AKŞAM GAZETESİ | Atılgan Bayar | 2009-12-01
Bugün iktidardaki heyet, siyaseten yakın hissettiğim bir heyet değil. Hayatım boyunca hiç AK Parti'ye oy vermedim. Eğer CHP, iktidar olmamak için elinden geleni yapmayı sürdürüp, milletin sinirini bozma çalışmalarına bir son verebilirse; AK Parti'ye gelecekte de oy vermeyi düşünmüyorum.
Ama söyler misiniz, bir siyasal analist olarak, iktidardaki siyasal heyete yakın hissetmiyorum diye, bile bile yalan mı söylemeliyim?
Habur'da yaşanan edepsizlikler yüzünden bütün bir 'Demokratik Açılım'ı yanlış, hata ve ihanet projesi olarak mı anlatmalıyım?
Bütün verileri yok sayarak,' AK Parti eridi, bitti, bu seçimden hezimetle çıkacak' mı yazmalıyım?
İran, Pakistan gibi bölge ülkeleriyle, Atatürkçü müktesebat ile bire bir örtüşen işlerini, 'Amerika'nın talimatıyla yapıyor, aslen bizim çıkarımızın hilafına' gibi mi göstermeliyim?
Atatürk'ün kurduğu parti, Misak-ı Milli'nin eksik parçası Musul'a bigane iken, AK Parti'nin Osmanlı'nın Musul Vilayeti ile giriştiği ekonomik entegrasyon çabasının önüne engel koymaya çalışıp, Kemalist havalar kazanmak için Kemalizmin özüne muhalefet mi etmeliyim?
Bütün dünyanın Türkiye'ye karşı olduğunu, Türkiye'nin yalnız ve zavallı bir ülke olduğu yalanını mı söylemeliyim?
Türkiye'yi Amerika'nın ve Avrupa'nın idare ettiğine iman da edebilirim mesela, başkalarının istediği gibi.
Bu, 'iktidar Ortadoğu ülkeleriyle yakınlaşıyor bizi Batı dünyasından kopartıyor' eşzamanlı tezi ile çelişecektir ama olsun... Neticede AK Parti'yi eleştiriyorsam sorun yok, değil mi?
Kategorik olarak içinde AK Parti geçen her konuda hiçbir şeyi sorgulamadan bu partiye saldırsam; yurtsever ve Kemalist ve Cumhuriyetçi sıfatlarına kolaylıkla sahip olabilirim...
Beni kahraman ilan etmeye hazır, ajite gruplar bekliyor nasıl olsa...
AK Parti'ye hiçbir tutarlılık beklenmeden yüklensem, AK Parti iktidardan düşecek, ben de büyük yazar olacağım, öyle mi sandınız?
Ama üzülmeyiniz...
Memleketin böyle birçok büyük yazarı var.
Her gün ülkeyi Amerika veya Avrupa'nın yönettiğini yazıyorlar... Bu kadir-i mutlak, bu her şeyi yöneten Amerika ve Avrupa'nın gücünün niçin bir türlü MHP ve CHP'ye yetmediğini açıklayamasalar da oluyor...
Her gün, bürokrasinin sinsi bir ihanete ortak olduğunu söylüyorlar.
Önce Hilmi Özkök'ü beğenmediler, sonra Yaşar Büyükanıt'ı, şimdi İlker Başbuğ'u...
Genelkurmay Başkanı olan herkesin bir kaide olarak muhakkak surette yanlış yaptığına iman ediyorlar.
Benim AK Parti'ye yaptığım şedid itirazları görmezden gelip, bu heyetin memleket hayrına işlerini de yazmama suç gözüyle bakıyorlar.
Dün Metro-poll'ün AK Parti'yi büyük düşüşte gösteren araştırmasına, 'bugün seçim olsa AK Parti yüzde 45 oy alır' diye muhalefet şerhi düştüm ya...
Zannediyorlar ki, ben yüzde 45 dediğim için, AK Parti yüzde 45 oy alabiliyor.
O halde içleri rahat etsin. İşte buraya yazıyorum:
AK Parti bitti. Kimse AK Parti'ye oy vermeyecek. Yüzde 1'i zor alır.
Yapın bir araştırma daha bakalım, AK Parti oylarını yerlerde bulacak mısınız?
Efendiler...
Türk demokrasi tarihinin bir kuralını anlattım. Türkiye'de seçmen; vazife verdiği parti, vazifesini tamamlamadan onunla hesaplaşmıyor. Onunla vedalaşmıyor.
AK Parti de açılım vazifesiyle yüz yüze. Bu süreç yaşanmadan AK Parti ile vedalaşmayacak. Bir şekilde önü kesilirse, aynı vazife tekrar kendisine veya devamına tevdi edilecek. Hep böyle oldu.
Ama inanç serbestisi var Türkiye'de...
İnanmayabilirsiniz, inanmak istemeyebilirsiniz... Ama siyaseti inanç düzeyinde algılamakta küçük bir sorun yok mu dersiniz?
Şöyle de sorabiliriz soruyu:
Size kalsa, daha dün, Abdullah Gül Köşk'e çıkamıyor; CHP ve MHP koalisyonu iktidar olmuyor muydu?
Sakın AK Parti iktidarını, muhaliflerinin gerçeklerle yüzleşmeme ısrarı da besliyor olmasın?
DÜZELTME
Dün, büyük bir hata yapıp; 'seçim sath-ı maili,' ifadesini 'sath-ı mahali' olarak yazmışım. Burhan Ayeri sağolsun, uyardı. İstanbul Türkoloji'den hocalarım fark edip, 'biz sana böyle mi öğrettik,' dememişlerdir umarım.