleneceği adres de belli oluyor.